Çatışmalar: Tracy Hogg “Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler” Kitabından Notlar

 

• “Çocuğumu mutlu etmeliyim” hastalığı nedir?

• Her çocuğun, davranışlarına sınır konulmasına ihtiyacı vardır.
• Çocukların duygusal anlamda zinde olmaları için eğitilmesi gerekir.
• Ebeveynlerin görevi çocuklarını her an mutlu etmek değil; çocuklarına makul sınırlar koyarak, hissettikleri tüm insani duyguları tanımlamayı ve bunlarla baş edebilmeyi öğretmektir.
• Çocuklar, yönlendirmeleri dinleyebilme, diğer insanlarla ilişki kurabilme ve bir aktiviteden diğerine geçme becerisini öğrenmelidir.
• Çocuğunuzun her memnuniyetsizliğinde isteklerine teslim olursanız, memnuniyetsizliğini daha da beslersiniz ve ona ebeveynlerini manipüle ederek istediğini yaptırma becerisini kazandırırsınız.
• Geç çocuk sahibi olmuş ebeveynler ile çalışan ebeveynler “çocuğumu mutlu etmeliyim” hastalığına karşı çoğunlukla daha savunmasızdır.

 

• Denetimsiz duygular nedir?

• Çocuğunuza iyi-kötü, doğru-yanlış eylemleri ayırt etmeyi ve kendi duygularını anlayıp, yönetebilmeyi öğretmeniz gerekir.
• Aksi takdirde, yoğun hisler yaşadığında ne yapacağını bilemez ve bir engel ya da sınırla karşılaştığında kendini engellenmiş hissederek, “denetimsiz duygular” olarak tanımlanabilecek (öfke krizleri gibi) tepkiler verir.
• Çocukların mizacı, kaderleri değildir.
• Denetimsiz duygulara dayalı tepki veren çocuklar, sosyalleşmede sıkıntı yaşayabilir, dışlanabilirler.
• Dizginlenemeyen duygular ve engellenmeyen asabiyetin başka insanlara yönlendirilmiş hali aslında zorbalıktır.

 

• Çocuğumun duygularını denetlemeyi öğrenme becerisini hangi faktörler belirler?

• Çocuğunuzun duygusal gelişimini belirleyen dört unsur vardır: çocuğunuzun mizacı, çevresel faktörler, gelişimsel sorunlar ve anne babanın davranışları.
• Çocuğunuzun mizacı: Hassas (huysuz, hareketli ve/veya nazlı) tipteki çocuklar ile kırılgan bir duygusal/sosyal tarza sahip çocuklar (geçimli ama çekingen, aşırı tepkisel ve/veya aşırı hassas), duygularını denetlemeyi öğrenme konusunda daha fazla zorluk çekebilirler.
• Çevresel faktörler: Kendileri için güvenli hale getirilmemiş bir evde yaşayan, enerjilerini harcayacak bir mekana sahip olmayan ve/veya yakın geçmişte aile hayatlarında değişiklik ya da karmaşa yaşayan çocuklar, duygularını denetlemeyi öğrenme konusunda daha fazla zorluk çekebilirler.
• Gelişimsel sorunlar: Anlatmak istediklerini anlatabilecek dil becerisini henüz geliştirememiş dönemdeki, 2 yaş dönemindeki ya da diş çıkarma sürecindeki çocuklar ile ayrılık kaygısı yaşayan çocuklar, duygularını denetlemeyi öğrenme konusunda daha fazla zorluk çekebilirler.
• Anne babanın davranışları: Objektif olmak yerine sübjektif davranan, istenmedik bir davranışı tamamen sonlandıramayan, tutarsız davranan, birbirleriyle tartışan ve/veya kendilerini stres içerebilecek olaylara karşı hazırlamayan anne babanın çocukları, duygularını denetlemeyi öğrenme konusunda daha fazla zorluk çekebilirler.

 

• Çocukların duygusal / sosyal ilişki kurma stilleri – mizacı kabaca nasıl gruplandırılabilir?

