Sınır Koyma: Robert J. MacKenzie “Çocuğunuza Sınır Koyma” Kitabından Notlar

 

 

• Ana fikir:

• Çocuklar dünyayı sınayarak keşfeder, neden-sonuç ilişkisini sınayarak kurarlar.
• Çocukların keşfetme, öğrenme, sorumluluk alma, sorun çözme ve iletişim kurma becerilerinin sağlıklı bir şekilde geliştirilebilmesi için, yaşadığı ortamın kurallarını bilmesi ve ebeveynle sağlıklı bir iletişimi sürdürebilmesi gerekir. Bunun için net ve tutarlı mesajlara iletilen sınırlara ihtiyaç vardır.
• Çocuklar kendilerinden ne beklendiğini, ne kadar ileri gidebileceklerini ve fazla ileri gittiklerinde ne olacağını sınırları sınayarak öğrenirler.
• Sınırların dört şekli vardır: Yumuşak sınırlar (aşırı özgürlük – yetersiz kontrol), aşırı sert sınırlar (yetersiz özgürlük – aşırı kontrol), tutarsız sınırlar (bazen sert, bazen yumuşak sınırlar) ve dengeli sınırlar (sorumluluğa dayanan özgürlük – yeterli kontrol). Bunlardan yalnızca dengeli sınırlar amaca hizmet eder.
• Sınır koymanın dört yöntemi vardır: Yumuşak yaklaşım (yumuşak sınırlar), cezacı yaklaşım (aşırı sert sınırlar), karışık yaklaşım (tutarsız sınırlar) ve demokratik yaklaşım (dengeli sınırlar). Yalnızca demokratik yaklaşımla onaylanmayan davranış sonlandırılırken, sorumluluk alma ve işbirliği öğrenilir.
• Çocuğun benliğini incitmeden onaylanmayan davranışını durdurmak, işbirliğine yönlendirmek ve sorumluluk almasını sağlamak için; olayın güç savaşına (kazanan-kaybeden) dönüştürülmemesi gerekir. Demokratik yaklaşımla belirlenen dengeli sınırlar, çocuğun benliğini reddetmeden (kazanan-kazanan) onaylanmayan davranışını reddettiği için etkilidir.
• Çocuklar 7 yaşına kadar bir kuralın arkasındaki mantığı anlayamaz. Çocuğu kurala uymaya ikna etmeye çalışmak, onun açısından kuralın pazarlığa tabi olduğu ve uymanın zorunlu olmadığı anlamına gelir ve bu yüzden işe yaramaz.
• Fazla konuşmak, nutuk çekmek ve nasihat vermek sözel mesajın etkisini azaltır. Bağırmak da kontrolün kaybedildiğine işaret olduğu için mesajın etkinliğini azaltır.
• Çocuğunuza sorun çözmeyi, onun onaylanmayan davranışını durdurma ve düzeltme yönteminizle öğretirsiniz. Dayak yiyen çocuğun öğreneceği sorun çözme yöntemi yine dayaktır.
• Çocuğunuza sınırlı seçenekler sunduğunuz halde, çocuğunuz onaylanmayan davranışta ısrar ederek sınamaya devam ettiğinde; onu yine de işbirliğine ve sorumluluk almaya yönlendirecek “destekleyici yöntemler” mevcuttur (kontrol, son verme, sakinleşme, doğal sonuçlar, mantıksal sonuçlar, mola süreci gibi).

 

• Sınır koyma nedir?

• Ebeveynlerin bir kural ve beklentiyi öğretebilmek için kullandıkları sözler ve davranışlardan oluşan sürece sınır koyma denir.
• Sözler ve davranışların her ikisi de net değilse, iletişimde kopukluk olur. Örneğin “Oyun oynamadan önce odanı temizle” dedikten sonra, çocuğunuz oyuna başlıyor ve odasını sonuçta siz temizliyorsanız; çocuk için bu kuralın mesajı belirsizdir. Sözleriniz “Odanı temizle” derken, davranışınız “Odanı temizlemesen de olur” demektedir.
• Ebeveynler çocuklarının söz dinlemesi ve sorumluluk sahibi olması için bağırma, azarlama, tehdit etme, nasihat verme, uzun açıklamalar yapma, para verme, vurma, eve hapsetme, haklarını elinden alma gibi yöntemler denerler; ancak sonuç alamazlar.

 

• Bu sınır koyma teknikleri hangi yaş grubu için uygundur?

• Bu kitabın konusu sınır koyma teknikleri, çocuklar sınırları sınamaya başladığından itibaren, ergenlik dönemi dahil uygulanabilir.

 

• “Aile dansı” [çekişmesi] ne demektir?

• Net olmayan ve etkisiz sınırlar koyan ebeveyn ile çocuk arasındaki tekrarlanan iletişimsizlik durumu, karşılıklı dansa benzer. Kurallar karışık mesajlarla (yumuşak sınırlarla) öğretilmeye çalışıldığında tam ters etki yaratır ve ebeveynle çocuk çelişki yaşamaya başlar.
• Sorunun sebebi bozuk iletişim olduğu için, sorun ailede başlar. Etkili sınır koyamayan ebeveynler çelişkili durumlar yaşadıklarında bir çeşit dansa/çekişmeye başlar (aile dansı – çekişmesi).
• Etkili sınır koymanın amacı, bu dansa [çekişmeye] son vermektir.
• Aile dansı [çekişmesi], tartışma ve güç savaşlarına yol açar. İletişimin ve problem çözmenin yıkıcı modellerine takılıp kalma durumudur.
• Çoğunlukla ebeveynler, farkında olmadan kendi ebeveynlerinin davranış motifini büyük ölçüde sürdürürler. Ebeveynlerden öğrenilen aile dansı [çekişmesi] bu defa çocuklarla sürdürülür. Örneğin babasından dayak yiyen çocuğun ileride kendi çocuğunu dövmesi muhtemeldir. Babasından yediği dayaktan ötürü incinen çocuk, ileride kendi çocuklarını dövmemek konusunda kararlı olabilir. Yine de dayak davranışsal adımına gelene kadarki sözel adımların aynısını (eleştiri, suçlama, bağırma gibi) tekrarlaması muhtemeldir.

 

• Sınırlar neden önemlidir?

• Sınırlar, çocukların hem kendilerini hem de yaşadıkları ortamı kavramaları sağlar; onlara keşif ve öğrenme fırsatı sunar.
• Çocuklar kendilerinden ne beklendiğini, ne kadar ileri gidebileceklerini ve fazla ileri gittiklerinde ne olacağını sınayarak öğrenirler.
• Sınırlar çocukların keşif sürecinde onlara yol gösterir.
• Sınır koyma, çocuk büyüdükçe yeniden düzenlenmesi gereken dinamik bir süreçtir.

 

• Çocuklar neden sınırlara ihtiyaç duyalar?

• Yeni bir mahalleye taşındığınızda komşularınızla arkadaşlık kurmaya çalışır, bazen tuhaf karşılandığınızı hisseder ve ne yapacağınızı bilemezsiniz. Çocuklar da dış dünyaya açıldığında, çatışmalar, reddedilmeler ve olumsuz tepkilerle karşılaşır ve dünyalarını başarılı bir şekilde idare edebilmek için net mesajlara ihtiyaç duyar.
• Çocuklar neden-sonuç ilişkisini, kendi sınama süreçlerinin sonucunda kendi anladıklarına göre kurarlar. Burada ebeveynlerin davranışı, çocuk açısından sözlerden daha anlaşılırdır. Bir çatışma durumunda, sözlerle tutarlı olmayan davranışlar, çocukta sözlerinizin çok da önemli olmadığı anlamını oluşturur.
• Sınırlar onaylanan davranışların yolunu belirler. Bilmediğiniz bir yola girdiğinizde ihtiyacınız olan işaret ve yönlendirmelerin görevini yapar. Bu yüzden sınırların belirli ve tutarlı olması önemlidir.
• Sınırlar ilişkileri belirler. Yetişkinlerle ilişkilerinde, çocuklara gereğinden fazla kontrol imkanı verildiğinde, çocuklar otoriteleriyle ilgili abartılı hislere kapılır ve güç savaşına girer. Çocuklar yetişkinlerle ilişkilerinde ne kadar güç sahibi olduklarını ve ilişkiyi ne kadar kontrol edebildiklerini sınırlar sayesinde öğrenir.
• Çocuğunuza kahvaltıda ne yemek istediğini sordunuz, krep istedi. Krep yapacak vaktiniz olmadığını söylediniz, o huysuzlandı ve diğer tekliflerinizi kabul etmedi. Siz de gecikmeyi göze alarak krep yaptınız. Burada güç çocuktadır ve çocuk bu şekilde istediğini yaptırabileceğini hemen kaydedecektir. Bunun yerine çocuğunuza tavada yumurta mı, rafadan yumurta mı istediğini sorarsanız; çizdiğiniz sınırlar içinde seçme hakkını kullanacak ve çatışma yaşanmayacaktır. Güç ebeveyndedir.
• Sınırlar büyümenin ölçütüdür. Büyümek, artan özgürlük ile artan sorumluluğu birlikte getirir. Sorumluluğun ne ölçüde taşınabildiğini sınırlara riayet gösterir. Örneğin 17 yaşındaki kızınız eve geliş saatini 1 saat ileri almanızı istediğinde; kızınızın bu sınıra uyup uymaması, bu sorumluluğu kaldırıp kaldıramayacağını gösterir. Sınır belirleme dinamik bir süreçtir.
• Sınırlar güvenlik sağlar. Ebeveyn-çocuk ilişkisinde çocuk gücün kendinde olduğunu hissettiğinde, kendini yeterince güvende hissetmez. Çocuğun, gücün anne babasında olduğu ve anne babasının onu her zaman koruyacağını hissetmeye ihtiyacı vardır.

