Temel Varsayımlar
• İnsanlar hem hayatta kalmak, hem de ideal fiziksel, duygusal ve entelektüel gelişimleri için temelde neye ihtiyaç duyduğunu bilerek doğarlar. Bebek neye ihtiyacı olduğunu bilir.
• Bebekler iyi ve kötü davranış potansiyeliyle doğar, nasıl davranacaklarını kendilerine nasıl davranıldığı belirler. Bebek, ihtiyaçları karşılanır ve incitilmezse, zeki ve sevecen olur, şiddet kullanmaz.
• Yaşamın ilk yıllarındaki deneyimler, ilerideki duygu ve davranış kalıplarını belirler. Bebek bakımı önemlidir. Bebek aşırı kırılgandır, erken dönemde yaşadığı travmaların ve karşılanmayan ihtiyaçların kalıcı olumsuz etkileri olabilir.
• Bebeklerin doğal biyolojik eğilimleri sağlıklı olmaya ve fizyolojik dengeye ulaşmaya çalışmaktır. Bebeğin stres ve travmanın birçok etkisinden kurtulma yeteneği vardır.
Çatışmalar: Bebeğinizin Kendisine Saygı Duyulduğunu Hissetmesine İzin Vermek
• Bebeğime itaat eğitimi vermeli miyim?
• Amerika’da yapılan bir deneyde; deneklerden, karşıdakine her hatasında giderek artan voltajda elektrik vermeleri istenmiştir. Rol gereği hata yapan kişiler gerçekte elektrik almamış, acıdan kıvranarak denekten durmasını istemiş; deneye devam etmesi söylenen deneklerin 2/3’ü devam ederek karşıdakine 450 volta kadar elektrik vermiştir. Bu deney, emirlerin değer yargılarına uymadığı durumda bile, insanların itaat etmeye eğilimli olduklarını gösteriyor.
• Çocuklukta sert bir itaat eğitimine maruz kalan herkes, yetişkinliğinde söz konusu denekler gibi davranabilir.
• Bebeklerin doğasında işbirliği eğilimi vardır. Bu eğilimin geliştirilmesi için, bebeğinizin sinyallerine anında ve uygun yanıtlar vermeli, davranışlarının olabildiğince çok yönünü kabul etmeli ve gerekmedikçe müdahalecilikten, kontrol etmekten ve dayatmacılıktan uzak durmalısınız.
• İstekleriniz mantıklıysa, bebeğinizin anlayabileceği şekildeyse, onu gerçek ihtiyaçlarından mahrum bırakmıyorsa ve bebeğiniz sevginize güveniyorsa işbirliği yapacaktır.
• İşbirliğinin ilk işaretleri, ilk yaşının ikinci yarısında, emeklemeye başladığı dönemde kendini gösterir. Muhtemelen evrim sürecinde, hareket kabiliyetinin arttığı dönemde kendiliğinden gelişen söz dinleme yeteneği, hayatta kalma şansını artırıyordu.
• Bebeklerin karşı çıkma eğilimleri 2-3 yaş arasında çok güçlü olur. Daha çok sabır ve anlayış gösterdiğiniz takdirde işbirliği yapmaya devam edecektir.
• Disiplinin amacı bebeğinizin doğal işbirliği yeteneğinin geliştirilmesidir. Bu yüzden ödül, ceza ya da itaat eğitimi kullanılmamalıdır.
• Ne kadar müsamahakar olmalıyım?
• En iyi yöntem dürüst ve tutarlı olmak, net bir iletişim kurmak ve bebeğinizin kabul edilemez olduğunu düşündüğünüz hareketine karşı cezalandırıcı olmadan kararlı bir tutum sergilemektir.
• Bebeğinizin ihtiyaçları başka yöntemlerle karşılandığı sürece, kural ve sınırlar sakıncalı değildir. Ama cezalandırmak zarar vericidir, ihtiyaçlarının karşılanmaması da kötüdür.