• “Mutlu kampçı” grup içinde sorun yaşamaz. Yanlış davranışından ötürü payladığınızda kolayca ders çıkarır. Paylaşma eğilimindedir. Grup içinde diğer çocuklar genellikle liderliği ona verir. Kendisini grubun bir parçası hisseder ve uyum sağlar. Bu çocuğun sosyal hayatını iyileştirmenize gerek yoktur.
• “Geçimli ama çekingen” çocuk kendi içine dönüktür. Evde kendi halindedir. Diğer çocukların birbirleriyle ilişkilerini izler. Saldırgan bir çocuk elindeki oyuncağı isterse hemen verir, çünkü onun diğer çocuklara nasıl davrandığını izlemiştir. Aşırı duyarlı çocuklar kadar ürkek değildir. Değişiklikle karşılaşacağı zaman önayak olmanız gerekir. İçine dönük yapısı ile ilgili görüşlerinizi ona yansıtmamalısınız.
• “Aşırı duyarlı” çocuk, küçücük bir uyarandan ötürü huzursuz olabilir. Büyük ihtimalle bebekken kucaktan inmemiştir. Yeni durumla karşılaştığından anne babasının yanından ayrılmak istemez. Diğer çocukları izlemesine rağmen, onlarla iletişime geçmez. Çok çabuk ağlar. Oyuncağı elinden alındığında ya da annesi bir başka çocukla ilgilendiğinde, onun için her şey bitebilir. Çok çabuk öfkelenmesi muhtemeldir. Yeni durumlara alışması için gereken zamanı vermeli ve çocuğunuza destek olmalısınız.
• “Aşırı tepkiler veren çocuk” çok enerjiktir, hatta kışkırtıcı ve saldırgan davranabilir. Etrafındaki her şeyin kendine ait olduğunu düşünür. Güçlü ve beceriklidir. Fiziki zorlamayla (tokat, tekme, ısırma gibi) istediğini elde edebileceğinin farkındadır. Bu çocuğa enerjisini harcayabileceği aktiviteler yaptırmak gerekir. Anne babasının, onu neyin çıldırtabileceğini, kontrolünü kaybetme yolundaki işaretlerini ve öfke krizinin özelliklerini iyi bilmesi gerekir. Davranışlarında küçük değişiklikler yapması istediğinizde olumlu tepki verecektir.
• Bu karakter yapıları, anne babanın çocuğuna verdiği tepkiye göre zaman içinde değişiklik gösterebilir.

 

• Çevresel etkenler çocuğumun duygularını nasıl etkiler?

• 1-3 yaş dönemi, kavrama ve farkındalığın aşırı yoğunlaştığı ve çocukların çevrelerindeki değişikliklere çok daha duyarlı hale geldiği bir dönemdir.
• Çocuklar adeta duygu süngeridir. Anne babaların duygularını ve etraftaki değişiklikleri içlerinde hissederler.
• Çocuğunuzun hislerine saygı duyun. Onu istemediği bir şeye zorlamayın ve ona zaman tanıyın.
• Çocuğunuzu pamuklara sarmanıza gerek yok, ama korunma ihtiyacına dair işaretler verdiğinde ona yardımcı olun.
• Evinizi güvenli hale getirmezseniz, çocuğunuza sürekli “hayır ona dokunma” demek ve onu engellemek zorunda kalırsınız. Bu da isyana ve öfkelenmeye müsait bir ortam demektir.
• Eski oyuncaklarını kaldırın ve daha zor oyuncakları birlikte keşfedin.

 

• Gelişimsel etkenler çocuğumun duygularını nasıl etkiler?