 

• Aşırı kısıtlayıcı sınırların (aşırı kontrol durumunun) sonuçları nelerdir?

• Aşırı kontrol durumu, denemek ve keşfetmek için çok az özgürlük anlamına gelir.
• Öğrenme ve sorumluluk kazanmayı engeller.
• İsyana yol açar.

 

• Çok geniş sınırların (yetersiz kontrol durumunun) sonuçları nelerdir?

• Yetersiz kontrol durumu, denemek ve keşfetmek için fazla özgürlük anlamına gelir.
• Öğrenmeyi ve sorumluluk kazanmayı engeller.
• Aşırı denemeyi teşvik eder.
• Çocuk onaylanan davranışlara ve sınırlara riayet etmeyi, bir zorunluluk olarak değil de, isteğe bağlı bir tercih olarak algılar.
• Çocuk onaylanmayan davranışlarının hesabını vermediği için sorumluluk almayı öğrenemez.

 

• Tutarsız sınırların (karışık kontrol durumunun) sonuçları nelerdir?

• Karışık kontrol durumu, tutarsız özgürlük anlamına gelir.
• Öğrenme ve sorumluluk kazanmayı engeller.
• Aşırı deneme ve isyanı körükler.
• Çocuk tutarsız mesajları anlamlandırabilmek için sürekli sınama ihtiyacı duyar.

 

• Dengeli sınırların sonuçları nelerdir?

• Dengeli sınırlar, sorumluluklara dayanan özgürlük anlamına gelir.
• Öğrenmeyi ve sorumluluk kazanmayı destekler.
• İşbirliğine yüreklendirir.
• Çocuk büyürken dengeli sınırların da yeniden düzenlenmesi gerekir. Sınırların çocuğun sağlıklı keşif yapmasına elverecek kadar geniş; güvenlik sağlayacak ve sorumluluk öğretecek kadar kısıtlı, büyüme değişimlerine uyum sağlayabilecek kadar esnek olması gerekir.

 

• Ebeveynler kuralları nasıl öğretir?

• Sözleriniz davranışlarınızla desteklenirse, çocuklar kurallar ve beklentiler hakkında net mesaj alırlar.
• 3 çocuk kaydırağın tepesinde itişiyor. Birincisini annesi güzelce uyardı “Bir yeriniz acıyabilir. Endişeleniyorum. Yapmayın.”. İkincisine annesi bağırdı ve tokat attı “Yeter artık!”. Üçüncüsünü annesi kenara çekti “Kaydırağın tepesinde itişmeden oynamak mı istersin, buradan gitmek mi istersin?”. Birincisinin yöntemi saygılı ama kuralı net değildi (yumuşak yaklaşım), işe yaramadı. İkincisinin sınırı kesin ama yöntemi çok sert ve saygısızcaydı (cezacı yaklaşım), çocuk isyan etti. Yalnızca üçüncüsü (demokratik yaklaşım) itişme davranışına son verdi.
• Yumuşak yaklaşım sınırsız özgürlüğü ifade eder. Sorunu çözmek için çocuk ikna edilmeye çalışılır. Kazanan (çocuk) – kaybeden (ebeveyn) durumu vardır.
• Demokratik yaklaşım sınırlı özgürlüğü ifade eder. Sorun işbirliği ve sorumluluk yüklenerek çözülür. Kazanan – kazanan durumu vardır.
• Cezacı yaklaşım özgürlüksüz sınırları ifade eder. Sorunu çözmek için güç kullanılır. Kazanan (ebeveyn) –kaybeden (çocuk) durumu vardır. Cezacı ebeveyn adeta bir polis, dedektif veya gardiyan rolündedir.

 

• Cezacı (otokrat) yaklaşım nedir?

• Örneğin iki kardeş oyuncak kavgası yapıyor ve birbirini suçluyor. Anne çocukların ikisine de inanmadı, azarlayarak oyuncağı ellerinden aldı ve bir daha tekrarlanırsa onları odalarına kapatmakla tehdit etti. Kardeşlerden biri anneye “cadı” dedi, diğeri de bu lafa güldü. Anne iyice sinirlendi ve azarladı, kardeşlerden biri annesine hayatlarını zehir ettiğini söyledi. Anne birer şaplak atarak çocukları odalarına gönderdi.

stacks_imghge_5671

• A noktasında anne sinirli bir şekilde dedektifçilik yaparak olaya müdahale eder. Doğru-yanlış, suçlu-suçsuz, iyi-kötü ayrımı öne çıkmıştır. Bu durum ancak çocukların birbirini daha fazla suçlamasına yol açar. B noktasında annenin öfkesi baskındır. Tartışma kişiselleşir. İki kardeş arasındaki oyuncak kavgası, anne ve çocuklar arasında güç savaşına döner. Duyguları incinen çocuklar anneden intikam almak için isim takar. Anne birer şaplak ve odaya gönderme cezasıyla konuyu kapatır.
• İstenmeyen davranış sonlandırılmış; ancak çocuklara sorumluluk alma ve öğrenme fırsatı verilmemiştir. Çünkü bütün güç ve kontrol ebeveyndedir, tüm kararları ebeveyn verir.
• Kardeşler bir dahaki kavgalarında bağırma, tehdit etme, suçlama, isim takma ve vurma yoluna gidecektir.
• Ceza çocukların duygularını incitir, onları öfkelendirir, direnmeye ve intikama iter ve işbirliğini önler.
• Cezacı yaklaşım, cezacı yaklaşımla büyüyen ebeveynlerin uyguladığı yöntemdir.

 

• Cezacı (otokrat) yaklaşım hangi mesajları içerir?

• Ebeveynin inancı: Çocuklar acı çekmeden öğrenemezler. Çocuklar korkmazsa kurallara saygı göstermezler. Çocuklarımı kontrol etmek benim görevim. Çocuklarımın sorunlarını çözmek benim görevim.
• Güç ve kontrol: Ebeveynde.
• Sorun çözme: Zorla sorun çözme. Düşmanca tutum. Kazanan – kaybeden durumu (öğreten kazanır). Bütün sorunları ebeveyn çözer, kararları ebeveyn alır, süreci ebeveyn yönetir.
• Çocuğun öğrendiği: Problem çözme süreci ebeveynin kontrolündedir. İletişimde ve problem çözmede kırıcı yöntemler kullanılır.
• Çocukların tepkisi: Öfke, inatçılık, intikam, isyan, geri çekilme, korku, bastırılma.

 

• Yumuşak yaklaşım (sınırsız özgürlük) nedir?

• Yumuşak yaklaşım; özgürlük, eşitlik ve karşılıklı saygı prensiplerine dayanarak, 1960-70’lerde cezacı yaklaşıma tepki olarak ortaya çıkmıştır.
• Sınırların kesin olarak belirlenmemesi durumu, çocuğun özgürlüğünü sorumluluk içinde yaşamasını engeller. Çocuk bu durumda, önceliği hep kendinde algılar, kontrolünü ve gücünü abartılı hisseder.
• Örneğin iki kardeş oyuncak kavgası yapıyor ve birbirini suçluyor. Anne odalarına gidip kavga etmemelerini söylüyor. Kavga devam ediyor. Anne sinirlenerek odalarına tekrar gidip ayrılmalarını söylüyor. Kavga devam ediyor. Anne oyuncağı ellerinden alıyor, çocuklar kavga etmeyeceklerine söz verdiklerinde geri veriyor. Kavga devam ediyor. Anne yılıp odadan çıkıyor.
• Yumuşak ebeveynler çocuklarını işbirliği yapmaya ikna etmek için sürekli yöntem değiştirirler. İkna çabaları tükenince sınırları değiştirirler.
• Yumuşak etkileşim, cezacı yaklaşımdan daha etkisizdir. Bu yöntemle ne yanlış davranış durdurulabilir, ne de kurallar ve otoriteyle ilgili ders verilebilir. Yumuşak ebeveynler işe yaramayan bu yöntemle çok fazla zaman ve enerji harcar.

stacks_imaopge_5675

• Bu yöntemde, anne etkin davranışlarla sözlerini desteklemediği için çocuklar işbirliğine mecbur kalmazlar ve kendi isteklerinin gerçekleşmeyeceği bir çözümü kabul etmezler. Bu durum, kural ihlali durumunda polisin sürücüye ceza vermeden sadece uyarmasına benzer.
• Çocukların davranışlarının sonuçlarına katlanmasına engel olunduğunda, öğrenmeleri de engellenmiş olur. İkna bu yüzden işe yaramaz.

 

• Yumuşak yaklaşım hangi mesajları içerir?

