Beden Dili: Burak Kürkçü’nün Kaleminden Notlar

 

• Bebekler beden diliyle mesaj verebilir mi?

• Beden dili, insanların beş duyu organlarıyla algıladıkları olaylara ilişkin olarak jest ve mimiklerle tepkilerini sözsüz olarak dile getirmeleridir.
• İlkel beyin olarak da adlandırabileceğimiz beyindeki limbik sistem, hayatta kalabilmek için gerekli biyolojik tepkileri anlık olarak ortaya çıkaran kısımdır.
• Beden dilindeki jest ve mimikler, limbik sistemin verdiği anlık kararların yansıması olarak refleks gibi çıktığından; genellikle limbik sistem dürüst beyin olarak adlandırılır.
• Neo-korteks denilen ve gelişmiş beyin olarak adlandırılan kısım ise, insanların konuşmayı öğrendikçe ve sosyalleştikçe gelişen kültürel ve sosyal normal çerçevesinde kendine uyguladığı oto-kontrolü düzenlediğinden, yalan söylemeyi beynin bu kısmıyla öğreniriz. Henüz konuşamayan, yalan söylemeyi öğrenmemiş olan ve hayatta kalma güdüsüyle hareket eden bebekler beden dilini en usta şekilde kullanan canlılardır.

 

• Bebeğimin/çocuğumun bakıcısının ona kötü muamele yaptığını nasıl anlarım?

• Genel kanı kendisine zarar veren ya da kötü davranan birini görünce, çocukların ve bebeklerin huysuzlanıp hareketleriyle tepki göstereceği şeklinde olsa da, gerçekte durum bunun tam tersidir.
• Bebekler de diğer tüm canlılar gibi bir tehlike gördüğünde hayatta kalma içgüdüsüyle ilk tepki olarak donmayı seçerler.
• Nasıl ki bir kedi, yabancı bir insan görünce kaçmak yerine önce hareketsiz şekilde donup kalarak kendisini hedef olmaktan çıkarmaya çalışıyorsa; çocuklar ve bebekler de bir tehlikeyi görünce cansızmış gibi donup hareketlerini mümkün olduğunca kısıtlama eğilimi gösterirler.
• Bu hareketsiz kalma çabası, tehlike unsuru tarafından fark edilmeyeceklerini sanmalarından kaynaklı bir limbik sistem uyarısıdır. Bu sebeple, bakıcınız odaya girdiğinde çocuğunuz veya bebeğinizin hareketlerinde dikkat çekici bir azalma görüyorsanız, eve fazladan birkaç kamera kurmayı düşünebilirsiniz.

 

• Ağlamaya başlayan bebeğimin ağlamayı kesmesi için ne yapmalıyım?

• Elbette açlık, uykusuzluk, gaz ya da farklı biyolojik ihtiyaçlardan ve rahatsızlıklardan ötürü bebeklerin ağlayarak sizin dikkatinizi çekmeye çalışması doğaldır. Ama bazen sırf kendisiyle ilgilenilmediği ya da canı sıkıldığı için huysuzluktan ağlayan bebeğinizi susturmak için de yoğun bir mücadeleye girersiniz.
• İkinci grupta sayılan sebeplerden ötürü ağlayan bir bebeğin ağlamasını bitirmenin en kolay yolu, beden dilindeki aynalama dediğimiz tekniği uygulamaktır.
• Çılgınca ağlarken çok kısa sürelerde de olsa susup tekrar ağlayan bebeğinizin karşısına geçin, onun takındığı yüz ifadesinin aynısıyla ve onun çıkardığı tonda bir sesle ağlama numarası yapın, ses tonunuzu yavaş yavaş azaltırken, yüz ifadenizi yavaş yavaş tebessüm eden bir hale dönüştürün. Bebeğinizin de istemsiz şekilde size aynalama yaptığını ve yavaşça sustuğunu göreceksiniz.

 

• Bebeğimin karakterinin yumuşak mı, sert mi olacağını nasıl anlarım?