• Ayrılık kaygısı: Genellikle 7.-18. aylar arasında görülür. Bazı çocuklarda ayrılık kaygısı hiç hissedilmezken, bazılarında anne babaların güven inşasına özellikle dikkat etmeleri gerekir. Bu durumda çocuğunuzun hislerine saygı duyun. Onu zorlamadan, ona ihtiyacı olan zamanı tanıyın. Aşırı tepkisel çocuklardansa, yumuşak huylu çocuklarla bir araya getirin.
• Yetersiz sözcük dağarcığı: Çocuğunuz ne istediğini bilmesine rağmen, bunu ifade edebilmesi zaman alacaktır. Bu durum da iki taraf için de yıpratıcıdır. Örneğin buzdolabını işaret edip mızmızlanan çocuğunuzu kucağınıza alıp, ne istediğini göstermesini söylediğinizde ve o gösterdiğinin “fındık” olduğunu anlattığınızda; çocuğunuzu sakinleştirir, dil gelişimine de katkı sağlarsınız.
• Hızlı büyüme dönemi ve hareketlilikteki artış: Bu dönemlerde kazandığı yeni beceriler (ayağa kalkma, emekleme, yürüme) doğal olarak çocuğunuzun uykusunu olumsuz etkileyebilir. Uykusunu alamamış çocuğunuzu daha da yormadan günü hafif aktivitelerle geçirirseniz, yorgunluğun getirdiği keyifsiz, saldırganlık ya da aşırı duyarlılığın etkilerini azaltabilirsiniz.
• Diş çıkarma: Çocukların kendini en savunmasız hissettiği dönemdir. Çocuğunuz için üzülüp, davranışlarına koyduğunuz sınırları gevşetirseniz, çocuğunuzun duygularının kontrolsüzce dışa vurabilir.
• 2 yaş dönemi: Çocuğunuzda ani mizaç değişimlerinin yaşandığı zor bir dönemdir. Çocuğunuzun duygusal gelişimini daha erken dönemde izler ve desteklerseniz, bu dönemin “kriz” olması gerekmez. Çocuğunuzun denetimsiz duygularına karşı tetikte olmanız, sınırlarınızı tutarlı bir şekilde korumanız ve çocuğunuzun neyi yapıp neyi yapamayacağını bilmesini sağlamanız gerekir.

 

• Anne babanın davranışları çocukların duygularını nasıl etkiler?

• Davranış bozuklukları anne babaların hareketleri sonucunda ortaya çıkmaz. Ancak anne babaların davranışlarıyla bu davranış bozukluğu kontrol altında tutulabilir ya da aynı şekilde devam edebilir.
• Ebeveynlikte sübjektif bakış açısı, anne babaların olaylar karşısında uygun tepki vermelerini engeller ve sorun kalıcı bir hal alabilir.
• Anne babalar çocukların istenmeyen davranışlarına her durumda aynı tepkiyi vermelidir. Çocuğunuzun evde yiyeceğini yere atması size sempatik gelebilir; ancak bir restoranda aynı şeyi yaptığında, mahcup olup ona kızdığınızda, yalnızca onun kafasını karıştırmış olursunuz.
• Anne babanın kendi içinde çelişmeden, tutarlı davranması gerekir. Ayrıca çocuğun yanında asla çocukla ilgili kurallar tartışılmamalıdır.
• Anne baba çocuğu yeni bir durumla (doğum günü partisi, doktor randevusu vb.) karşılaşmadan önce onu duygusal anlamda hazırlamalıdır. Çocuğunuzu stresli durumlara karşı hazırlamazsanız, onu istemeden duygularını kontrol edemeyeceği bir duruma sokabilirsiniz.
• Duygusal anlamda zinde olmayan ebeveynler, çocuklarına duygusal zindeliği öğretemezler. Ebeveynlerin duygusal zindeliğinin karşılığı objektifliktir.

 

• Çocuğumun uygun olmayan davranışını açıklayabilecek ipuçlarını nasıl yakalayabilirim?

• Anne babaların kendilerine en sık söylediği yalan “Büyüyor, bunu da atlatacak”tır.
• Çocuğunuz uygun olmayan bir davranış yaptığında büyük resmi görmek için kanıt toplamalısınız (Bu davranış ne zaman başladı? Bunu genellikle ne tetikliyor? Sizin tavrınız ne oldu? Geçiştirmiş olabilir misiniz? Çocuğunuzu duygusal olarak hassaslaştırabilecek bir olay yaşandı mı?).
• Örneğin çocuğunuz ilk günden itibaren isteyerek gittiği bir oyun grubuna bir anda gitmek istememeye ve gittiğinde öfke krizine girmeye başladıysa; çocuğunuzla evde “oyun grubu oyunu” oynayarak, onun olumsuz duygularının sebeplerini araştırabilirsiniz.