• Ebeveyn yaklaşımı: Çocuklar, işbirliği yapmanın en doğru yol olduğunu anladıklarında işbirliğine yanaşırlar. Benim görevim çocuklarıma hizmet etmek ve onları mutlu etmektir. Çocuklarımı üzen sonuçlar etkin olamaz.
• Güç ve kontrol: Hepsi çocuklarda.
• Problem çözme süreci: İkna yöntemiyle. Kazanan (çocuklar) – kaybeden (ebeveyn) durumu vardır. Problem çözümünü ebeveyn üstlenir.
• Çocukların öğrendiği: Kurallar başkaları içindir, benim için değil. Ben istediğimi yaparım. Çocukların sorunlarını çözmek ebeveynin sorumluluğundadır. Bağımlılık, saygısızlık ve bencillik baskındır.
• Çocukların tepkisi: Sınırları test etme. Kuralları ve otoriteyi zorlayıp reddetme. Söyleneni duymazdan gelme. Sözleriyle ebeveyni yıpratma.

 

• Demokratik yaklaşım (sınırlı özgürlük) nedir?

• Cezacı yaklaşım sert ama saygılı değildir, özgürlük tanımaz. Yumuşak yaklaşım saygılı ancak sert değildir, sınırsız özgürlük tanır. Etkin çocuk eğitimi için sertlik ve saygı arasında bir denge kurulması ve belirli sınırlar içinde özgürlük tanınması gerekir.
• Demokratik yaklaşım kazanan-kazanan prensibine dayanır, yanlış davranışı durdurur, sorumluluk öğretir, onaylanan davranışlarla ilgili kuralı net bir şekilde iletir. Güç savaşına girmeden ve incitmeden sorun çözme yeteneğinin gelişmesini sağlar.
• Demokratik yaklaşım çocuğun eğitimini hedef alır.
• Örneğin iki kardeş oyuncak kavgası yapıyor ve birbirini suçluyor. Anne kavga etmeden de oynayabileceklerini ve sakinleştikten sonra konuşacaklarını söylüyor. Çocuklar konuşmaya hazır olduklarını söylediğinde, anne kavga etmek dışında ne yapabileceklerini soruyor. Çocuklar kendini savunuyor. Anne herkesin sırayla 10 dakika oynayabileceğini ya da oyuncağı ellerinden alabileceğini, seçimin kendilerine ait olduğunu söylüyor. Çocuklar işbirliği yapıyor. Oyuncağı ilk kimin oynayacağını belirlemek için anne yazı tura atıyor.
• Annenin “biz” dilini kullanması işbirlikçi bir ortam yaratırken, önce sakinleşmelerini sağlaması öfke kontrolünün öğretilmesine yardımcı olmaktadır. Anne sorun çözme aşamasında, çocuklardan aldığı cevaplardan çocukların sorunu kendi başlarına çözemeyeceklerini anlar ve sınırlı seçenekleri olan çözümler önerir. Çözüm önerileri içinden seçim yapan çocuklar sorumluluk almış ve gelecekte yaşanacak bir tartışmada ne yapabileceklerini öğrenmiş olur. Bu süreç, kural net bir şekilde öğretilene kadar defalarca tekrarlanacak ve sonuç verecektir.
• Etkin eğitim yöntemlerinde daha az zaman ve enerjiyle yanlış davranış durdurulabilir ve sınır mesajı iletilebilir. stacks_image_567679

 

 

 

 

 

• Demokratik yaklaşım (sınırlı özgürlük) hangi mesajları içerir?

• Ebeveynin inançları: Çocuklar sorunlarını kendi başlarına çözebilirler. Çocuklara seçenek sunulmalı ve davranışlarının sonuçlarından ders almalarına izin verilmelidir. Cesaret verme, işbirliğini artırır.
• Güç ve kontrol: Çocuklara sorumluluğunu taşıyabilecekleri kadar güç ve kontrol verilmelidir.
• Sorun çözme süreci: İşbirliği. Kazanan-kazanan. Karşılıklı saygı. Çocuklar sorun çözme sürecinde aktif olarak katılır.
• Çocukların öğrendikleri: Sorumluluk, işbirliği, bağımsızlık, kurallara ve otoriteye saygı, benlik kontrolü.
• Çocukların tepkisi: Daha çok işbirliği, sınırların daha az sınanması, kendi başlarına sorun çözmeleri, ebeveyni ciddiye alma.

 

• Karışık yaklaşım (yumuşak ve cezacı) nedir?

• Yumuşak yaklaşımla başlanır, ancak çocuğun davranışları ebeveyni sinirlendirdiğinde cezacı yaklaşıma dönülür. Bazen de ebeveyn çocuğa karşı zorbalık yaptığını düşünerek vicdan azabı çeker ve geri adım atarak yumuşak yaklaşıma geri döner.
• Çocuk ne zaman neyle karşılaşacağını bilmediğinden, sürekli sınama ihtiyacı duyar. Sınırlara dair mesajlar, sürekli ve net değildir.stacks_imrtage_5683

 

 

 

 

• Çocuklar nasıl öğrenir?

• Küçük çocuklar, yetişkinlerden farklı olarak, duyularıyla algıladıkları somut şeyleri öğrenirler.
• Çocuğun öğrenebilmesi için somut deneyime ihtiyacı vardır.

 

• Çocuklar kuralları nasıl öğrenir?

• Kuralları öğretmenin en iyi yolu, net mesajlar ve etkin davranışlardır.
• Çocuklar açısından davranışlar somut olduğu için, sözlerden daha etkilidir.
• Çocuğun kuralı ciddiye alması için sözlerin ve davranışın tutarlı olması gerekir. Öğretme-öğrenme sürecinde kırılma, bu tutarsızlıktan kaynaklanır. Ebeveyn konuştuklarıyla tutarlı davrandığı sürece, çocuk ebeveynin sözünü ciddiye alacak ve güvenecektir.
• Ebeveyn davranışıyla desteklemediği “dur” mesajını verdiğinde, çocuk durmaya mecbur kalmadığını ve ebeveynin konuşmasına katlandığı sürece davranışına devam edebileceğini bilir. Çocuklar genellikle bu durumlarda “Tamam” ya da “Bir dakika” diye cevap verip, davranışına devam eder.
• Baba oğluna bisiklet alır ve akşamları garaja koymasını ister. İki gün sonra çocuğun bisikletini akşam dışarıda bıraktığını görür. Kendisi garaja kapatır ve çocuğa bisikletini 3 gün sonra alabileceğini söyler. Güç kavgasına girmeden, kısa zamanda ve etkin bir şekilde mesaj çocuğa iletilir.
• 16 yaşındaki çocuğa saat 18.00’de evde olmak koşuluyla araba alınır. Çocuk eve geç gelmeye başlar, artık 2 saat geciktiğinde haber bile verme ihtiyacı duymamıştır. Annesi arabanın anahtarına 1 haftalığına el koyar ve saat 18.00’de evde olduğu sürece arabasını kullanabileceğini söyler. Gecikmeler son bulur.

 

• Çocuklar nasıl araştırma yapar?

• Çocuklar araştırma yaparken “Neler yapılabilir? Neler yapılamaz? Kontrol kimde? Ne kadar ileri gidebilirim? Çok ileri gidersem ne olur?” sorularına cevap arar nitelikte davranırlar.
• Bu sorularına aldıkları cevap, kabul edilebilir olanı belirler ve kurallara uymanın zorunlu olup olmadığını anlamalarına yardımcı olur.

 

• Çocuğumun mizacı araştırma yöntemini etkiler mi?

• Bütün çocuklar kurallarımızı ve beklentilerimizi belirlemek için sınar ve sınırları zorlar. Ancak hepsi aynı denemeleri yapmaz.
• Uysal çocuklar karşısındakini memnun etmek ister. İhtiyaç duydukları veri nispeten daha azdır.
• İradesi güçlü çocuklar, saldırgan tipte araştırmacılardır. Daha çok veri toplamak için sınırları her defasında sonuna kadar zorlarlar.

 

• Çocuk kuralın arkasındaki mantığı ne zaman anlayabilir?

• 3-7 yaş arası çocuklar, bir kuralın arkasındaki mantığı henüz anlayacak durumda değildir.
• “Neden?” diye sorduklarında, çoğunlukla kuralın arkasındaki mantığın peşinde değillerdir; ebeveynin kararlılığını test etmektedirler.
• Uzun açıklama ve ikna etme çabası, çocukta sınırın pazarlığa tabi olduğu sonucunu doğurur. Açıklama, kural çiğnenmeden önce yapılmalıdır.

 

• “Hayır” sözümde kararlı olduğumu tutarlı bir davranışla desteklemek için tokat atarsam ne olur?

• Olumsuz davranışı durdurmada etkili olabilir, ancak aynı zamanda sorun çözme metodu olarak dayağı öğretmiş olursunuz.

 

• Kuralları öğretirken anne-baba arasındaki tutarlılık ne kadar önemlidir?

• Çok önemlidir.
• Aksi halde çocuk, örneğin annenin kurallarına uymak mecburi değilken, babanın kurallarına uymak mecburidir gibi bir sonuç çıkaracaktır.

