Çocuğumu Benden Başkası İstismar Edemez!

İnsan sosyal bir varlık. Günümüz insanı, sosyal medya sayesinde tüm zamanlardan daha farklı bir boyutta sosyalleşiyor. “Artık mektup yazan mı kaldı” muhabbetine girmeden, bu sosyalliğin çocuklar üzerindeki muhtemel etkileriyle ilgili aklıma gelen soruları paylaşmak istiyorum. Bu soruların henüz genel kabul görmüş cevapları olduğunu sanmıyorum; çünkü çok yeni bir durumun içinde yaşadığımız için eldeki veriler sınırlı. Belki bir zaman sonra, okuyup, araştırıp, dikkat etmeye çalıştığımız hassasiyetlerin arasında sosyal medya da yer alacak.

Baştan söyleyeyim, amacım kesinlikle yargılamak, eleştirmek ya da akıl vermek değil; sesli (yazılı) düşünmek.

İnsan sosyal medyayı niye kullanır? İşin gündemi izleme boyutu bir tarafa, çoğunlukla “arkadaş”larını “takip etmek” ve hayatındaki istediği gelişmeleri “arkadaş”larıyla “paylaşmak” için kullanır. Bu sayede, diyet yapan arkadaşımızın kaç kilo verdiğini, spor yapan arkadaşımızın neresini çalıştırdığını, modaya düşkün arkadaşımızın ne giydiğini, anne olan arkadaşımızın çocuğunun kendi kendine neyi yediğini, düğünleri ve yıldönümlerini, ergensek “karmaşık” ilişkileri ve daha bir dünya şeyi, karşı taraf izin verdiği ölçüde an be an takip ederiz. Bu konular belki ilk başta ilgimizi çekmez, ama göre göre merak eder hale geliriz. Bu arkadaşlarımızı belki karşı kaldırımda görsek, ta oraya kadar gidip selam vermeye üşenebiliriz, ama yine de hayatlarıyla ilgili epey bir fikrimiz vardır. “Paylaşma” ifadesi durumu ne kadar açıklıyor bilmiyorum ama “takip” ifadesi bence bayağı açıklıyor.

Çocuk sahibi insanların hayatının önemli bir kısmı elbette çocuklarıdır. Dolayısıyla insanların çocuklarıyla ilgili gelişmeleri ve onların fotoğraflarını paylaşmasından doğal bir şey de olamaz.

Buraya kadar tamamız. Sıkıntı şu, çocuklarımızla ilgili yaptığımız paylaşımlar acaba bir noktadan sonra çocuk istismarına giriyor olabilir mi? “Paylaşım” yapalım derken; çocuğumuzu, hızlıca göz atılan ve videoların en fazla 10 saniyesine tahammül edilerek izlendiği zaman tünelimize “malzeme “yapıyor olabilir miyiz?

Dünya Sağlık Örgütü çocuk istismarını “Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen; bir yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek uygulanan tüm davranışlar çocuğa kötü muameledir.” şeklinde tanımlıyor.

Paylaşım meselesini üç parçaya ayırıp, yukarıdaki tanıma göre değerlendirmekte fayda var.

Çocuktan “malzeme” üretmek. Çocuğun (tabi eğer kendine ait bir Facebook hesabı yoksa) konuyu hissettiği nokta burası olduğu için önemli. Çocuğun doğal halinin fotoğraflanması bir yana, fotoğrafı daha ilgi çekici kılmak adına onu yetişkin gibi giydirmek veya ona yetişkin gibi poz verdirmek, “bilmeyerek” çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyor olabilir mi? Pozun illa ki yetişkin gibi olmasına da gerek yok aslında. Sonuçta çocuğumuzu ilk elden, olmadığı bir şeye yönlendirip, özendiriyor ve ilgi çekmenin, beğenilmenin önemli bir motivasyon olduğunu öğretiyor olabiliriz. Çocuğumuz kreşe/okula gidiyor veya televizyon izliyorsa bu tip uyaranlarla dış dünyada zaten bolca karşılaşıyorken, biz ebeveynleri olarak bu konuda ön ayak oluyor olabiliriz. Dahası, bu şekilde onlardan hızlı tüketime tabi “malzeme”ler üretiyor olabiliriz.

Çocukla ilgili özel bir malzemeyi kamusallaştırmak. İnternet sınırsız bir derya olduğu için, okyanusa bir taş atmak önemsiz gibi görünüyor. Belki hakikaten önemsizdir, bilemiyorum. Ama en azından çocuğun mahremiyetine saygı duymak gerektiğini biliyorum. Çocuğumuzun insan içinde çamaşırını indirmesini istemiyorsak, tuvalet eğitimini tamamladığı müjdesini de buna uygun şekilde paylaşabiliriz.

Çocukla ilgili özel malzemeleri kamusallaştırmayı sürekli hale getirmek. Takip, insanın doğasındaki meraktan kaynaklanan, cezbedici bir hareket. Arada bir yapılan paylaşımlar bir yana; anlamlı bir etkileşim olmadan, insanın hayatında çok da yeri ve önemi olmayan insanlar tarafından yapılan takibin, paylaşanın egosuna hitap etmekten öteye geçmemesi; çocuğun bu anlamla “kullanılması” ihtimalini barındırıyor olabilir mi? Bu da doğrudan istismar olabilir mi?

Sanırım bu sosyal medya işine biraz daha kafa yormamız gerekiyor. Televizyondan öğrendiği kadınsı dansları ilgi çekmek için kullanan afacanları hepimiz görmüşüzdür. Kendimden de örnek verebilirim; ilkokul mezuniyeti “garden partisi”ne, “ilkokul” ve “garden” bazlı bir kıyafetle gitmişken, arkadaşlarımın çoğunluğunun “mezuniyet” ve “parti” bazlı elbiselerle geldiğini gördüğümde, kendimi yersiz bir rekabetin içinde hissettiğimi ve moralimin epey bozulduğunu hatırlıyorum.

Dış dünya çocuklar için zaten yeterince kafa karıştırıcı uyaranla dolu. Acaba biz de kendi elimizle kafalarını biraz daha karıştırıyor olabilir miyiz?

Yorum bırakın