Çatışmalar: Harvey Karp “Mahallenin En Mutlu Bebeği” Kitabından Notlar

 

Ana Fikir:

• Döllenmeden yetişkinliğe doğru giden süreç, ilk tek hücreli canlının modern insana dönüşme sürecindeki birçok evreyi anımsatır.
• 1-4 yaş arası çocuklar “küçük yetişkin”den çok, ilkel bir mağara adamına benzer.
• Çocuğunuzla iletişim kurabilmek için, onun mağara adamına benzeyen bakış açısını ve dilini anlamalı, ona aynı dille karşılık verebilmelisiniz. “Tarih Öncesi Ebeveynlik” etkilidir.
• Başarılı iletişim kurabilmek için onun güçlü ve özgüvenli hissetmesini sağlayacak şekilde sınır koymak ve disiplin sağlamak önemlidir.

 

• Çatışma esnasında çocuğumun onurunu nasıl korurum?

• “Fast Food” kuralını uygulayın. “Yumurcak-ça” diliyle söylemeye çalıştığı şeyi tekrarlayın. (Bu konunun detayları “İletişim” başlığında yer almaktadır.)
• Seçenekler sunun ve tercihlerini gerçekleştirin.
• Bazı küçük çatışmaları kazanmasına izin verin ki, o da diğerlerini kazanmanıza direnmesin.
• Orta noktada buluşun. Uzlaşmak zayıflık değildir.
• Azarlamayın ve dalga geçmeyin. Özgüvenini zedelemeyin.
• Herkesin kazanacağı çözümler yaratmaya çalışın. Amacınız basit bir kavgayı kazanmak değil, çocuğunuzu kazanmak olsun.

 

• Araba koltuğuna oturmayı reddeden çocuğumu o koltuğa saygıyla nasıl oturtabilirim?

• Çocuğunuzu koltuğa oturturken tüm gücünüzü kullanın, yine de saygılı olun.
• “Fast Food” kuralını “Yumurcak-ça” dilinde uygulayarak “Hayır, hayır, oturmak istemiyorsun, hiç istemiyorsun, hayır, oturmak istemiyorsun… Çok üzgünüm, ama baba seni oturtmak zorunda. İstiyorsan bağırmaya devam et. Baba birazdan sevdiğin şarkıyı açacak.” diyebilirsiniz.

 

• Çocuğumu “dedikodu” ile işbirliğine nasıl yönlendirebilirim?

• Fısıltıyla söylenen şeyin önemli bir şey olduğunu çocuklar da bilir ve dikkat kesilir.
• Çocuğunuzla ilgili olumlu bir yorum/övgüyü yanınızdaki birine, kediye hatta oyuncak ayıya abartısız ama çocuğunuzun duyabileceği bir fısıltıyla, sır verir gibi söylediğinizde, çocuğunuz dikkat kesilecektir.
• Biri size “Çok güzelsin” dediğinde kibarlık yaptığını düşünebilirsiniz. Ama bu kişi sizin çok güzel olduğunuzu bir başkasına söylediğinde ve siz kulak misafiri olduğunuzda, bu iltifatın sizin üzerinizdeki etkisi daha farklı olur.
• Bu şekilde çocuğunuzu övebilir (“Pşşt, kedicik! Jake bugün bütün bezelyelerini bitirdi, biliyor musun?”), mesaj verebilir (“Ayıcık, Helen bugün köpekten korktu. Ben de ona nasıl cesur olacağını gösterdim, köpeğe de ‘Köpekçik kızları lütfen korkutma’ dedim.) ve yardım isteyebilirsiniz (“Boncuk, keşke bu oyuncakları toplamak için bana yardım eden biri olsaydı!”).

 

• Çocuğumu masallarla işbirliğine nasıl yönlendirebilirim?