 

• Yumuşak aile dansı [çekişmesi] nasıl olur?

yystacks_image_5961

• Örneğin babanın da dahil olduğu çekişmeyi, anne çocukları odalarına göndererek bitiriyor. Baba müdahil olduğu noktalarda öfkeyle sözel adımları takip ediyor (ilk rica, bağırma, eleştirme, suçlama, daha çok bağırma). Davranışsal adımı yalnızca anne attığı ve baba sözel adımlarda kaldığı için, çocuklar babanın üzerine daha çok gidiyor ve onu daha çok zorluyor.
• Anne davranışsal adıma geçene kadar tüm sabır ve enerjisini sözel adımlarda tüketiyor, ancak çocuklarda herhangi bir davranış değişikliği oluşmuyor.

 

• Cezacı aile dansı [çekişmesi] nasıl olur?

tystackts_image_5961

• Yanlış davranış sonlanırken, çocuğun öfke ve intikam hissi bir başka yanlış davranışa sebep olur ve bu dans sürüp gider.

 

 

 

 

 

 

• Aile dansı [çekişmesi] nasıl bitirilir?

• Aile dansını [çekişmesini] bitirmenin ilk aşaması, dansın varlığını tespit etmektir. Sonrasında sözel adımları uzatmadan, davranışsal adımlarla desteklemek gerekir.zstacks_image_5969

 

 

 

 

 

• Yumuşak sınırlar ne anlama gelir?

• Davranışla tutarlı olmayan sözel sınırlar yumuşak sınırlardır.
• Güç savaşları ve aile dansının sebebi çoğunlukla yumuşak sınırlardır.
• Yumuşak sınırlar teoriktir, pratik değildir.
• Sözel mesaj “dur” derken, davranışsal mesaj “durman zorunlu değil” anlamını taşır. Karmaşık mesajlar içerdiğinden sınırların zorlanmasına yol açar.
• Eğitim açısından yumuşak sınırlar etkisizdir. Daha da kötüsü, asıl istenen sonucun tam tersine sebep olurlar. Yetişkinlerin sarı ışıkta gaza basması gibi etki yaratır.
• Yumuşak sınırlarla eğitilen çocuk, karmaşık mesajlarla iletişim kurmayı ailelerinden daha iyi becerir. Ödevlerini bitirmesi istendiğinde, o anda yapmayabileceğini bilerek “tamam, birazdan” der.

 

 

 

 

 

 

• Hangi yöntemler yumuşak sınır mesajı iletir?

• İstekler, umutlar, gereklilikler: Yanlış davranış yapan çocuğa “Keşke bunu yapmasaydın”, “Bunu yapmaman gerektiğini biliyorsun” ya da “Beni daha fazla kızdırmadan artık bırak” demek, yanlış davranışı durdurmaz.
• Tekrarlama ve hatırlatmalar: Çocuğu, duymazdan gelerek bildiğini okumaya alıştırır.
• Konuşmalar, nasihatler, nutuk çekmeler: Konuşmaları dinliyor göründükten sonra sınıra uymanın zorunlu olmadığı mesajını içerir.
• Yanlış davranışı görmezden gelme: Yeşil ışığın yanmaması, çocuk açısından kırmızı ışığın yandığı anlamına gelmez.
• Net olmayan mesajlar: “Akşam çok geç kalma” ya da “Arkadaşlarınla oynarken kibar davran” demek, doğrudan net bir mesaj içermez ve sınırın zorlanmasına teşvik eder.
• Etkisiz örnek oluşturma: Dövüşen ve bağrışan kardeşleri, bağırarak ve şaplak atarak ayıran baba; aslında yaptıklarının yanlış olmadığını, çünkü problem çözmek için dayak ve bağırma yöntemlerinin kullanılması gerektiği mesajını verir.
• İşbirliğine ikna etmek için pazarlık yapma: Kuralların pazarlığa açık olduğu mesajını iletir.
• Tartışma ve çekişme: Kuralların pazarlığa ve güç savaşına açık olduğu mesajını iletir.
• Rüşvet ve özel ödüller: Rüşvet ve ödül olmadan kurallara uymak gerekmediği ve işbirliğinin isteğe ve şarta bağlı olduğu mesajını iletir.
• Ebeveynler arasında tutarsızlık: Anne “Dışarı çıkmadan önce ödevlerini bitir” dedikten sonra, baba “Arkadaşları bekliyor, gelince yapar” dediğinde; çocuk için iki kural vardır ve kendi işine gelene uymak isteyecektir. Bir dahaki sınırda da, ebeveynler arası çelişkiden faydalanmak için işi güç savaşına çevirecektir.
• Etkisiz takip: Çocuk yakalanana kadar sınıra uymasının gerekmediği sonucunu çıkarır.

 

 

 

 

 

 

• Etkisiz sözel mesajlara örnekler nedir?

• “Bir kerecik uslu olsan ölür müsün?”
• “Haydi gel anlaşalım.”
• “Bu davranışını hiç beğenmiyorum.”
• “Yettin artık.”
• “Kendine gelsen iyi olur.”
• “Ödevlerini bitirsen ne güzel olurdu.”
• “Ben senin sözünü kessem hoşuna gider mi?”

 

• Etkisiz davranışsal mesajlara örnekler nedir?

• Çocukların ortalığı dağıtıp toplamadan gitmelerine göz yummak.
• Çocuklarını dağıttıklarını arkalarından toplamak.
• Kendisi giyinebilen çocuğu giydirmek.
• Keyfiniz yerindeyken onaylanmayan davranışa göz yummak.
• Birini döven çocuğu döverek ona bunun nasıl bir şey olduğu göstermek.

 

• Sert sınırlar ne anlama gelir?

• Hayır, hayır demektir.
• Sert sınırlar kural ve beklentilerimizle ilgili net sinyaller gönderir.
• Çocuk sözlü mesajın davranışla desteklendiğini göre göre, sözel mesajı ciddiye almayı öğrenir ve işbirliği yapar.
• İletişimi kuvvetlendirir, sınırların daha az zorlandığından aile dansına gerek kalmayacaktır.

 

• Sert sınırlar nasıl belirlenir?

• İletişim kopmadan sözlü mesajın etkinleştirilmesi gerekir.
• Mesajı davranış üzerine yoğunlaştırın. Amaç, çocuğu değil, onaylanmayan davranışı reddetmektir. Çocuğun davranışını düzeltmek için onun duyguları ya da değerleriyle oynamayın (örneğin Kenny’nin kardeşini rahatsız etmesini istemiyorsanız, “Kenny bela mısın?”, “Bu hareketlerini kimse sevmiyor”, “Bak kardeşin ne kadar üzüldü” demek yerine, “Kenny kardeşini rahat bırak” deyin).
• Açık, anlaşılır ve kesin olun. Ne kadar az konuşursanız, o kadar net olursunuz (örneğin “zamanında gel” ya da “geç kalma” demek yerine, “Akşam 18.30’da evde ol” deyin.
• Normal ses tonunuzla konuşun. Yüksek ses, kontrolünüzü kaybettiğinizin işaretidir. Kesin ve kararlı olmanın yolu kontrolü elde tutmaktan geçer. Bağırmak yerine davranışsal adıma geçin.
• Gerekli durumlarda sonuçları bekleyin. Çocuğunuz belirlediğiniz sınırı zorladığında katlanacağı sonuçları, tehditkar tonda olmadan, anlatın ve çocuğunuza işbirliği imkanı tanıyın.
• Sözlerinizi davranışlarınızla destekleyin. Sözleriniz mesajın yalnızca bir bölümünü oluşturur, mesajınızı tam ve net iletin.

 

• Etkili sözel mesajlara hangi örnekler gösterilebilir?

• “Ayaklarını kanepeden indir.”
• “17.30’da evde ol.”
• “Oyuncağını kırmadan oyna, yoksa elinden alırım.”
• “Oturma odasında cips yeme.”

 

• Etkili davranışsal mesajlara hangi örnekler gösterilebilir?

• Vuran çocuğa mola yöntemini uygulamak.
• Sözünüzü dinlemeyen çocuğun elinden cips paketini almak.
• Oyuncağını toplamayan çocuğa birkaç gün o oyuncağı vermemek.
• Eve zamanında gelmeyen çocuğun geliş saatini erkene almak.
• Çocuk televizyonun sesini kısmadığında, televizyonu kapatmak.
• Çocuğun kirli sepetine koymadığı çamaşırlarını yıkamamak.
• Dikkatsizlik yüzünden kırılan oyuncağın yenisini almamak.

 

• Kesin ve yumuşak sınırların farkları nelerdir?

stacks_imlkage_5979

 

• Çatışmadan sorun çözmek için ne yapmalıyım?

• Beklentilerinizi net bir sözel mesajla ilettikten sonra doğrudan davranışsal adıma geçin.
• Başlangıçta, mesajınız ne kadar net olursa olsun, çocuk ne kadar ciddi olduğunuzu sınama ihtiyacı hissedecektir. (Örneğin 5 yaşındaki Sherman kendi kendine giyinebildiği halde sabahları ağırdan alıyor ve annesi onu giydiriyor. Bir sabah annesi “Giyinmek için 15 dakikan var. Giyinmemiş olsan bile dışarı çıkacaksın. Saati kuruyorum.” dedi. Sherman annesini ciddiye almadı ve giyinmedi. Annesi onu üzerinde çamaşır ve çoraplarıyla dışarı çıkardı ve kalan giysilerini torbaya koyup eline verdi. Sherman arabada hemen giyindi.)
• Çatışmadan sorun çözmek için; kontrol tekniği, son verme tekniği ve sakinleşme tekniğini kullanabilirsiniz.