• Aşırı müsamahakarlıkta (annenin canının acımasına rağmen bebeğin midesinin üzerinde emeklemesine izin vermesi gibi), bebeğe çelişkili mesajlar verilebilir (bebek annesinin yüzünden canının acıdığını hisseder ancak annesi emeklemeye izin vermektedir).
o Bu durumdan bebek kendi sezgilerine güvenmeme ve/veya başkalarının duygularına önem vermeme sonucu çıkarabilir.
o Başkalarına zarar verse bile, kendi istek ve ihtiyaçlarının başkalarınınkinden önemli olduğu sonucunu çıkarabilir.
• Kendi ihtiyaçlarından fedakarlık eden ana babalar, bilinçsizce de olsa çocuklarına karşı hınç ve öfke biriktirebilir. Bunu hisseden çocuk, kendini güvende hissetmeyebilir ve kaygı geliştirebilir. Anne babasının kendisini sevdiğine ikna olmak için aşırı talepkar olabilir ve anne babasının daha fazla fedakarlık yapmasını bekleyebilir.
• Aşırı müsamahakarlığın temelinde anne babanın çocukluğunda baskıcı ve cezalandırıcı yöntemler, anne babanın suçluluk duygusu (kürtaj yaptırma isteği ya da boşanma durumu), kronik bir sakatlığı/hastalığı olan çocuğa acıma duygusu olabilir. Ama her çocuğun tutarlı sınırlara ve kurallara ihtiyacı vardır.
• Aşırı müsamahakarlığın bir riski de, anne babanın çocuğun davranışını artık tolere edemediği noktada, öfkeyle cezalandırıcı ve otoriter tepki vermesidir. Bu tutarsız durum, bebek için iyice kafa karıştırıcıdır.
• Bebeğimi cezalandırmadan ya da ödüllendirmeden nasıl disiplin uygulayabilirim?
• Çatışmalar temelde, bebeğiniz o yapmanızı istediğiniz birşeyi yapmadığında (parktan çıkmayı kabul etmemesi gibi), o yapmasını istemediğiniz birşeyi yaptığında (prize parmağını sokması gibi) yaşanır.
.• Otoriter çözümde bebek “kaybeden”, ana baba “kazanan”; müsamahakar çözümde bebek “kazanan”, ana baba “kaybeden”dir. Çatışmaların demokratik çözümünde “kazanan-kaybeden” olmamalı, “kazanan-kazanan” çözüm bulunmalıdır.
•7 aylık bir bebek, meme emerken annesinin meme ucunu ısırdığında; otoriter anne bebeğe vurur. Müsamahakar anne bebeğin ağzını çekmez. Demokratik anne bebeğe ısırması için bir oyuncak verir.
• Çatışmaların oluşmasını önlemek ilk aşamadır (evi güvenli hale getirip bebeğe hareket özgürlüğü tanımak ya da bebeğinizle mutfak, araba gibi kesintisiz ilgilenemeyeceğiniz yerlerde özel oyuncaklar bulundurmak gibi).
• İkinci aşama bebeğinizin ve kendinizin o andaki gerçek ihtiyacının ne olduğunun tespitidir.
• Üçüncü aşama ikinizin ihtiyacını da karşılayacak “kazanan-kazanan” çözümün bulunmasıdır.
• Yalnızca kabul edilmeyecek davranışı durdurmak yeterli değildir. Çünkü bebekler keşfetme isteklerini anında ve kendiliğinden başka kanala yönlendiremezler.
• Bebeğinizin ihtiyaçlarını sıkça engellerseniz, isyan edebilir ve hiçbir isteğinize uymayabilir.
• Bazı ana babalar, bebeğine her istediğinin her zaman olmayabileceğini öğretmek isterler. Ancak mahrumiyet ve hayal kırıklığı bebeğinizin fedakar bir insan olmasına katkıda bulunmayacağı gibi, tersine etki yaratabilir.
• Bebeklerin empati duygusunun gelişebilmesi için, güven, inanç ve emniyet duygularının gelişmesi ve ilk birkaç yılda diğer insanların “kendi taraflarında” olduğunu hissetmesi gerekir.
• Her zaman patronun siz olduğunuzun bilinmesini istiyorsanız, çocukluğunuzda gücünüz sıklıkla otoriter anne babanız tarafından elinizden alınmış olabilir ve anne babanıza karşı baskılanmış bir öfke hissediyor olabilirsiniz. Bu duygularınızı keşfetmeniz bebeğinize davranışınızda yardımcı olabilir.