 

• Çocuğum başka bir çocuğun şiddet içeren/aşırı davranışına maruz kaldığında nasıl davranmalıyım?

• Başka bir aktivite/ortam alternatifi bularak çocuğunuzu koruyun.
• Zorbalığa bizzat şahit oluyorsanız, müdahale edin ve çocuğunuzu tehlike altında bırakmayın.
• Çocuğunuzun “zorbalığa” maruz kaldığı bir ortamda bulunmasına izin verirseniz, çocuğunuz benzer zorbalıkları sergilemeye başlayabilir.
• Ya da aksine, çocuğunuza dünyanın güvenilir bir yer olmadığı ve tek başına olduğu mesajını istemeden verebilir ve çocuğunuzun güveninin sarsılmasına seyirci kalabilirsiniz.

 

• Çocuğuma karşılıklı saygıyı nasıl öğretebilirim?

• Saygı çift taraflıdır.
• Sınırlarınızı belirleyin.
• “Lütfen” ve “teşekkür ederim” cümlelerini bekleyerek saygı talep edin. Siz de aynı şekilde çocuğunuza saygı gösterin. Çocuğunuza model olmayı unutmayın.
• Çocuğunuzun yanında onun sorunlarıyla ilgili konuşmayın.
• Disiplini ceza olarak değil, öğretme fırsatı olarak değerlendirin. Çocuğunuzun davranışlarının sonuçlarıyla yüzleşmesini sağlayın. Bunun gelişimine ve “kabahatine” uygun olduğundan emin olun.
• İyi davranışını övmek çocuğunuzun duygusal zekasını geliştirmesine yardımcı olacaktır.

 

• Çocuğuma duygularını kontrol etmeyi nasıl öğretebilirim?

• Objektif ebeveyn olun.
• Hissedin, çocuğunuzun duygularını tanıyın. Çocuğunuzun duygularını geçiştirmek yerine o duyguları hissetmesine ve anlamasına izin verin.
• Çocuğunuz duygularını kontrol edemediğinde, onu o eylemden uzaklaştırın. Yüzü dışarı, sırtı size dönük şekilde oturtun ve derin nefes almasını sağlayın. Onun yerine duygularını tanımlayın (“…ndan dolayı sinirlendiğini görüyorum”) ama sınırı da belirleyin (“Ama sakinleşene kadar gidip tekrar arkadaşınla oynayamazsın”). Sakinleştiğinde ona sarılın ve onu tebrik edin (“Sakinleşmeyi başardın”).
• Zamanında müdahale edin. Küçük çocuklar için eylemler sözcüklerden çok daha fazla etkilidir.
• Geç kalmadan çocuğunuza ondan yapmasını beklediğiniz şeyi ve/veya bunun yerine ne yapacağını anlatın. Bu, onu ikna etmeye çalışmaktan farklıdır.
• Çocuğunuzun öfkesini tanımlamasına ve öfkesi hakkında konuşmasına yardımcı olun.
• Küçük çocuklar davranışlarının sonuçlarını anlayacak kadar büyüklerdir. Çocuğunuza özür dilerken, özrünü bir davranışla desteklemesi gerektiğini de öğretin. Aksi takdirde, özür dilediği sürece istediği gibi davranabileceği sonucuna varabilir.

 

• 1 yaş – 18 ay arasındaki çocuğumun duygusal ve sosyal yaşantısı nasıl seyreder?