• Masallarla mesaj iletmek, çocuğunuz bir şey öğrendiğinin farkında olmadığı için etkili bir yöntemdir. Çocuğunuza özel masallar geliştirebilirsiniz.
• Anlatacağınız masalın gelişme bölümünde öğretmek istediğiniz dersi anlatabilirsiniz. Masalınızın mutlu sonla bitmesi, çocuğunuzun düzen ve güven duygusunu tatmin eder.
• Masalınızın ana karakterleri sevimli hayvanlar olsun. Hikâyenizde küçük çocukları kullanmayın ki, masalınız fazla gerçekçi ve ürkütücü olmasın.
• Masalı anlatırken, sesinizi çocuğunuzun dikkatini canlı tutacak şekilde yükseltip, alçaltın ve fısıldayın.
• Masalınızda ana karaktere yardım eden bir melek, peri, konuşan kurbağa ya da arkadaş canlısı ağaç da olsun.
• Masalınıza mutlaka homurdan, çirkin ve sonunda cezalandırılan “kötü” bir hayvan da ekleyin. Çocuğunuzun dünyasında korkutucu unsurlar da vardır.

 

• Çocuğumu ters psikoloji ile işbirliğine nasıl yönlendirebilirim?

• 18. aydan itibaren çocuklarda meydan okuma ve inatlaşma dürtüleri güçlenir. Yapmasını istediğiniz şeyin tam tersini çocuğunuzdan istediğinizde, sırf meydan okumak adına, yapmasını istediğiniz şeyi yapması muhtemeldir.
• Sahiplenme duygusunu hedefleyebilirsiniz. Örneğin ofisteki masanızdaki bir eşyayı eve götürmek istediğinde, “Tamam götürebilirsin. Ben de senin ayakkabılarını alacağım.” diyebilirsiniz.
• “Yapmayacağı şeyi” oyuncaklarına ya da hayali arkadaşı üzerinden söyleyebilirsiniz. Çocuğunuz ayakkabısını giymek istemediğinde, “Oyuncak ayı ayakkabılarını giymemeni istiyor! Çünkü o bir ayakkabı canavarı, ayakkabılarını yiyecek!” diyebilirsiniz.
• “Tersini yap günü/saati” oynayabilirsiniz. Oyunun kuralına uygun bile olsa, çocuğunuz söylediklerinizin tersini yaptığında, meydan okuma isteğini tatmin edecektir.

 

• Çocuğuma sabretmeyi nasıl öğretebilirim?

• 1 yaşındaki çocuğunuz mızmızlandığında onun gözlerinin içine bakın ve dikkatini çekmek için ellerinizi çırpın. Sonra “Bekle!” deyin ve birkaç saniye ona bakmadan “Bir.. iki… üç…” diye yüksek sesle ve parmaklarınızla sayıları göstererek sayın. Sonra hemen çocuğunuza dönün ve sabrını ilginizle ödüllendirin.
• 2 yaşından itibaren çocuğunuz için saymak yerine saati kurun. Ona saatin alarmı çaldığında oyun oynayacağınızı anlatın. Saati önce 10 saniyeye kurun, sonra gün içinde tekrarlayarak 30 saniyeye kadar çıkarın. Alarm çalmadan sizi bölmeye çalışırsa, onu umursamayın. Alarm çalınca ona teşekkür edin ve oyuna başlayın.
• Mutlaka sözünüzde durun, size olan güvenini kırmayın.
• Çocuğunuz beklemekte zorlanıyorsa, onun hislerini kelimelere dökün. “Keşke şimdi oynayabilsek! Keşke hep oynayabilsek! Beklemek… Çok sıkıcı! Çok sıkıcı!!!”. Beklerken yapabileceği faaliyetleri gösterin.
• Siz de sabırlı davranın. Çocuğunuzun bir işi kendi başına yapabilmesi (örneğin merdiven çıkması) elbette uzun sürecektir. Onu bunaltmadan sevgiyle izleyin, sonra bunları özleyeceksiniz.
• Çocuğunuzla güç savaşına girmeyin. Diş fırçalamak gibi aktiviteleri oyuna çevirip, çocuğunuzun rahatlamasını sağlayın.

 

• Rutin “ilgi zamanı” nedir?

• İlgi zamanı, gün içinde sadece çocuğunuzla sevgi ve şefkatle ilgilendiğiniz herhangi bir aktivedir.
• Olumsuz davranan ve öfke krizleri yaşayan çocuğunuzu daha mutlu ve uyumlu hale getirecek en iyi yol, onu sevgi, saygı, tutarlılık ve oyunla beslemektir.
• Gün içindeki ilgi zamanlarını bir rutine çevirdiğinizde, çocuğunuz kendini güvende ve iyi hisseder. Rutin çocuklar için çok önemli bir ihtiyaçtır.
• Çocuğunuz çoğunlukla ondan başka herkesin anladığı sözcüklerin ortasında yaşar ve kendini huzursuz veya dışlanmış hissedebilir. Rutinler çocuğunuz için tanıdıktır, çocuğunuzun anlama ve ait olma duygularını güçlendirir.
• Rutinler çocuğunuzun zaman kavramını geliştirir, zamanı takip edebilmesini sağlar.