• Ya her iki tarafın da ihtiyacını karşılayacak bir çözüm bulamazsam?
• Bazen bebeğinizi engellemek ya da taşımak için fiziksel güç üstünlüğünüzden yararlanabilirsiniz. Bebeğiniz muhtemelen bu duruma hayal kırıklığı ve öfkeyle tepki gösterecektir.
• Durumun güç kullanmayı gerektirdiğini düşünüyorsanız:
o Bebeğinizi önceden uyarın
o Açıklama yapın
o Kararlı ama sevecen davranın
o Bebeğinizin karşı çıkmasına ve ağlamasına izin verin; “hiç acıtmadı”, “tamam bitti kızma” gibi sözlerle bebeğinizin duygularını reddetmeyin.
• Bebeğim evimizdeki kuralları ne zaman öğrenecek ve sınırları sınarsa ne yapmalıyım?
• Sınama davranışının olası nedenleri:
o Sınırlar bebeğin makul ihtiyaçlarını dikkate almıyordur.
o Bebek kuralları anlamayacak kadar küçüktür. 18 aydan küçük bebekler hareketlerini etkileyen, zaman ve mekandan bağımsız genel kuralları anlayamazlar ve her anı “yeni” gibi yaşarlar. Bebeğinizde kural kavramı gelişinceye kadar, her durumu “yeni” gibi çözümlemeniz gerekir.
o Bebek bir kuralı formüle etmek için bilgi toplar. 18 ay – 2 yaş arasında bebeklerin basit kuralları anlama yeteneği gelişir. Kuralınızı bir hipotezmiş gibi sınayabilir (cama kaşıkla vurmamasını öğrettiyseniz, bulduğu farklı nesnelere vurup tepkinizi ölçerek neye vurabileceğini neye vuramayacağını anlamaya çalışabilir).
o Bebeğin ilgiye ihtiyacı vardır. Bazı ana babaların “bebeğin yalnızca dikkat çekmeye çalıştığı” iddiasının aksine, bebekler ihtiyacı olandan fazla ilgiyi istemezler.
o Bebeğin ebeveynin duygularıyla tutarlı bir sınıra ihtiyacı vardır (ebeveyn fedakarlık ediyorsa). Aşırı müsamahakar ana babanın davranışlarıyla duyguları arasındaki tutarsızlığı hisseden bebek kendini huzursuz hisseder. İhtiyaçlarınızla tutarlı, mesajı net ve belirli bir sınır hissedene kadar sizi kışkırtabilir.
o Bebeğin birikmiş stresi vardır ve ağlamak için bahane arıyordur. Aşırı müsamahakar ebeveyn bebeğin her mızıldanmasında onu mutlu etmeye çalışırsa, ağlamak için bahane yaratma güdüsüyle ebeveyn sınır koyana kadar ebeveyni kışkırtabilir.
o Bebek ebeveynin kızgınlığından duyduğu korkuyu yenmek için kompülsif bir şekilde daha önce yaşanan bir olayı yeniden canlandırmaya çalışıyordur (bu durumda bebek gülecektir). Tepkinizden korkan bebek, ne olduğunu anlamak ve korkusunu yenmeye çabalamak için aynı davranışı tekrarlamak isteyebilir. Bebeğinizi kızgınla korkutmamak için aşırı tepkiler vermekten kaçının. Korkmuş bebeğinizi rahatlatmak için, onun yaptığı birşeye kızmış gibi davrandığınız oyunlar oynayabilirsiniz.
• 2 yaş çocukları, her kuralın ayrıntısıyla “doğru” yerine getirilmesinde ısrarcı oldukları için kompülsif olarak nitelendirilirler.
• Çocuğumun karşı gelme eğilimiyle nasıl başa çıkabilirim?
• Karşı çıkma eğilimi, 15. ay – 3 yaş arasındaki çocuklarda çok yaygın ve normaldir. Bu yaş çocukları, dik başlı, dediğim dedik, söz dinlemez ve öfke nöbetlerine yatkındır.
• Birinci yılda bebeklerde güç duygusu gelişir. İhtiyaçlarının karşılandığını bilirler ve geleceklerini belirlemede aktif rolleri olduğunu fark ederler.