• Etrafındaki her şey merak konusudur.
• Sebep sonuç ilişkisini anlamaktadır. Yine de 14-15 aydan önce olayların sonuçlarını öngöremez.
• Bazıları agresifmiş gibi görünen duygularını keşfeder. Bu, bilinçli bir öfke halinden çok, yeni edinilmiş becerileri deneme çabasıdır.
• Kendine tam olarak hakim değildir. Çocuğunuzun bilinci ve rehberi olmalısınız.
• Fazla sözcük söyleyemese de, sizin söylediğiniz her şeyi anlamaktadır.
• Sizi bazen kasten duymazlıktan gelebilir. Siz “hayır” dediğinizde, ya sizi dinler ya da sınar ve bu sınama öfke nöbetlerinin başlangıcı olabilir.
• Kelime dağarcıkları küçüktür ve yaptıkları “kötü” davranışın ne olduğunu gerçekten bilmezler. Böyle durumlarda onu ikna etmeye çalışmayın ve yaptıklarına bahane bulmayın. Sevgi dolu bir tavırla olaylara hakim olduğunuzu hissettirin.
• Evinizi güvenli hale getirerek sık müdahale etme gerekliliğini ortadan kaldırın.
• İlgisini başka yöne çekmek işe yarayan bir stratejidir.

 

• 18 ay – 2 yaş arasındaki çocuğumun duygusal ve sosyal yaşantısı nasıl seyreder?

• 18. ay beyin gelişiminde önemli bir dönüm noktasıdır.
• Çocuğunuz bu dönemde “ben”, “bana”, “benim” gibi kelimeleri kullanmaya ve kendi adıyla başlayan cümleler (“Henry geldi”) kurmaya başlayacaktır.
• “Ben” duygusu gelişir ve etraftaki her şeyin kendine ait olduğunu düşünebilir.
• Bir taraftan da kendini denetleyebilmeyi öğrenmeye başlar. Ona hangi davranışların kabul edilebilir olmadığını öğrettiyseniz, kendini frenlemeye çalışacaktır. Ancak hemen tam anlamıyla başarılı olmayacaktır.
• Davranışlarına sınır koymadıysanız, size istediklerini yaptırma becerisini bu dönemde iyice geliştirecektir.
• Çocuğunuzu tanımanız, tolerans sınırını ve kapasitesini bilmeniz önemlidir.
• Çocuğunuz kabul edilemez bir davranış yaptığında (oyun grubunda bir kurabiye hakkı varken ikinciyi de almak istedi); çocuğunuzun hislerini tanımlayın (“Biliyorum iki kurabiye istiyorsun”), kuralı dile getirin (“Ama sadece bir kurabiye hakkımız var”) ve yapılması gerekeni söyleyin (“O yüzden lütfen ikinci kurabiyeyi yerine koy”). Çocuğunuz sizi dinlemezse, sakince onu oradan uzaklaştırın. Bunu ona “kötü çocuk”muş da, cezalandırıyormuş gibi davranmadan yapın. Sevecen davranın.

 

• 2 – 3 yaş arasındaki çocuğumun duygusal ve sosyal yaşantısı nasıl seyreder?

• Ergenlik provası sayılabilecek 2 yaş sendromu bu dönemde yaşanır.
• Çocuğunuza henüz tutarlı sınırlar koymadıysanız, olumsuz ve saldırgan davranışlar bu dönemde en üst seviyeye ulaşacaktır.
• Çocuğunuzun yapmak ve söylemek istediği çok şeyi vardır ve bunları nasıl yapacağını çok iyi biliyordur.
• Duygularında keskin değişimler yaşanmaktadır.
• Sizin rol modeli olmanız, her zamankinden daha çok önem taşır.
• Öfke krizlerini en aza indirgemek için; uyku vakitlerinde dışarı çıkmayın, aşırı uyarılmasına izin vermeyin, geçmişte öfke krizleriyle sonuçlanan aktivitelerden kaçının. Çocuğunuzun uyum sağlamakta güçlük çektiği aktivitelerden önce, ona seçeneklerini anlatın ve oyun haline getirerek “prova” yapın.
• Çocukların 2 yaşına kadar televizyon izlememeleri tavsiye ediliyor. Bir çok çalışma, televizyonun küçük çocukları aşırı hareketlere yönlendirdiğini göstermektedir.
• Çocuğunuz artık size ev işlerinde yardımcı olabilir. Her şey onlar için öğrenme deneyimidir.