 

• Rutinler zaman içinde nasıl değişir?

• 12-24 aylık şempanze çocuk ve neandertal: Tanıdık rutinler çocuğunuzun kendisini yeni heyecanlara hazırlamasını sağlar. Rutin olmadığında, yeni deneyimler çocuğunuzu boğabilir ve strese sokabilir.
• 24-36 aylık mağara çocukları: Rutinler bu yaş grubunun “önceden bilme” arzusunu tatmin eder. Çünkü bu yaş grubundaki çocuk, bir şeyi anlamak için çok çaba sarf eder ve onun aynı kalmasını ister. Bu yüzden misafirin “Baba’nın koltuğuna” oturması, onun kafasını karıştırır ve bu konu onun için yeniden anlaması gereken bir konu halini alır.
• 36-48 aylık yetenekli köylü çocuk: Bu çocukların dünyayı giderek daha iyi anlaması, yeni korkular ve endişeler hissetmelerine sebep olabilir. Rutinler onlar için “her şeyin yolunda” olduğunun anımsatıcısıdır. 2 yaş çocukları her aşamada “aynılık” talep ederken, 3 yaş çocuğu küçük değişikliklere açıktır.
• Rutininizi özel ritüellerle gerçekleştirirseniz, daha eğlenceli hale gelebilir (örneğin dış fırçalama şarkısı, arabaya bindiğinde aynı şarkının çalması, çocuğunuzun ertesi gün giyeceği kıyafetleri hazırlarken yerde korkuluk yapması, yemekten sonra davul çalması gibi).

 

• Çocuğumun günlük rutinine hangi aktiviteleri/eşyaları ekleyebilirim?

• Uyku öncesi masaj, çocuğunuzu rahatlatır, nazik ve samimi olmayı öğretir ve sakinleştirir. Çocuğunuzun bağışıklık sistemi güçlenirken, sizin de stresiniz, sıkıntınız, huzursuzluğunuz azalır. Ayrıca dokunmanın beyindeki öğrenme güdüsünü tetiklediğine dair çalışmalar mevcuttur.
• Favori battaniye/oyuncak çocuğunuzun uykuya dalmasını kolaylaştırır ve korktuğu zamanlarda sakinleştirir. Bu battaniye/oyuncak, özellikle stresli zamanları daha sakin atlatabilmek için, bir nevi “taşınabilir rutin” olmaktadır. Bu objeleri asla ceza olarak elinden almayın.
• Biberon, emzik ya da parmak emmek, 1-4 yaş arası çocuklar için normal ve rahatlatıcı bir eylemdir. Emzik ya da parmak emme yatkınlığı genetiktir, nadiren güvensizlik ve duygusal olarak olgunlaşamamanın işaretidir.
• Günün belli saatlerinde kısa “özel zaman”lar planlayabilirsiniz. Gün içinde bunun reklamını yapın, özel zamanının geldiğini özel bir şarkı ve dansla duyurun, 5-10 dakikalığına saatinizi kurun, bu süre içinde yalnızca çocuğunuza yoğunlaşın ve onun seçtiği bir oyunu oynayın, alarm çaldığında çocuğunuza teşekkür edin ve yine özel bir dans ve şarkıyla bitirin. Bunun normal oyun zamanlarınızda farkı, yalnızca ona yoğunlaşmanız, yaptığınız reklamla yarattığınız heyecan ve normal oyun zamanlarının üzerine “bonus” olma niteliğidir; bu yüzden normal oyun zamanının yerine geçmez. İki kısa özel zaman, bir uzun özel zamandan iyidir. Asla özel zamanı iptal etmekle tehdit etmeyin.
• Çocuğunuzu uykuya hazırlarken, onun güçlü yanlarını, olumlu hareketlerini, iyi huylarını ve ona olan hislerinizi sevgi dolu ve şefkatli bir tonda kulağına fısıldayın. “Onaylama” çocuğunuzun özgüvenini geliştirecektir. Abartmayın, spesifik olun (“Çok güzel resim yapmışsın!” demektense “Resmindeki evi çok beğendim!” daha etkilidir).
• “Sihirli/mutlu nefes oyunu” ile çocuğunuza derin derin nefes almayı ve vermeyi öğretin. Ağzınızla küçük bir “o” şekli yapın, ıslık sesi ve kollarınızı indirip kaldırarak yüksek sesle nefes alıp verin. Her nefes ortalama 6 saniye sürmeli ve nefesi aldığınızdan uzun sürede vermelisiniz. Başlarda 1-2 derin nefes alması yeterlidir. Bu rutin 30. aydan itibaren daha çok işe yarar.