• İkinci yılda kendi kararlarını vermek ve özerk olmayı istemeye başlarlar. Motor becerileri ve iletişim yetenekleri geliştiği için, yapabileceklerinin hiçbir sınırı olmaması gerektiğini hissederler. Bu normal ve sağlıklı bir gelişim aşamasıdır.
• Bu dönemde kendilerine yeterli olmak isteseler de, sınırlarının bilincedirler ve yapamadıkları/yetemedikleri noktada çok çabuk ve kolay hayal kırıklığına uğrarlar.
• “Hayır” sözcüğünü kullanabilmek önemli bir beceridir. Çocuğunuz isteklerinize karşı çıkmasına rağmen sizi kaybetmediğini öğrendiğinde, ileride de arkadaşlarını kaybetme korkusu olmadan “hayır” diyebilecektir.
• Çocukların işbirliği yapmalarını sağlamak için öneriler
•Çok önemli olmayan konularda: Çocuğunuza “hayır” deme fırsatı tanıyın ve memnuniyetle geri çekilin.
•Daha önemli konularda: Seçenek sunun. Oyuncu olun. Etkinliği görev değil, oyun haline getirin. İstek ve yasaklamalarınızın gerekçelerini açıklayın. Seçeneği yoksa soru cümlesi halinde belirtmeyin. Çünkü çocuklar, kibarlık anlamındaki soru cümlelerini (“artık gidebilir miyiz?”) seçenek olarak yorumlayabilirler.
•Başka seçeneğin olmadığı çok önemli konularda: Zamanınız varsa çocuğunuzu önceden uyarın. Kararlı ama sevecen olun. Çocuğunuzun itiraz edip ağlamasına izin verin.
• Aşırı isyankarlığın, birikmiş bir gerginliğin sonucu ve bu duygularını boşaltma ihtiyacının göstergesi olabileceğini unutmayın.
• Çocuğumun paylaşmayı öğrenmesine nasıl yardımcı olabilirim?
• Bebekler tamamen kendi istek ve ihtiyaçlarına göre davranırlar, başkalarının bakış açısına göre bakmayı bilmezler.
• Paylaşmayı öğretmek için öğüt vermek, çözüm dayatmak ya da ceza vermek etkili yöntemler değildir.
• İki çocuk oyuncak kavgasına girdiğinde hemen müdahale etmeye gerek yoktur. Arabuluculuk gerektiğinde yapılması gereken, çocukların duygularını yansıtan bir ayna gibi davranmak ve duygularını boşaltmalarına izin vermektir. Bu şekilde ancak karşıdakilerin duygularını anlamayı öğrenebilirler.
• Çocuğumun mastürbasyon yapmasına izin vermeli miyim?
• Cinsel organla oynamak ve ara sıra mastürbasyon yapmak, normal ve sağlıklı gelişimin göstergesidir.
• Psikologlar kendini uyarmanın 2 aşaması olduğunu gözlemlemiştir.
o İlk aşama: 2,5-3 yaşına kadar sürer. Esas özelliği keşiftir ve tesadüfidir.
o İkinci aşama: 2,5-3 yaşından itibaren, daha ritmik ve kararlı bir mastürbasyondur, daha çok uyarılma ve heyecan gözlenir.
• Bir araştırmaya göre, anne-çocuk ilişkisi iyi olduğu ölçüde, cinsel organlarla oynama daha sık görülmektedir.
• Aşırı mastürbasyon, parmak emme gibi, boşaltılamayan stresle başa çıkma yöntemi olarak, bir kontrol kalıbı olarak geliştirilmiş olabilir.
• Aşırı mastürbasyon, cinsel istismarın da göstergesi olabilir. Uygun olmayan şekilde okşanan çocuk, istismardan doğan gerilim ve kafa karışıklığını çözmek için, uyaranı yeniden oluşturabilir.
• Azar ve cezanın hiçbir faydası yoktur. Cezalandırılan çocuklar, ileride cinselliğe karşı kompülsif bir açlık hissedebilirler ya da cinsellikle ilgili duygularını ve düşüncelerini baskılayabilirler.
• Cinsel sapmalar, genellikle ilk yıllardaki bedenin masum keşfi sırasında yaşanan acı verici olayların bir sonucudur.