Ana Fikir:
• Bu kitabın amacı, hem çocuğun hem de ebeveynin kendisini keşfetmesini sağlamaktır. Hayatını kendisi çizen bağımsız bir çocuk, yapıcı bir şekilde davranır, çünkü böyle davranmayı ister. Davranışları korku veya takdir ihtiyacından değil, mutluluk ve sevgiden kaynaklanır.
• Kontrol etmenin yeni moda adı “iş birliğine teşvik”tir. Çocukları kontrol etmeye çalışmanın
hiçbir faydası yoktur, çünkü kontrole direnme içgüdüsel bir reflekstir. Kontrol, ebeveyn-çocuk bağına zarar verir, çocuğun kendine güvenini ve saygısını olumsuz etkiler.
• Ebeveynlik tarzımızı kendi ebeveynlerimizin ya da başkalarının beklentileri üzerine kurduğumuzda, beynimizde otomatik oluşan ama aslında çocuğumuzla ilişkimizde geçerli olması gerekmeyen düşünceler, çocuğumuzu ve kendimizi koşulsuz sevmeyi engeller ve kurduğumuz bağı zedeler. Bu düşünceleri fark ettiğimiz ve gözden geçirdiğimizde, bizim için gerekli olmayanlardan sıyrılmayı başarabilir, özgürleşebilir ve koşulsuz sevebiliriz.
• Sevildiğini ve değer verildiğini hisseden çocuk, kendini ifade edebilecek kadar güvende olduğunu hisseder. Bu şekilde, hayatını yönlendirme gücüne sahip, bağımsız ve güçlü bir birey olur.
• Sevgi ancak koşulsuz olduğunda sevgidir. Çocuğunuzun nasıl olması gerektiği konusundaki düşüncenizi değil, çocuğunuzu sevmelisiniz.
• Daha fazla öğrenmeye ve daha az öğretmeye cesaretiniz varsa, ebeveynlik olgunlaşmanızı ve büyümenizi sağlar.
• Ebeveyn, bir insanı şekillendirmenin imkansız olduğunu anladığında rahatlar.
• Çocuğumun ağlamasına nasıl tepki vermeliyim?
• Ağlama hem bir iletişim yöntemi, hem de yoğun duygularla baş edebilmeye yarayan duygusal bir beceri ve ihtiyaçtır.
• Bebeğinizin ağlamasına cevap verdiğinizde, ona kendi hayatı üzerinde kontrolü olduğunu, size güvenebileceğini ve önemli olduğunu öğretirsiniz.
• Bazen bebekler, ağlama ihtiyacı duyduğu için ağlar ve ağlamasına izin vermeyip sakinleştirmek için türlü yöntemler denediğinizde, bu ihtiyacını karşılayamaz. Kucağınızda ağlamasına izin verip, onun bu ihtiyacını sevgi, ilgi ve şefkatle onayladığınızı hissettirdiğinizde rahatlayacaktır.
• Çocuklar büyüdükçe kelimeleri kullanmaya başlar ama fiziksel ve duygusal acılarını hala gözyaşlarıyla ifade ederler.
• Çocuklar herhangi bir sebepten ötürü (dalga geçilme, inkar edilme, yadsınma, geçiştirilme, korkutulma, avutulma vb.) gözyaşlarını ve duygularını içlerine atmaya başlarsa; saldırganlık, tikler, uyku veya davranış bozuklukları gibi semptomlar gözlenebilir.