 

• 1 yaşındaki çocukların en çok sıkıntı çektiği konular nelerdir?

• Öfke krizleri/huysuzluk nöbetleri.(Bu konunun detayları “Öfke Krizleri” sayfasında yer almaktadır.)
• Sokakta gelen krizler.
• Uyku problemleri. (Bu konunun detayları “Uyku” ve “Uyku Eğitimi” sayfalarında yer almaktadır.)
• Isırmak.

 

• Çocuklar neden ısırır?

• Çocuklar ısırarak kızgınlık ve sıkıntı duygularını ifade eder.
• Çocuğunuz küçükse, aç ya da diş çıkardığı için ısırıyor olabilir.
• Isırdığında aldığında tepki, çocuğunuzun ısırmaya devam edip etmeyeceğini büyük ölçüde belirler.
• Çocuğunuz 4 yaşına geldiğinde ve kendisini iyi ifade edebildiğinde ısırmayı bırakacaktır.

 

• Çocuğumun ısırmaması için ne yapabilirim?

• Çocuğunuz açsa besleyin, diş çıkarıyorsa diş kaşıyıcı veya (doktorunuzun tavsiyesiyle) ağrı kesiciyle onu rahatlatın.
• Çocuğunuzu dışarı çıkararak enerjisini harcamasını sağlayın.
• Kuralı anlatmak için yan kapı mesajlarını kullanın. Oyuncak ayıya çocuğunuzun ısırmasından hiç hoşlanmadığınızı, “dedikodu” yaparak anlatın. Ya da çocuğunuza, ısıran bir kurbağanın sonuçta arkadaş bulamadığını anlatan bir masal uydurun. Kurbağa arkadaş bulamayınca, dişliği ısırabileceğini ve bu şekilde hem kendisi rahatlarken, hem de arkadaş bulabileceğini mutlu bir sonla anlasın.
• Diğer çocukların yanındayken, sorun yaratabilecek ortamlardan kaçının. Herkese yetecek sayıda, yaşlarına uygun oyuncaklar olduğundan emin olun.
• Çocuğunuzun ısıracağını hissettiğinizde, sert bir ifadeyle “Isırmak yok! Isırmak yasak! Sadece yemek ısırılır!” deyin (“Fast Food” kuralının sırası değildir).
• Kuralı ciddi bir şekilde söyledikten sonra çocuğunuzun yüzüne bakmayın. Bazı çocuklar yüzüne bakmayı devam ettiğinizde meydan okuma ihtiyacı duyar.

 

• Çocuğum beni/bir başkasını ısırdığında ne tepki vermeliyim?

• Sert bir sesle “Hayır!” deyin, homurdanın, kaşlarınızı çatın, el çırpın, ayaklarınızı yere vurun ve bir süre çocuğunuza yüz vermeyin.
• Bu uyarılara rağmen tekrar ısırırsa, mola vermek faydalı olacaktır.
• Isırılan bir başka çocuk ise, kendi çocuğunuzu 1-2 dakikalığına yok sayarak ısırılan çocukla ilgilenin. Çocuğunuza gösterdiğiniz (olumsuz da olsa) ilginiz, çocuğunuza ısırma karşılığı bir ödül gibi gelebilir (“hiç yoktan iyidir”); onu ödüllendirmeyin.

 

• Bir başka çocuk benim çocuğumu ısırdığında ne yapmalıyım?

• Sanıldığının aksine, agresif çocuklar utangaç çocuklara göre daha fazla ısırılır. Çünkü agresif çocuklar oyun oynarken fark etmeden arkadaşlarını rahatsız edip, savunma mekanizmalarını harekete geçirebilir.
• Çocuğunuz ısırıldığında tam olarak ne olduğunu öğrenin ve bir daha tekrarlanmaması için (varsa öğretmeni/bakıcısıyla birlikte) önlem almaya çalışın.