 

• Her şey yolundayken çocuğum birdenbire yeni (ve uygun olmayan) bir davranış geliştirdi, nereden başlamalıyım?

• Her davranışın bir sebebi vardır. Doğru soruları sormanız gerekir.
• Çocuğunuz yeni bir fiziksel beceri (yürümek, konuşmak vb.) geliştirme aşamasında olabilir mi? Yeni davranışı kişiselleştirip üzerinize alınmayın. Rutininizi gerekiyorsa uyarlayın ama rutinden çıkmayın.
• Yeni davranış çocuğunuzun kişilik yapısına uygun bir davranış mı? Eğer öyleyse hangi etmenler (gelişimsel, çevresel ya da ebeveynlerle ilgili) bunun ortaya çıkmasında etkili olmuş olabilir? Çocuğunuzun özelliklerini bilin ve gerçekçi bir şekilde kabul edin. Hassas yapılı çocuğunuzu sosyalleşmeye zorlarken, kendini daha iyi ifade etmeyi öğrendiğinde verdiği tepkiye şaşırmayın.
• Günlük rutininizde, beslenme düzeninizde değişiklik oldu mu? Çocuğunuz yeni aktivitelere başladı mı? Bu aktiviteler onun yaşı ve mizacıyla uyumlu mu? Çocuğunuzun uyku düzeninde değişiklik oldu mu? Evden her zamankinden fazla süreyle uzak kalmanız gerekti mi (yolculuk ya da ailece tatil gibi)? Çocuğunuz diş çıkarıyor / hasta / tedavi görüyor / kaza geçirmiş olabilir mi? Bu sorulara verdiğiniz cevaplardan, rutininizin dışına çıkıp çıkmadığınızı tespit edin ve rutininize geri dönün. Gerekiyorsa rutininizi çocuğunuzun yeni ihtiyaçlarına göre güncelleyin. Hastalık durumunda “zavallı çocuk” sendromuna kapılıp rutini bozmayın.
• Siz ya da çocuğunuza yakın başka biri, hastalıktan / yoğun tempodan / duygusal olarak zor dönemden mustarip olabilir mi? Aile hayatınızda çocuğunuzu etkileyebilecek olaylar (eşler arası tartışmalar, yeni bakıcı, iş değişikliği vb.) oldu mu? Çocuklar duygu süngeri gibidir. Bazı değişimlerin önüne geçemeseniz de, çocuğunuz üzerindeki etkilerini azaltmaya gayret etmelisiniz.
• Karşı çıkmadığınız için onun bu davranışını istemeden pekiştiriyor olabilir misiniz? Son zamanlarda yeni bir çocuk büyütme yöntemi denediniz mi? Hatalık ebeveynlik, anne babaların tutarsız davranışı ve kuralları sık değiştirmeleri sonucu gerçekleşir.

 

• Nasıl sorun çözülür? Nasıl plan oluşturulur?

• Sorunun nedenlerini tanımlayın.
• Önce neyi ele alacağınıza karar verin.
• Temel bilgilere geri dönün.
• Değiştiremeyeceğiniz şeyi kabul edin.
• Bu çözümün uzun vadede işe yarayıp yaramayacağını saptayın. Hatalı ebeveynlik tuzağına düşmeyin.
• İhtiyacı olduğunda çocuğunuzdan şefkati esirgemeyin. Çocuğunuza güven verin.
• Çocuğunuza “evin hakimi” olma hakkını vermeyin.
• Çocuğunuzu kendi yanınıza almak yerine, gerektiğinde siz çocuğunuzun yanına gidin.
• Kendinizi plana adayın. Sabırlı ve bilinçli olun.
• Kendinize dikkat edin. “Oksijen maskesini önce kendinize, sonra çocuğunuza takın”.
• Deneyimlerinizden ders alın.

Yorum bırakın