 

• Kontrol tekniği nedir?

• Aile dansına [çekişmesine] hiç başlamamak için, önce sözel mesajınızın anlaşılıp anlaşılmadığını kontrol etmelisiniz. Bunu tekrar ve hatırlatmalara girmeden, “Söylediklerim yeterince açık mı?”, “Ne dediğimi anladın mı?” ya da “Duyduklarını bir de sen söyler misin?” diye sorarak yapabilirsiniz. Kontrol tekniği, çocuklar duymazdan geldiğinde, onları işbirliğine sevk etmeye yardımcı olur.

 

• Son verme tekniği nedir?

• Çocuğunuz sizi tartışma ya da pazarlığa ittiğinde ve sınırları zorlamaya devam ettiğinde; çocuğun bu davranışı nedeniyle katlanması gereken sonucu belirtir, konuşmayı net bir şekilde bitirebilirsiniz. “Konuşma bitmiştir. Devam edecek olursan …” ya da “Tartışma bitti. Ya söz dinlersin ya da söz dinlemek için on dakika odanda beklersin.” gibi net cümlelerle sözel çatışmaya hiç girmeden tartışmayı kapatabilirsiniz.

 

• Sakinleşme tekniği nedir?

• Öfke sorun çözmeyi zorlaştırır. Öfke anında, öfkeli tarafın uzaklaşıp sakinleşmek için ara verilmesi faydalı bir yöntemdir. Bunun için “İkimiz de biraz sakinleşelim. Beni odanda bekle, 5 dakika sonra geliyorum”, “Bana çok kızdın. Git biraz sakinleş, 5 dakika sonra geliyorum” ya da “Çok sinirliyim. Odama gidiyorum. Sakinleştiğimde devam ederiz” diyebilirsiniz. Kendinizin ve “Konuşmaya hazır mısın?” diye sorarak çocuğunuzun sakinleştiğinden emin olun.

 

• Çocuğumu işbirliğine sevk etmek için nasıl iletişim kurmalıyım?

• Uyguladığınız sınır türü, mesajınızın türünü belirler. Teşvik edici mesajlar için kesin sınırlar koymalısınız.
• Yumuşak sınırlar, sınırı zorlamayı teşvik ettiğinden çocuğu işbirliğinden uzaklaştırır ve ebeveyni cesaret kırıcı mesajlara yönlendirir.
• Cesaret kırıcı mesajlar direnişi teşvik eder, onaylanmayan davranışın artarak devamına ve güç savaşlarına sebep olur. (Örneğin kardeşini rahatsız eden çocuğa “Yine mi kardeşinle uğraşıyorsun? Kardeşin ne kadar üzüldü görmüyor musun? Bir kerecik söz dinlesen ölür müsün? 3 yaşındaki çocuklar bile senin yaptığını yapmıyor.” diyen anne; onaylanmayan davranışı sonlandıramadığı gibi “Cadılık etmek hoşuna mı gidiyor?” gibi bir cevapla karşılaşabilir.)
• Teşvik edici mesajlar işbirliğine sevk eder. Aidiyet, yeterlilik ve değerlilik duygularımızı besler. Sorun çözme yeteneğini geliştirir. Değişim için motive edici bir güçtür.

 

• Cesaret kırıcı sözel mesajlara hangi örnekler verilebilir?

• Cesaret kırıcı mesajlar, çocuğun doğru seçimler yapabileceğine ve onaylanabilir davranışlar sergileyebileceğine inanmamayı yansıtır. Yanlış davranış kişiselleştirilir ve çocuğu utandırma ya da suçlama mesajı taşır.
• “Bir kerecik söz dinlesen ölür müsün?”: Küçültme, dışlama, suçlama, aşağılama etkisi yapar.
• “Bir kere de doğru yap da kafan çalışıyor mu anlayalım”: Küçültme, utandırma, aşağılama etkisi yapar.
• “İnanmıyorum! İşlerini bitirmişsin!”: Mahcup etme, küçültme, dışlama etkisi yapar.
• “Yalnız kalınca başına iş açacağın belliydi.”: Suçlama, utanç, aşağılama, küçültme etkisi yapar.
• “Hadi bir dene bakalım!” : Meydan okuma, kışkırtma, suçlama, küçültme, tehdit etkisi yapar.

 

• Cesaret kırıcı davranışsal mesajlara hangi örnekler verilebilir?

• Çocuğun kendi başına yapabileceği faaliyetleri ve seçimleri, çocuk yerine ebeveynin yapması, iyi niyetle de olsa, cesaret kırıcı davranışsal mesaj içerir.
• Çocuğun ödevine kendi istemediği halde ısrarla yardım teklif etmek.
• İki kardeşin oyuncak kavgasında, onlara fırsat vermeden sorunu çözmek.
• Restorana götürülen çocuk için onun adına ona sormadan sipariş vermek.
• Yardım etmeye çalışan çocuğu geri çevirmek.
• Çocuğun kıyafetini seçmesine izin vermemek.

 

• Teşvik edici mesajları kullanmanın yolu nedir?

• Neyi teşvik edeceğinizi bilmelisiniz. Teşvik edilen konunun ana fikri; iyi seçimler yapabilmeyi, onaylanabilir davranışları ve işbirliğini cesaretlendirmek; bağımsızlık, gelişme ve sorumluluk duygusunu geliştirmek olmalıdır.
• Sorumluluk sahibi olmak, seçim yapabilmek ve bu seçimin olumlu ve olumsuz sonuçlarına katlanabilmek anlamına gelir. Çocuğa tercihinin sonuçlarına katlanması için fırsat tanınmalı ve daha farklı seçimler yapabileceği konusunda cesaret verilmelidir.
• Çocuklar çabaları takdir edildiğinde işbirliği yapmaya daha hevesli olur (“Bu işi halletme şeklini çok beğendim”, “Sana güvenebileceğimi biliyordum”, “Aferin”, “Sen yardım edince işler çabucak bitiyor” gibi).
• Çocukların kendi başının çaresine bakabilme becerisinin, olabildiğince az müdahale ile geliştirilmesi, çocuklara risk alma ve bağımsız hareket etme cesareti kazandırır.
• Hayatta birçok beceri zamanla, aşama aşama kaydedilen gelişmelerle yerleşir. Ebeveynin dikkatini sonuç yerine süreç ve çabaya vermesi, çocuğa kendi ritmine uygun zaman tanıması ve gelişmeyi cesaretlendirmesi gerekir.

 

• Cesaret verici ve cesaret kırıcı mesajların farkları nelerdir?

stacks_image_594581

 

• Sınırlı seçenekler yöntemi nasıl kullanılır?

• İki ya da üç seçenekten fazlasını sunmayın.
• Seçenekler sınırlarınızdır, bunları kesin olarak belirleyin ve açık kapı bırakmayın.
• Sınırlı seçenekleri sunduktan sonra, çocuğunuza “Hangisini seçiyorsun?” diye sorun ve seçimi onun yapmasını sağlayın.
• Çocuğunuz kabul edilebilir seçeneği seçmesine rağmen yanlış davranışta ısrar ediyorsa, seçenekleri tekrarlama ya da ikna etme yollarına girmeden, tavır alın ve seçiminin sonucuna katlanmasını sağlayın.

 

• Çocukların sorun çözme becerisi nasıl geliştirilir?

• Sınırlı seçenekler yöntemi, çocukların sorumluluk alma ve karar verme yetisini geliştiren etkili bir yöntemdir.
• Sadece bilgi vermek yetmeyebilir. 2 saatlik semineri dinlediğiniz için bir anda yüzme öğrenemezsiniz. Çocuğunuzu gerektiğinde yönlendirmeli ve alıştırma yapmasına fırsat vermelisiniz.
• Doğru davranışı öğretmek için çocuğunuza siz örnek olun. Çocuğunuzun yapmasını istediğiniz davranışı siz yapın. Alıştırma yapması için fırsat verin. Çabalarını ve gelişimini cesaretlendirin. Bu basit yöntem özellikle 2-7 yaş arasında çok etkilidir.
• Yanlış davranışın ardından doğrusunu öğretmek için; önce kesin sınırlar koyan bir mesaj verin, onaylanabilir davranışla ilgili örnek olun, çocuğun bu davranışı tekrarlamasını sağlayın, çabalarını ve gelişimini takdir edin.
• Yeniden deneme, basit davranışları düzeltmek için basit ve etkili bir yöntemdir. Yanlış davranıştan sonra kesin bir sınır konur ve çocuğun yeniden denemesine fırsat verilir. Çocuk direniş gösterdiğinde, sınırlı seçimler ve sonuçlara katlanma adımlarına geçebilirsiniz. (Örneğin çocuk okuldan eve geldiğinde çantası ve paltosunu yere fırlattı. Anne “Paltonu dolaba, çantanı da odana koyacaksın, şimdi tekrar dene” diyerek çocuğu elinde eşyalarıyla kapıdan dışarı çıkarı çıkardığında, çocuk ikinci denemesinde doğru davranacaktır.)
• Çocuklar sorun çözmenin daha etkili alternatifleri olduğunun farkında değildir. Çocuğun seçeneklerini keşfetmesini sağlamak, ona alternatif davranış biçimlerinin varlığını öğretir ve bu seçenekleri, sonuçlarının sorumluluğunu alarak denemesi için teşvik eder. Seçeneklerin keşfedilmesi, sonuçların uygulamasından sonraki adımdır.
• Seçeneklerin keşfedilmesi, soyut düşünebilmeyi gerektirdiğinden, büyük çocuklar ve ergenler için daha uygundur. Küçük çocuklara bu yöntemi uygularken öğrenme sürecini somut hale getirmek için seçenekleri çocuğa sorular sorarak sizin sunmanız, örnek olmanız ve tekrar denemesini sağlamanız gerekir.

