• Ana fikir:
• Çocuklar dünyayı sınayarak keşfeder, neden-sonuç ilişkisini sınayarak kurarlar.
• Çocukların keşfetme, öğrenme, sorumluluk alma, sorun çözme ve iletişim kurma becerilerinin sağlıklı bir şekilde geliştirilebilmesi için, yaşadığı ortamın kurallarını bilmesi ve ebeveynle sağlıklı bir iletişimi sürdürebilmesi gerekir. Bunun için net ve tutarlı mesajlara iletilen sınırlara ihtiyaç vardır.
• Çocuklar kendilerinden ne beklendiğini, ne kadar ileri gidebileceklerini ve fazla ileri gittiklerinde ne olacağını sınırları sınayarak öğrenirler.
• Sınırların dört şekli vardır: Yumuşak sınırlar (aşırı özgürlük – yetersiz kontrol), aşırı sert sınırlar (yetersiz özgürlük – aşırı kontrol), tutarsız sınırlar (bazen sert, bazen yumuşak sınırlar) ve dengeli sınırlar (sorumluluğa dayanan özgürlük – yeterli kontrol). Bunlardan yalnızca dengeli sınırlar amaca hizmet eder.
• Sınır koymanın dört yöntemi vardır: Yumuşak yaklaşım (yumuşak sınırlar), cezacı yaklaşım (aşırı sert sınırlar), karışık yaklaşım (tutarsız sınırlar) ve demokratik yaklaşım (dengeli sınırlar). Yalnızca demokratik yaklaşımla onaylanmayan davranış sonlandırılırken, sorumluluk alma ve işbirliği öğrenilir.
• Çocuğun benliğini incitmeden onaylanmayan davranışını durdurmak, işbirliğine yönlendirmek ve sorumluluk almasını sağlamak için; olayın güç savaşına (kazanan-kaybeden) dönüştürülmemesi gerekir. Demokratik yaklaşımla belirlenen dengeli sınırlar, çocuğun benliğini reddetmeden (kazanan-kazanan) onaylanmayan davranışını reddettiği için etkilidir.
• Çocuklar 7 yaşına kadar bir kuralın arkasındaki mantığı anlayamaz. Çocuğu kurala uymaya ikna etmeye çalışmak, onun açısından kuralın pazarlığa tabi olduğu ve uymanın zorunlu olmadığı anlamına gelir ve bu yüzden işe yaramaz.
• Fazla konuşmak, nutuk çekmek ve nasihat vermek sözel mesajın etkisini azaltır. Bağırmak da kontrolün kaybedildiğine işaret olduğu için mesajın etkinliğini azaltır.
• Çocuğunuza sorun çözmeyi, onun onaylanmayan davranışını durdurma ve düzeltme yönteminizle öğretirsiniz. Dayak yiyen çocuğun öğreneceği sorun çözme yöntemi yine dayaktır.
• Çocuğunuza sınırlı seçenekler sunduğunuz halde, çocuğunuz onaylanmayan davranışta ısrar ederek sınamaya devam ettiğinde; onu yine de işbirliğine ve sorumluluk almaya yönlendirecek “destekleyici yöntemler” mevcuttur (kontrol, son verme, sakinleşme, doğal sonuçlar, mantıksal sonuçlar, mola süreci gibi).
• Dikkat bozukluğu (ADD – Attention Deficit Hyperactivity Disorder – Dikkat Eksikliği Hiperaktif Bozukluk) nedir?
• ADD’nin nörolojik ve davranışsal nitelikleri vardır. Dikkat süresi, uyarım kontrolü ve aktivite düzeyindeki bozukluklarla karakterize edilir.
• En önemli belirtileri; dikkat dağılması, yönlendirmeleri dinleme-izlemede zorlanma, bir işe yoğunlaşma ve o işi sürdürmede sıkıntı çekme, ödevleri bitirememe ve yarım kalan bir işten diğerine atlamadır.
• Hiperaktivite göstermeyen çocuklarda da ADD görülebilir, ancak teşhisi daha zordur.
• Hiperaktivite belirtileri yaşa göre değişir. Okul öncesi çağdaki çocuklarda, yaşıtlarından fazla motor aktivite (koşma, tırmanma, gürültü etme) eğilimi vardır. İlk ve orta okul çocukları huzursuzluk sergiler, yerinde duramaz, aniden lafa dalar, hiç susmadan konuşur, araya girer ve tehlikeli şeyler yaparlar. Dürtüsellik baskındır.
• ADD’li çocuklarda zayıf motor koordinasyonu (el yazısı yazamama gibi), sinir krizleri, duygusal patlamalar, uyarıldıklarında reddetme ve inatlaşma gibi belirtiler de görülür. Yönlendirme ve kuralları izlemekte güçlük çekerler.
• Pek çok ADD’li çocuk aniden öfkelenir, bozulur ve derslerin zorluğu karşısında kaygılanır. Çoğunlukla ödevlerinden kaçarlar. Dersleri iyi gitmediğinde daha da kaygılanırlar ve cesaretleri kırılır. Müdahale edilmezse, bu kısır döngü içinde sıkışır ve başarısız olurlar.
• Bu belirtilerin görülmesi, çocukta ADD olduğu anlamına gelmez. Ancak bu belirtiler ADD’li çocuklarda daha sık görülmektedir. ADD’li çocuklarda da bu belirtilerin sürekli görülmesi gerekmez, dikkatlerini toplayabildiği ve toplayamadığı dönemler olur.
• Araştırmalar ADD’nin ilkokul yıllarında ortaya çıktığını, ergenlik dönemine kadar devam ettiğini, kişilerin %30-70’inde ise belirtilerin yetişkinlikte de görülebildiğini göstermektedir.