 

• 2 yaşındaki çocukların en çok sıkıntı çektiği konular nelerdir?

• Ayrılık kaygısı/endişesi.
• Yemek seçmek.
• Tuvalet eğitimi (Bu konunun detaylı “Tuvalet Eğitimi” sayfasında yer almaktadır.).

 

 

• 3 yaşındaki çocukların en çok sıkıntı çektiği konular nelerdir?

• Çocuğunuzun gelişen bakış açısı, korkularının ona çok gerçek gözükmesine neden olabilir.
• Düşünce hızında konuşamayan çocuğunuz kekeleyebilir.
• İlaç içmek bir çatışma konusu olabilir.
• Yeni doğan kardeş çocuğunuzun ihtiyacı olan ilgiden çalabilir.

 

• Çocuklar neden korkar?

• Çocuklarda belirli bir korkuyu neyin tetiklediğini anlamak zordur.
• Aile içinde yaşanan bir stres (yeni kardeş, kavga, hastalık), olağan üstü durumlar (yaralanma, deprem, araba kazası), televizyonda gördüğü bir görüntü, dalga geçilmesi (“Kuşlar seni saçlarından ağaca asacak”) ya da bir şeyi yanlış yorumlaması (“Karıncalar piknikteki bütün yiyecekleri götürdü”) bir korkuyu tetikleyebilir.
• Küçük çocuklar ani şeylerden (gök gürültüsü, havai fişek, köpek havlaması) korkar ve çocuğunuza sarılıp ilgi gösterdiğinizde bu korku yok olur.
• 3 yaşından itibaren çocuklar daha zor yatıştırılan korkular (kötü adamlar, canavarlar, cadılar) geliştirebilir. Çünkü gelişen beyni sayesinde, birçok kişiden ve şeyden küçük olduğunun bilincine varır ve kendisini korumasız hisseder. Ayrıca, kendi ilkel dürtülerini (ısırmak, vurmak gibi) kontrol etmeye çalışırken, bu dürtüleri gölgelerle, yabancılarla ya da hayvanlarla özdeşleştirebilir.
• 3 yaş çocuğu her şeyin mümkün olduğuna inanır ve mantık ilişkilerini kurmaya başladıkça, kuramadığı ilişkileri “sihre” yormaya başlar. Bu yüzden bir canavarın kendisini yiyeceğinden korkabilir.

 

• Çocuğumun korkularını yenmesini nasıl sağlayabilirim?

• Korkunun yarattığı huzursuzluk ve endişeyle ilgilenmezseniz, çocuğunuzda yaramazlık, agresiflik, tek başına kalamama, tırnak yeme, mastürbasyon, çeşitli fobiler, kendini geri çekme, tuvalet ve uyku problemleri gibi sıkıntılar görülebilir.
• Çocuğunuzun korkularını asla küçümsemeyin veya mantıksız olarak etiketlemeyin.
• Korkuyu hemen dağıtmaya çalışmayın. “Dolapta cadı olmadığını” göstermek çocuğunuzu sakinleştirmeye yetmeyecektir. Çocuğunuzun endişesini sevgi ve saygıyla karşılayın ve “Yumurcak-ça” diliyle onu sakinleştirin.
• Korkusunu onun mantık seviyesine hitap edecek şekilde bertaraf edin. Mantıkla korkusunun anlamsız olduğunu açıklamaya çalışmanız, onu daha da korkutacaktır. “Dinozorlar sarımsak sevmezmiş, gel şuraya biraz sarımsak sürelim ki buraya dinozorlar giremesin!” gibi bir açıklama onu daha kolay sakinleştirir.
• Koruyucu özel bir bilezik, bebek, battaniye ya da “sihirli su spreyi” gibi tılsımlar kullanın.
• Her gece yatmadan önce “görünmez koruyucu giysi”sini giydirin.
• Korkunun resmini çizin. Çocuğunuzun bunu karalamasına, kağıdı yırtmasına ve parçalamasına izin verin.
• Korkuyla ilgili kitaplar okuyun.
• Çocuğunuzla birlikte onun korkularıyla savaşma oyunları yapın.
• Çocuğunuza ona neyin yardımcı olabileceğini sorun.
• Çocuğunuzun korkusuyla ilgili kendiniz de bir huzursuzluk hissediyorsanız, çocuğunuzun yanında sakin görünmeye çalışın. Çocuğunuz sizin huzursuzluğunuzu çok kolay hisseder ve daha da çok korkar.