 

• Çocuğum kabul edemeyeceğim seçenekler öne sürer ya da pazarlık etmeye çalışırsa ne yapmalıyım?

• Pazarlık, sınırları zorlamak demektir. Çocuğunuz kabul edemeyeceğiniz bir seçenek sunduğunda tavrınız net olmalıdır: “Bu bir seçenek değil.”
• Israr etmeye devam ederse son verme tekniğini kullanmalısınız.

 

• Çocuğum sınırları sürekli zorluyor ve kurallarımı dinlemiyorsa, yine de sınırlı seçenekler sunmalı mıyım?

• Evet. Sınırları zorlayan çocukları işbirliğine yönlendirmek için sınırlı seçenekler yöntemi çok etkilidir. Ancak işbirliği yapmadığı durumda, seçiminin sonuçlarına katlanması gerekir.

 

• Çocuğuma sınırlı seçenekler sunduğumda bunları reddeder ya da sadece boş boş bakarsa ne yapmalıyım?

• Sizi anlamadığını düşünüyorsanız, kontrol sürecini kullanın.
• Çocuğunuz sizi kasıtlı olarak duymazdan geliyorsa, tepki vermesini bekleyin ve seçmemenin de bir seçim olduğunu anlaması için sonuçlarına katlanmasını sağlayın.

 

• Sonuçlara katlanma neden önemlidir?

• Sonuçlara katlanma yanlış davranışa son verir. Kurallar hakkında net mesaj verir.
• Çocuğa seçimleri ve davranışlarının hesabı sorulduğunda, sorumluluk duygusu gelişir.
• Davranışlarının sonuçlarının sorumluluğunu almaya alışan çocuk, söz dinlemeyi ve ebeveyni ciddiye almayı öğrenir.
• Ebeveynin sözleriyle davranışları tutarlı oldukça, çocuk sınırları daha az zorlayacak ve ebeveyn sonuçlara katlanma yöntemine daha az ihtiyaç duyacaktır. Tutarlılık ve kararlılık büyük önem taşır.

 

• Sonuçlara katlanma yöntemini etkili kılan nedir?

• Sonuçları etkili kılan sizin uygulama yönteminizdir. Çünkü çocuk ebeveynin kullandığı yöntemi öğrenir. Yöntemin kendisi onaylanabilir davranışlar konusundaki esas mesajı taşır.
• Cezacı ya da yumuşak uygulamayla sonuçlara katlanma yönteminin eğitim değeri fazla olmayacaktır, çünkü yanlış davranış durdurulmuş olsa bile sorun çözme işi ebeveyne kalacaktır.
• Sonuçların eğitim değerinin olması için, demokratik bir yöntemle uygulanmalı; çocuğun yanlış davranışıyla sonucuna katlanma arasındaki neden-sonuç ilişkisini anlayabilmesi için anında tepki verilmeli, sürekli ve tutarlı davranılmalı, katlanılacak sonucun onaylanmayan davranışla bağlantılı olmasına dikkat edilmeli (kardeşine bilgisayar oyunu oynatmayan çocuğun bisiklete binmesinin kısıtlanmasındansa, bilgisayar oyunu oynamasının kısıtlanması gibi) ve onaylanan davranışlarla örnek olunmalıdır.
• Tutarsızlık sınırları zorlamayı teşvik eder. Sözler davranışlarla, ebeveynler birbirleriyle ve sonuçlara katlanma yöntemini gerektiren davranış sonuçlarıyla tutarlı olmalıdır.
• Onaylanabilir davranışa alternatif olarak sunulan seçeneğin (örneğin çocuğu odasında bekletme) zaman sınırlaması önemlidir. Sonuçlara katlanma yönteminin etkili olabilmesi için, net ve iyi belirlenmiş başlangıç ve bitiş süreleri olmalıdır (örneğin 10 dakika). Bu sürenin uzaması, yöntemi etkili kılmaz. Amaç ceza vermek değil, öğrenmeyi artırmaktır. 12 yaş altı çocukların uzun ceza süresi içinde cezalı olduğunu unutması bile muhtemeldir.
• Ebeveynin yanlış davranışa takılıp kalmaması, çocuk doğru davranmaya başladığında onu cesaretlendirmeyi unutmaması, çocuğun yeni bir başlangıç yapabilesine fırsat vermesi ve hatasını “başına kakmaması” gerekir.

 

• Doğal sonuçlar nedir?

• Doğal sonuçlar, bir olay ya da durum sebebiyle kendiliğinden ortaya çıkan sonuçlardır (örneğin babasının uyarısına rağmen dondurma külahını uçak gibi uçuran çocuğun dondurmasının yere düşmesi). Çocuğun bu doğal sonuçlara katlanması için fırsat vermek gerekir. Çocuk zaten sonuca katlandığı için, ebeveynin (“Ben sana demedim mi?” demek gibi) müdahale etmesi ya da nasihat vermesi, doğal sonucun öğretme etkisini azaltacaktır.
• Dikkatsizlik, yanlış kullanım ya da sorumsuzluk yüzünden bir eşya ya da oyuncak kırıldığı/bozulduğu/çalındığı zaman, ebeveynin hemen eşyayı yenilememesi, çocuğun kaybından dolayı duyduğu üzüntüyü içselleştirmesi için zaman tanıması gerekir. (Örneğin pahalı ve güzel paltosunu kaybeden çocuğa, kıyafetlerini unutmamayı öğrenene kadar daha basit ve ucuz bir palto almak gibi.)
• Çocuk unutmayı alışkanlık ettiği zaman, ebeveynin çocuğun sorumluluğunu üstlenip ona hatırlatmaması, telafi etmemesi gerekir. (Örneğin kitaplarını unutmayı alışkanlık haline getiren çocuğun arkasından kitaplarını okula götürmemek gibi.)
• Çocuk görevlerini ihmal ettiğinde, doğal sonucu yaşamasına izin verilmesi gerekir. (Örneğin kirli sepetine atılmamış kirli çamaşırların yıkanmaması gibi.)

 

• Mantıksal sonuçlar nedir?

• Doğal sonuçların aksine, kendiliğinden ortaya çıkmayan, ebeveyn tarafından çocuğa katlanması için oluşturulan sonuçlardır. (Örneğin sunulan net seçimlere rağmen arkadaşlarla paylaşılmayan oyuncağın kaldırılması gibi.)
• Mantıksal sonuçlar anında uygulanır, süreklilik arz eder, süresi bellidir ve devamında yeni bir başlangıç gelirse en iyi sonucu verir.
• Normal ses tonunuzla konuşun. Öfkeli, cezacı ya da duygusal bir dil, güç savaşları ve istekler çatışmasına dönüşecektir. Amaç çocuğun cesaretini kırmak değil, onun yanlış davranışına son vermektir.
• Basit düşünün. Yanlış davranışa son verecek basit yöntemleri tercih edin. (Örneğin kavga eden çocukları birbirinden ya da bir oyundan mahrum bırakmak gibi.)
• Çocuk sınırı henüz zorlamadan ya da yanlış davranış ortaya çıkmadan, mantıksal sonuçları belirleyip, bunu sınırlı seçeneklerle çocuğunuza önererek baştan önlem alın. (Örneğin paten kaymaya giderken kaskını evde bırakan çocuğa “Ya kaskını takarsın ya da paten kayamazsın” diyerek kaskını taktırmak gibi.)
• Yanlış davranıştan sonra doğrudan mantıksal sonuçları uygulayın ve davranışsal mesajı net bir şekilde iletin.
• Ağırdan alma ve ertelemenin önüne geçmek için alarmı kurun.
• İhtiyacınız oldukça mantıksal sonuçları kullanın. Bu yöntem etkili bir eğitim aracıdır. Çocuğunuzun öğrenmesi zaman alacağı için çok defa kullanmanız gerekecektir, umutsuzluğa kapılmayın.

 

• Mantıksal sonuçları ne zaman kullanmak gerekir?

• Oyuncakların ve eşyaların kötü kullanılması: Mantıksal sonuç o oyuncağın çocuğun elinden alınmasıdır.
• Ortalığın dağıtılması: Mantıksal sonuç ortalığın toplatılmasıdır.
• Zarar verici davranış: Mantıksal sonuç bozulan şeyin tamir edilmesi, yenisinin alınması ve parasının ödenmesidir. (Örneğin kardeşinin oyuncağını kıran çocuğun kendi harçlığından kardeşine yeni oyuncak alması gibi.)
• Tanınan özel hakların kötü kullanılması ya da istismar edilmesi: Mantıksal sonuç tanınan hakkın bir süreliğine geri alınması ya da gözden geçirilmesidir. (Örneğin eve 2 saat geç gelen çocuğun arabasına 1 hafta el koymak gibi.)