• Bebekler gelecekte karakterlerinin nasıl olacağına dair pek çok ipucunu ilk 1 yıl içinde beden dilleriyle vermeye başlarlar.
• Mesela, çocuğunuz kucağınıza gelmek için kollarını size doğru uzattığında; avuç içleri yukarı mı dönük, aşağı mı dönük diye bakarsanız; avuç içleri yukarı dönük bebeğin ileride uyumlu, yumuşak başlı ve uzlaşmacı olacağını, aşağı doğru bakarsa daha sert, az inatçı ve biraz dominant bir karakter sahibi olacağını anlayabilirsiniz. Bu ve bunun gibi pek çok hareket aslında çocuğunuzun karakteriyle ilgili ipuçlarını sizin önünüze sermektedir.

 

• Bebeğim benim beden dilimi okuyup, duygularımı anlayabilir mi?

• Söz konusu beden dili ve duyguları anlama olunca, bebekleri asla hafife almayın.
• İnsanlar boyun bölgesinden yaydıkları feromon hormonuyla duygusal durumlarına dair mesajları iletirken, jest ve mimikleriyle de bu duygusal durumu görsel olarak aktarırlar.
• Anneler bebeklerini kucakladıklarında bebeğin başı annenin boynuna ne kadar yakın olursa, şefkat duygusunu iletecek feromon hormonunu bebek o kadar kolay algılar ve huzurlu olur.
• Bebeğiniz göz bebekleri büyümüş şekilde size baktığında, en yoğun zamanınızda bile olsanız, sadece avuç içleriniz yukarı bakacak şekilde kollarınızı havaya (saat 10’u 10 geçe pozisyonunda) açıp, başınızı hafif sağa yatırarak ona tebessüm dolu bakmanız yeter. Göreceksiniz ki çocuğunuz tüm dünya kendisinin olmuşçasına mutlu olacaktır.
• Yaramazlık ya da istenmeyen bir davranış yapan bebeğinizi uyarmak için “Yapma, Etme” gibi olumsuzluk eki içeren talimatlar vermeniz hiçbir işe yaramayacaktır. Çünkü bebeklerin beyni olumsuzluk ekini tanımlama evresine henüz geçmemiştir ve bu kelimelerde sadece “yap, et” kısmını algılayacaktır. En sağlıklısı, yapmasını istemediğiniz bir fiile yaklaşan bebeğinizi görünce; avuç içleriniz karşıya bakacak şekilde bebeğinize iki elinizle “dur” işaretini yapıp, kaşlarınızı havaya kaldırmak ya da burun büzüştürmektir.
• Burun büzüştürmek bebeklerin sevmedikleri bir tat, koku veya olay olduğunda ilk verdikleri tepki olduğundan, istenmeyen durumlarda sizin burun büzüştürmenizi de olumsuz davranışlarına bir tepki olarak algılarlar.
• Elinizle, başınızla, bacaklarınızla ve ayaklarınızla gösterdiğiniz jestler ile yüzünüzdeki makro ve mikro ifadelerle ortaya koyduğunuz mimikler, bebeğinize sayısız mesaj iletir ve her bir mesaj üzerinde ayrı ayrı durulması gereken konulardır. Ama şunu unutmayın ki, sizin farkında bile olmadığınız pek çok jest ve mimiğiniz, çocuğunuzun gelişim psikolojisinde karakter oluşumu için büyük öneme sahiptir.

 

• Bebeğimin benimle oynamak istediğini ya da kendi halinde kalmak istediğini nasıl anlarım?

• Bebekler hayatta kalabilmek için beden dilini en usta şekilde kullanan canlılar olarak, ilgi ve oyun istediklerinde ya da sevdikleri birini gördüklerinde, dizlerini sallayarak havayı tekmelemeye başlarlar ve kolları iki yana açılır
• Göz bebeklerini büyüterek en sevimli hallerini alacaklarını bildiklerinden, ilgi isteyen bebeği kocaman göz bebekleriyle her yerde anlarsınız.
• Kendi haline bırakılıp, ilgiye o anlık ihtiyacı olmayan bebekler ise uzaklara bakmaya, başını farklı yöne çevirmeye ve kendi ayağını ağzına alıp kendi dünyasının gizemini çözmeye meyillidir.

*Bu yazıyı değerli dostum Burak KÜRKÇÜ kaleme almıştır; eline, emeğine, bilgisine sağlık! Kendisinin beden dili, liderlik ve müzakere teknikleriyle ilgili eserlerine buradan ulaşabilirsiniz.

Yorum bırakın