 

• Çocuklar neden kekeler?

• Çoğu çocuk yalnızca 2-3 hafta (ya da birkaç ay) boyunca kekeler ve bu durum ebeveynlerin paniklediği ölçüde ciddi bir problem değildir.
• 3 yaş çocukları konuşmak konusunda oldukça bilinçli hale gelmişlerdir. Kullanacakları sözcüklerle ilgili çok fazla düşünürler ve üzerinde fazla düşünülen otomatik hareketin teklemesi gibi kekeleyebilirler. Yürürken ayaklarınızın hareketleri üzerine fazla düşünürseniz, siz de takılıp düşebilirsiniz.
• Çocuğunuz düşünme hızı ölçüsünde hızlı konuşamıyordur.
• Çocuğunuz kekeleyen birini görmüş ve ondan etkilenmiş ya da onu taklit ediyor olabilir.

 

• Çocuğumun kekelememesi için ne yapabilirim?

• Kekelemesiyle asla dalga geçmeyin, taklidini yapmayın.
• Kekeleme olayını abartmayın. Kekelemesini görmezden gelin (mimiklerinizi de kontrol edin).
• Çocuğunuzu rahatlatmak için kendini güvende hissetmesini sağlayın ve heyecanını azaltmaya çalışın. Güven artırıcı çalışmalar, nazik övgüler, özel zamanlar, dışarıda oynanan oyunlar, masaj ve nefes egzersizleri faydalı olacaktır.

 

• Çocuğum ilaç içmek istemiyor, ne yapabilirim?

• İlacı kafeinsiz kola ya da üzüm suyu gibi koyu renkli ve güçlü tadı olan yiyeceklerle birlikte vermeyi deneyin. Yine de çocuğunuz içinde ilaç olduğunu bildiği için hazırladığınız bardağı reddedebilir.
• Bu durumda, çocuğunuzu çağırmadan önce 2 bardak kafeinsiz kola ya da üzüm suyu hazırlayın, birine ilacı katın.
• Çocuğunuza “İlacı içtikten sonra bu bardağı içersen, ilacın acı tadı kalmaz” deyin.
• Çocuğunuz ilaç içmeyi kabul ederse ilaçsız bardağı, etmezse ilaçlı bardağı verin ve onun “ilaçtan kurtulma zaferi”nin tadı çıkarmasını sağlayın (“Tamam, sen kazandın!”).

 

• 4 yaş çocuğunun genel özellikleri nelerdir?

• Semboller kullanmaya başlar. Sayı saymayı, alfabeyi, hatta ismini yazmayı öğrenebilir.
• Dilini ve mantığını etkin bir şekilde kullanmayı öğrenir. 1500 civarında kelime kullanabilirler.
• Mizah anlayışları gelişir. Kelime oyunları yapabilir.
• Kendine güveni artar. Karşısındakini manipüle etmeye çalışır.
• Arkadaşlarını sever ve arkadaşlarının kendiyle ilgili düşüncelerini önemser.
• Çevresindeki her şeyin anlamını bulmaya çalışır. Sürekli “Neden? Neden? Neden?” diye sorar.
• Açgözlü hale gelir, etrafta gördüğü her şeyi ister.

 

• Mutlu yumurcak yetiştirmenin 10 altın kuralı nedir?

• Çocuğunuzu bir mağara adamı gibi görün.
• Tarih öncesi çocuğunuza “elçi” olun.
• “Fast Food” kuralını uygulayın.
• “Yumurcak-ça” konuşun.
• Çocuğunuzun huyunu bilin.
• Metanetinizi kaybetmeyin. İlkelle ilkel olmayın.
• İyi davranışlarını saygı ve ödüllerle teşvik edin.
• İlgi zamanlarına önem verin.
• Çocuğunuza tutarlı sınırlar koyun.
• Gerektiğinde ceza vermekten (görmezden gelmek, haklarını elinden almak, mola vermek) korkmayın.

Yorum bırakın