 

• Mantıksal sonuçlar yöntemi neden işe yaramadı?

• Yöntemi anında kullanmalı, çocuğunuzun yanlış davranışta bulunduktan hemen sonra sonucuna katlanmasını sağlamalısınız.
• Yöntemi tutarlı bir şekilde uygulamalısınız.
• Yönteminizin yanlış davranışla bağlantılı olması gerekir.
• Doğru davranışla örnek olmalısınız. Yumuşak ya da cezacı bir yaklaşımla yanlış mesaj vermediğinizden emin olun.
• Uyguladığınız yöntemin süresi belli olmalıdır. Bitti dediğinizde bitirin ve üzerine nutuk çekmeyin.
• Mantıksal sonuç yönteminin ardından yeni bir başlangıç yapın, eski duruma takılmayın.

 

• Oğlum, toplamayı reddettiği oyuncakları elinden aldığımda “Sanki umurumdaydı” diyor, ne yapmalıyım?

• Oyuncakların elinden alınması hakikaten çocuğunuzun umurunda olmayabilir. Bu oyuncakları birkaç haftalığına ya da tamamen kaldırabilirsiniz.
• Çocuğunuz sizi sinirlendirip aile dansının [çekişmesinin] içine çekmek istiyor olabilir, tuzağa düşmeyin.

 

• Sevdiği bir şeyden mahrum bıraktığımda kızım kavgacı ve saygısız bir tavır takınıyor, ne yapmalıyım?

• Sınırlarınızı kararlı bir şekilde koruyun, tuzağa düşmeyin.
• Sona erdirme, sakinleşme ve mola yöntemleri faydalıdır.
• Kızınız kuralları gerçekten tartışmak istiyorsa, bunu kuralları çiğnemeden, ikinizin de sakin olduğu bir zamanda yapmanız gerekir.

 

• Mantıksal sonuçlar yöntemini hep kullanıyorum ama hiç ilerleme kaydedemiyoruz, neden?

• Mantıksal sonuçlar yöntemi eğitim ve öğrenme sürecinin bir parçasıdır.
• Bu yöntemi çok defa kullanmak zorunda kalmak, yöntemin etkisiz olduğu anlamına gelmez.
• Çocuğunuzun kuralların kesin olduğu, bu kurallara uyması gerektiğinin beklendiği ve buna mecbur olduğunu anlaması zaman alacaktır.

 

• Mola süreci nedir?

• Mola süreci, “güzel şeylerden uzakta geçirilen zaman”dır. 5-20 dakika sürer. Yanlış davranışı sonlandırır, doğru davranışı sergilemek için çocuğa fırsat verir.
• Mola süreci; uzun süren (birkaç saat gibi), öfkeye dayanan ve cezacı yaklaşımla uygulanacak bir hapis cezası değildir. (“Doğruca odana gidiyorsun! Çıtını çıkarma! Ben çağırana kadar gelme!” gibi.)
• Ne zaman başlayacağı ve ne kadar süreceği çocuğun inisiyatifine bırakılan, yumuşak bir yöntem de değildir. (“Bence bir süre odanda kalsan iyi olacak. Hazır olduğunda çıkarsın.” gibi.)
• Mola yöntemi cezacı ya da yumuşak şekilde uygulandığında sorumluluğu yanlış tarafa yükler ve eğitim değeri azalır.

 

• Mola süreci nasıl kullanılır?

• 3 yaşından ergenliğe kadar her yaştan çocuğa uygulanabilir.
• Mola sürecini uygulamadan önce bunun ne olduğunu çocuklarınıza anlatın. “İşbirliği yapmana ve kuralları öğrenmene yardımcı olacak bir fikrim var. Söz dinlemediğinde seni uyaracağım. Ama sen sözümü dinlememeye devam edersen seni 5 dakikalığına odana göndereceğim. Alarmı kuracağım ve süre dolunca sana haber vereceğim. Süre dolmadan çıkarsan, yeniden odana gideceksin ve süren baştan başlayacak. Gerek duydukça bunu yapacağız ve bu şekilde daha iyi geçineceğiz. Anladın mı?”
• Uygun bir mola yeri bulun. Mola süreci güzel şeylerden uzakta geçirilen zamandır, çocuğunuzun odasında bilgisayar ya da TV varsa, evin en sessiz yerini kullanın.
• Alarm kurun. Alarmı çocuk odaya girince başlatın ve çocukla saati baş başa bırakın. Her yaş için 1 dakika uygun bir süredir. Yanlış davranış vurmak ya da tekme atmak gibi şiddet içeriyorsa bu süreyi 2-3 katına çıkarabilirsiniz.
• Sınırlar zorlanırsa sınırlı seçenekleri olan mola sürecine geçin.
• Kural çiğnendiğinde (sınırlı seçenek imkanı kalmadığında) doğrudan mola yöntemini kullanın.
• Mola sürecinden sonra yeni bir başlangıç yapın. Nutuk çekemeyin, nasihat etmeyin.
• Mola sürecini gerektikçe kullanın.

 

• Mola süreci ne zaman kullanılır?

• Sınırlar zorlandığında.
• Çocuk saygısız davrandığında.
• Düşmanca ya da kırıcı davranışlarda.
• Şiddet dolu, saldırgan davranışlarda.
• Öfke nöbetlerinde.

 

• Mola süreci evin dışında nasıl kullanılır?

• Çocuk evin dışında kuralları korumanın ebeveyn için daha zor olduğunu bilir ve daha çok sınamaya meyillidir.
• Çocuğunuzun mola süresini mağazadaki boş bir koltukta, restorandaki boş bir masada, uygun boş bir yer bulmak mümkün değilse arabada ya da çocuk arabada uygunsuz davrandıysa, arabayı kenara çekip inmeden bekleyerek geçirmesini sağlayabilirsiniz.

 

• Çocuğum mola yerine gitmeyi reddederse ne yapmalıyım?

• Bu durum sınırı zorlamak anlamına gelir. Çocuğunuza seçenek sunun: “Ya odana kendin gidersin, ya da ben seni götürürüm ve süren iki katına çıkar. Hangisini seçiyorsun?”. Bazen çocuğunuzu kucaklayıp götürmeniz gerekebilir.

 

• Alarm çalmadan mola yerini terk ederse ne yapmalıyım?

• Bu da sınırı zorlamaktır. Süre dolana kadar odasında kalması gerektiğini net bir şekilde söyleyin ve süreyi baştan başlatın.

 

• Mola yerini yine terk ederse ne yapmalıyım?

• Odasında kalmayı reddederse kapıyı tutarak dışarı çıkmasına engel olun. Bu zalimlik değildir.

 

• Çocuğum mola süresinde bağırıp çağırmaya başlarsa ne yapmalıyım?

• Vazgeçerseniz ya da odasına gidip azarlar, tehdit ederseniz sinir krizini ödüllendirmiş olursunuz. Süre dolana ya da kendine gelene kadar mola yerini terk etmesine izin vermeyin.

 

• Çocuğum odasını dağıtır, eşyalarını kırıp dökerse ne yapmalıyım?

• Mola süresi bittiğinde, kırılan eşyaları alıp birkaç gün sonra geri vereceğinizi söyleyin. Odasını toplamadan odasından dışarı çıkamayacağını söyleyin.

 

 

 

• Mola süresinden sonra çocuğum yanlış davranmakta ısrar ediyorsa ne yapmalıyım?

• Durum düzelene ve çocuğunuz kuralların kesin olduğunu anlayana kadar mola sürecine devam edin.

 

• Mola yeri olarak odasını kullanmaktan çekiniyorum, çünkü odasını bir ceza yeri gibi görmesini istemiyorum.

• Mola sürecini ceza veriyormuş gibi bir şekilde uygularsanız, çocuğunuz odasını bir ceza yeri gibi görebilir. Ancak karşılıklı işbirliği ve saygı çerçevesinde uygularsanız, böyle bir algı oluşmayacaktır.

 

• Çocuğumu mola için odasına gönderdiğimde, hakkımda çirkin şeyler söylediğini duyuyorum, ne yapmalıyım?

• Çocuğunuz sizi kızdırmaya ve tartışmaya çekmeye çalışıyordur, tuzağa düşmeyin. Eğer odasına kendi gidiyor ve süresi dolana kadar çıkmıyorsa yöntem amacına ulaşmış demektir.

 

• Çocuğum kontrolünü kaybediyor ve mola almayı reddediyor, ne yapmalıyım?

• Son çare fiziksel kontroldür.
• Çocuk şiddet içeren, zarar veren, kendisini ya da etrafındakileri tehlikeye sokan bir davranışta ısrar ediyorsa; çocuğunuzu sakinleşene kadar sarılma pozisyonunda tutun.

 

• Ergenlik çağındaki çocuğuma bu sınır koyma yöntemlerini uygulayabilir miyim?