• ADD’li çocukların destek ve rehberliğe, yeteneklerini ortaya çıkarabilmek için yardıma diğer çocuklardan daha fazla ihtiyacı vardır.
• ADD tedavi edilebilen bir hastalıktır. Erken teşhis ve tedavi olmadığı durumda ise; okulda başarısızlık, kendine saygı duymama, asosyallik, aile ilişkilerinde sorunlar, duygu ve davranış sorunları, hatta madde kullanımı ve akıl hastalığına kadar sorunlarla karşılaşılabilir.
• ADD (Dikkat Eksikliği Hiperaktif Bozukluk) nasıl teşhis edilir?
• Teşhis için kullanılan belli test ve muayeneler yoktur. Doktorlar gelişimsel ve tıbbi geçmiş, davranış skalası, okul kayıtları, çocuğun davranışlarının gözlenmesi ve aile ve arkadaşlarla görüşmelerden elde ettiği verileri değerlendirir.
• Öğrenme güçlüğü ihtimali için zihinsel ve motor testler yapılır. ADD’li çocukların %30’unda öğrenme güçlüğü vardır.
• ADD (Dikkat Eksikliği Hiperaktif Bozukluk) nasıl tedavi edilir?
• ADD’nin en etkin tedavisi, birden fazla terapiyle mümkündür: Dış kontroller (kendisine uygun düzenlenmiş ortam/davranışın değiştirilmesi) + İç kontroller (ilaç) + Destek (danışmanlık) + Belirtilerin yönetimi (daha iyi performans). Bu terapilerin ne düzeyde uygulanacağı, belirtilerin yoğunluğuna bağlıdır.
• ADD’nin nörolojik belirtisi olan dikkat bozukluğu ve güdüsel kontrol eksikliğini düzeltmek için vücuttaki sinir taşıyıcı kimyasalları etkileyen ilaçlar kullanılır. İlaçlar bozukluğu tedavi etmez, ancak belirtileri hafifleterek çocuğun dış uyaranlara verdiği tepkiyi iyileştirebilir. Ritalin kullanımı yaygındır. Cylert ve Dexedrine de kullanılır. Tofranil, Norpramin ve Imipramine gibi antidepresanlar da sonuç vermektedir. (Folik Anne notu: Bu notlar asla bir tıbbi tavsiye değildir. Kitapta yer alan bilgiler, kitapta yer aldığı ölçüde ve şekilde paylaşılmaktadır.)
• ADD’li (Dikkat Eksikliği Hiperaktif Bozukluğu olan) çocuğum için okulda hangi düzenlemeler yapılabilir?
• ADD’li çocukların kendilerine göre düzenlenmiş ortama, net mesajlara ve sürekli kurallara ihtiyacı vardır.
• ADD’li çocuğun öğretmene en yakın noktada ve diğer çocuklara sırtının dönük pozisyonda oturması gerekir.
• Çocuğun kalemtıraş gibi eşyalardan; kalorifer, klima, havalandırma gibi ses çıkartan bölümlerden; kapı ve yoğun geçiş olan yerlerden uzağa oturtulması gerekir.
• Çocuğun yapılacak faaliyetle ilgili uyarılması gerekir: “Kitabını bırakıp kütüphaneye gideceksin, hazırlan”. Öğretmenin çocuğun sıraya girmesi, otobüse binmesi ya da okul gezisine katılması gibi durumlar için bir plan geliştirmesi gerekir.
• Sınıf kuralları ve yapılacak işler duvara asılmalıdır.
• Çocuğun enerjisini harcaması için ona tahtayı silmek ve kağıtları dağıtmak gibi işler verilmelidir.
• Çocuğun sakinleşmesi için sınıfta sessiz ve rahat bir yer ayarlanmalıdır.
• ADD’li (Dikkat Eksikliği Hiperaktif Bozukluğu olan) çocuğumun daha iyi odaklanabilmesi için ne yapabilirim?
• Talimatlarınız kısa ve öz olsun. Mümkünse bir kerede anlatın.
• Talimatları sözlü ve yazılı verin.
• Anlamadığı bir şey olursa sorması için cesaretlendirin.
• Anlamadığını hissederseniz kontrol sürecini kullanın.
• Çocuğun dikkati dağıldığında, yeniden odaklanabilmesi için, kendi aranızda kullanacağınız bir şifre bulun.
• ADD’li çocuklar yapılacak işlerin çokluğundan ürkerler. İşleri ve ödevleri parça parça verin ve adım adım ilerleyin. Çabasını teşvik edin, bitirdiği kısımlar için tebrik edin.
• Yazılı ödevler için fazladan süre verin.
• Eşyalarını düzenli tutabilmesi için yardımcı olun.
• ADD’li (Dikkat Eksikliği Hiperaktif Bozukluğu olan) çocuğumun davranışlarını daha iyi yönetebilmesi için ne yapabilirim?
• ADD’li çocuklar daha çok görsel ve deneysel yaşarlar ve sözlü mesajları algılamakta zorlanırlar. Ebeveyn sonuçlara ve davranışsal mesajlara ağırlık vermelidir.
• Yumuşak ve cezacı yaklaşım, ADD’li çocuğa gerekli olan net mesajları ve desteği veremez, çatışma ve güç savaşına sebep olur.
• ADD’li çocuğun kendini kontrol etme, stresle başa çıkma ve sorun çözme gibi sosyal becerilerini geliştirebilmesi için de desteğe ihtiyacı vardır.
• ADD’li çocuğun ihtiyacı olan süreç; net sözel mesajlar, kontrol süreci ve sakinleşme, cesaret verici mesajlar, örnek olma, “tekrar dene” mesajı, sınırlı seçenekler, mantıksal sonuçlar ve mola sürecidir. Bu sürecin evde de, okulda da tutarlılıkla yürütülmesi gerekir.