• Ana Fikir:
• Esas olan bebekle ebeveynin arasında kurulan ve geliştirilen bağdır.
• Ebeveynin bebeğin işaretlerini okuyabilmesi ve buna duyarlılıkla karşılık verebilmesiyle; bebeğin de kendini güvende hissederek daha “iyi” işaret vermesiyle bu bağ gelişir. “Şımartmamak” adına bu işaretlere duyarsız tepki verilirse, bebek de işaret vermekten vazgeçebilir ve karşılıklı güvensizlik gelişebilir.
• Doğal ebeveynliğin bağlanma araçları; bebekle doğumda bağlanmak, onu emzirmek ve askıda (baby sling) taşımak, ağlamasına hızlı ve duyarlı karşılık vermek, bebekle birlikte ya da ona yakın uyumak, “uzman eğiticiler”in bebeklerin belli kurallarla büyütülmesi ya da şımartılmaması gerektiği gibi tavsiyelere temkinli yaklaşmak ve tüm ailenin ihtiyaçlarını denge gözeterek karşılamaktır.
• Her anne kendi bebeğinin uzmanıdır.
• Bebekler neden ağlar?
• Bebekler ağlayarak iletişim kurarlar.
• Bebeğin ağlaması mükemmelleşmiş bir işarettir. Dikkat çekecek kadar rahatsız edicidir ama bırakıp kaçma isteği doğurmaz.
• Bebekler ağlamalarına cevap verildiğinde çoğunlukla ağlamayı keserler. Ağlama bağlanmayı sağlar.
• Bebeğinizin ağlamasına hem kulaklarınızla, hem de kalbinizle cevap verin.
• Bebeğinizin ağlamasına duyarlılıkla cevap verdiğinizde, bebeğiniz sinyal verme-cevap alma ilişkisini giderek daha iyi öğrenir ve ağlama ihtiyacı azalır.
• Emzirilen, askıda taşınan ve ebeveynleriyle birlikte uyuyan bebekler kucakta daha fazla zaman geçirdiği ve ten teması kurabildiği için çoğunlukla daha az ağlar.
• William Frey “Crying: The Mystery of Tears” kitabında; duygulanarak içten ağlama ile göze bir şey kaçması sebebiyle ağlama arasında fark olduğunu, içten ağlamada göz yaşlarının stres hormonu ile endorfin (beyinde iyi durumlar yaratan hormon) benzeri hormonlar içerdiğini ve insanların ağlayarak rahatladığını fizyolojik olarak göstermiştir.
• Bebeğimin ağlamasına nasıl karşılık vermeliyim?
• Ebeveynin görevi bebek ağladığında onun susmasını sağlamak değildir. Ebeveyn bebeğin ağlamayla anlatmaya çalıştığı ihtiyacını anlamaya ve karşılamaya çalışır, bazen bebeğinizin ihtiyacı sadece ağlamak olabilir. Yine de bebeğinizi hiçbir zaman ağlamaya bırakmayın.
• Bebeğinize kulak verirseniz, o da size kulak verecektir.
• Bebeğinizin ağlama ihtiyacını azaltacak koşullar yaratın.
• Bebeğinizin ağlamasına şımarma değil, iletişim gözüyle bakın.
• Bebeğinizin ağlama öncesi sinyallerini (endişeyle bakmak, kollarını çırpmak, heyecanla nefes alıp vermek, dudaklarını titretmek, kaşlarını çatmak veya meme emer gibi bükülmek gibi) yakalamaya çalışın. Ağlama aşamasına gelmeden ihtiyacını karşılayabilirsiniz.
• Hızlı cevap verin. Bebeğinize ona ancak şiddetle ağlarsa cevap vereceğinizi öğretmeyin.
• Bebeğinizin endişeli olduğunuzu hissederse huysuzlanacak, hatta panikleyecektir. Sakin olun, sakin görünün.
• Bebeğimi ağlamaya bırakırsam ne olur?
• Bebeği ağlamaya bırakarak ona ağlamamayı öğretmeye çalışmanın altındaki varsayım, bebeğinizin ağlamasının hiçbir anlamı olmadığıdır.
• Bebekler iletişim kurmak için ağlarlar. Ağlamak bastırılması gereken, aksi halde çocuğu şımartacak bir alışkanlık değildir. Bebekler ağlamaktan keyif almaz.
• Bebeğinizin ihtiyacını karşılamadığınız sürece, ağlama nedenini ortadan kaldıramazsınız. Sadece çaresiz bebeğinize iletişim kurma çabasının bir faydası olmadığını öğretmiş olursunuz.
• Ağlamaya bırakılan bebek, iletişim kurma becerisini ve kendisine bakan kişilere duyduğu güveni kaybeder. Kendisini güçsüz, değersiz ve çaresiz hisseder.
• Bebeğinin ağlamasına karşı kendini duyarsızlaştıran ebeveyn, bebeğinin lisanını anlama becerisini kaybeder. İletişim iki taraflıdır.
• Ağlamaya bırakılan bebekler ebeveynine güvenle bağlanamadığı için, ebeveynlerine daha yapışkan olur ve bağımsızlaşması daha uzun sürer.
• Ağlamanın akciğerlere faydalı olduğu da yanlış bir inanıştır. Şiddetli ağlama bebeğin kanındaki oksijen miktarını azaltır ve stres hormonlarını artırır.
• Bebeğimin ağlaması nasıl seyreder?
• Bebeklerin ağlaması normalde çan eğrisine benzer.
• Bebeğin ağlamasının şiddeti artarken, ebeveynde empatik bir tepkiye yol açar ve bebeğini rahatlatma isteği yaratır. Bu bağ kurma aşamasıdır.
• Bebeğin ağlamasına hızlı bir cevap verilirse, bebek yavaş yavaş sakinleşmeye başlar, ağlamanın şiddeti azalır. Bu sakinleşme aşamasıdır.
• Bebeğin ağlamasına tepki verilmezse, ağlama giderek şiddetli ve rahatsız edici bir hal alır. Çan eğrisi yerine giderek yükselen bir J eğrisine benzer. Ebeveynde rahatlatma isteği yerine kaçma isteği yaratır. Bu sakinleşme yerine uzaklaşma aşamasıdır.
• Bebek hala cevap almazsa, karşılıklı öfke gelişir. Bebek ilgi göremediği için ebeveynine, ebeveyn de sakinleştiremediği için bebeğine öfke duyar.
• Bebeğim çok fazla ağlıyor.
• Elinizden geleni yaptığınız halde bebeğiniz çok fazla ağlıyorsa, bu sizin suçunuz değildir, vicdan azabı çekmeyin, anne-babalık becerinizden şüphe etmeyin.
• Talepkar bebeklerin ihtiyacı ağlamaya bırakılma ya da programa sokulma değil, doğal ebeveynliktir.
• Bebeğinizin tıbbi bir sıkıntısı olup olmadığını araştırın.
• Herşeye rağmen bebeğiniz hala ağlıyorsa, kucağınızda ağlamasına izin verin.
• Bebeğinize “daha iyi ağlamayı” öğretin. Bebeğinize sakin ve rahat bir ses tonu ve vücut diliyle karşılık vermek, ona güven verecek ve sakinleşmesini kolaylaştıracaktır.
• Dinlenin. Kendinize zaman ayırabilmek için yardım alın.
• 1 yaşındaki bebeğinize kendi kendisine sakinleşebilmesi ve duygularıyla başa çıkmayı öğrenmesi için fırsat verin. Mızıldanma/ağlama şekline göre ona biraz zaman verin. Bu, ağlamaya bırakmaktan farklıdır.