• Temel kurallar hala geçerlidir. Kesin sınırlar konulmalı, cesaret verilmeli, sorun çözerken yol gösterilmeli ve sonuçlara katlanma yöntemine devam edilmelidir. Yalnızca çocuğunuz artık çok daha gelişmiş olduğu için bazı düzenlemeler yapmanız gerekir.
• Jean Piaget’nin çocukların zihinsel gelişimi üzerine yaptığı araştırma, çocukların soyut düşünme ve mantık yürütme becerisinin ergenlik döneminde geliştiğini göstermiştir. Bu sınırların davranışla olduğu kadar akılla da sınanacağı anlamına gelir.
• Ergenlik döneminin bir diğer belirleyici özelliği de bireyselleşme, kendini keşfetme ve münferit kimlik kazanma çabasıdır. Denemek ve keşfetmek, bu dönemin çok önemli bir parçasıdır. Ebeveyn ergenlik döneminin özelliklerini anlamalı, çocuğunun hayat boyu tutarsız davranmayacağını bilmeli, keşiflerine direnç göstermeden destek olmalıdır.

 

• Ergenlikte sınırlara ne zaman ihtiyaç duyarız?

• Ergenin araştırmalarını yönlendiren duvar görevi gören sınırlar, kendini keşfetme sürecini destekler.
• Kontrol etmek için ya da ihtiyaç olmamasına rağmen koyulan sınırlar, kendini keşfetme sürecini engeller, isyan ve güç savaşına neden olur.

 

• Sınır koyma yöntemleri ergenlere göre nasıl uyarlanır?

• Daha esnek (ancak yumuşak değil, hala sert) sınırlar koymak gerekir.
• Ergenlerin sınırlarını düzenlemek, özgürlük ve sorumluluk arasında bir denge sağlamak demektir. Sınırların, özgürlüğün getirdiği sorumluluğun çocuk tarafından taşıyabildiği ölçüde yeniden düzenlenebilmesi, esneklik anlamına gelir. (Örneğin eve geliş saati kuralına uyan çocuğun eve geliş saatini yarım saat geçe almak gibi.)
• Sınırların belirlenmesinde son söz ebeveynin de olsa, ergenin bu konudaki duygu ve düşüncelerini ciddiye almak ve ortak bir noktada işbirliği içinde buluşmak gerekir.
• Piaget’nin araştırmasına göre ergenler geleceği planlama yeteneğine sahiptir. Ancak bu, onların ileri görüşlü oldukları ve doğru kararlar verdikleri anlamına gelmez. Ergenin sorun çözme yeteneğinin geliştirilmesi için, ebeveynin onu sorun çözme sürecine dahil etmesi ve seçenekleri keşfetme yöntemiyle ona destek olması gerekir. Nasihat verme, eleştirme, yargılama ve duygusal davranma bu süreci baltalar.
• Kontrolsüzlük ve aşırı kontrol durumu, özgürlükle sorumluluk arasındaki dengeyi kuramaz. İki durumda da, ergenleri yönlendirecek ve sorumluluk kazandıracak sınırları koyulamaz.
• Ergen hata yaparak öğrenmeyi tercih ettiğinde, ebeveyn ona müdahale etmeden süreci desteklerse, ergenin sorun çözme yeteneğine katkı sağlayacaktır.

 

• Sınırları zorlayan çocuğumun işbirliğine yönelmesi ne kadar sürer?

• Bu süre, çocuğunuzun mizacı, yaşı, sorunun ne zamandır sürdüğü ve sizin tavrınıza bağlıdır.
• Çocuğun direniş göstermesi normaldir. Ebeveynin sonuç alabilmesi için gerçekçi bir beklenti oluşturması gerekir.
• Ne kadar tutarlı olursanız, sözlerinizle davranışlarınız ne kadar uyumlu olursa, çocuğunuz sözünüzü dinlemeyi o kadar çabuk öğrenecek, sınırları zorlamayı bırakacak ve işbirliği yapacaktır.
• 3-7 yaş çocuklar çoğunlukla 2-3 haftaya uyum sağlamaya başlarlar.
• Daha büyük çocuklar ve ergenlerin çoğu 4-8 hafta içinde gelişme gösterir, yine de bu yaş grubu için daha uzun zaman gerekebilir.

 

• Ebeveynlerin çocuklarıyla ilgili oluşturdukları yanlış beklentiler nelerdir?

• “Yeni bir yöntem uyguladığımda her şey iyiye gitmeli”: Çocuğunuzun direnç göstermesi son derece normaldir, tavrınızın kararlı ve sürekli olması gerekir.
• “Çocuklar çabucak değişmelidir”: Yerleşmiş davranış kalıplarının değişmesi çocuklarda da zaman alır.
• “Ben değişmesem de çocuklarım değişmeli”: Çocuklar sizi örnek alır ve davranışlarını size göre ayarlar. Elinizde sigarayla “Sigara sağlığa zararlıdır, sakın içme” diyerek çocuğunuzu sigaradan uzak tutmak gerçekçi değildir.
• “Çocuklarım kuralları çiğnemeye devam ediyorsa, kullandığım yöntemler işe yaramıyor demektir”: Bunun sebebi çocuğunuzun kuralların değiştiğini henüz yeterince öğrenmemesidir, zamana ve daha fazla uygulamaya ihtiyacı vardır.
• “Çocukları yönlendirmek kolaydır”: Yerleşmiş davranış kalıplarını değiştirmek herkes için zordur ve azim ister.
• “Kesin sınırları sadece babalar koyabilir”: Anne de baba da kesin sınırlar koyabilir, koyabilmelidir.
• “Yöntemler can yakmıyorsa etkisizdir”: Can yakma yanlış davranışı sonlandırabilir; ama öğrenme, fiziksel veya ruhsal acı, üzüntü, intikam gibi duyguların olmadığı ortamda gerçekleşebilir.
• “Yöntemlerim çocuklarımı mutsuz ediyorsa etkisizdir”: İstediğini yapamayan herkes mutsuz olur. Onaylanmayan davranışın sonlanması için çocuğunuzun o an için mutsuz olması normaldir. Çocuklarınızın bu yöntemleri sevmesini ya da “Teşekkür ederim anneciğim, ne güzel uyguluyorsun” demesini beklemeyin.
• “Yöntemleri uygularken hata yapmamalıyım”: Herkes hata yapar. Çocuklar kadar ebeveynlerin de temiz başlangıçlara ihtiyacı vardır. Amacınız kusursuzluk değil, gelişme göstermek olmalıdır.
• “Ailemden öğrendiğim eski yöntemlere ve aile dansına [çekişmesine] hemen son vermeliyim”: Değişim emek ve zaman ister.

 

• Umutsuzluğa kapıldığımda ne yapmalıyım?

• Yöntemleriniz için başkalarından da destek isteyin. Çocuğunuzun günlük hayatında rolü olan öğretmen, bakıcı, akraba gibi diğer yetişkinlerin sizinle tutarlı davranmasını sağlayın.
• Direnişle baş edebilmek için kendinizi destekleyin. Direnç noktalarını mevcut desteğinizle göğüsleyebiliyor musunuz gözleyin.
• Destek: Eşiniz ve diğer yetişkinlerden destek aldığınıza emin olun. Kendi değişme istek ve azminizi tartın.
• Direnç: Çocuğunuz ve diğer kaynaklardan gelen direnişi gözleyin. Yaşadığınız sorunların ne zamandan beri var olduğunu düşünün, bu da bir direnç kaynağıdır. Aile dansına ne kadar kapıldığınızı gözleyin.
• Umutsuzluğa kapılırsanız profesyonel destek alın.

 

• 2 yaşındaki çocuğumun sınırları zorlamaması ve sözümü dinlemesi için nereden başlamalıyım?

• 1. Hafta: Net sözel mesajlar, cesaret verici mesajlar, davranışlarla örnek olma, mantıksal sonuçlar.
• 2. Hafta: “Tekrar dene” eklenir.
• 3. Hafta: Sınırlı seçenekler eklenir (seçenekleri anlayacak kadar kelime dağarcığı varsa).

 

• 3-7 yaşındaki çocuğumun sınırları zorlamaması ve sözümü dinlemesi için nereden başlamalıyım?

• 1. Hafta: Net sözel mesajlar, kontrol/son verme veya sakinleşme, cesaret verici mesajlar, mantıksal sonuçlar, mola süreci.
• 2. Hafta: “Tekrar dene” eklenir.
• 3. Hafta: Doğal sonuçlar ve davranışlarla örnek olma eklenir.
• 4. Hafta: Sınırlı seçenekler eklenir.

 

• 8-12 yaşındaki çocuğumun sınırları zorlamaması ve sözümü dinlemesi için nereden başlamalıyım?

• 1. Hafta: Net sözel mesajlar, kontrol/son verme ya da sakinleşme, cesaret verici mesajlar, mantıksal sonuçlar, mola süreci.
• 2. Hafta: “Tekrar dene” ve davranışlarıyla örnek olma eklenir.
• 3. Hafta: Sınırlı seçenekler eklenir.
• 4. Hafta: Seçenekleri keşfetme (10-12 yaş için) ve doğal sonuçlar eklenir.

 

• Ergen çocuğumun sınırları zorlamaması ve sözümü dinlemesi için nereden başlamalıyım?

• 1. Hafta: Net sözel mesajlar, kontrol/son verme ya da sakinleşme, cesaret verici mesajlar, seçenekleri keşfetme, mantıksal sonuçlar.
• 2. Hafta: Sınırlı seçenekler eklenir.
• 3. Hafta: Mola süreci eklenir
• 4. Hafta: Doğal sonuçlar eklenir.

Yorum bırakın