Aşırı Kontrol
- Çocuk neden aşırı şekilde kontrol edilir?
- Çocuk yetiştirme konusundaki egemen sorun müsamahakarlık değil, müsamaha gösterme korkusudur.
- Pek çok ebeveyn, çocuğuna gerekli saygıyı göstermez, hatta çocukların saygı görmeyi hak ettiklerini bile düşünmez. Çocuğa dışarı çıkarken şemsiyesini unuttuğunda verilen tepki, şemsiyeyi unutan kişi yetişkin bir arkadaş olduğunda verilen tepkiden farklıdır.
- “Uygunsuz” davranışın ne olduğu önemlidir. Kabul edici ve teşvik edici olmak yerine, çocuklardan çok şey bekleyen otoriter ebeveynler için bir çok davranış “uygunsuz”dur. Yalnızca mutlak itaat beklerler ve kurallarının nedenlerini nadiren açıklarlar.
- Pek çok ebeveyn çocuğuna aşırı kontrolcü yaklaştığını farketmez. Kontrol dürtüsü her ebeveynin içinde vardır. “Çocuklar söyleneni yapmayı öğrenmeli” kanaati, bu dürtüye direnmeyi engeller.
- Kendimizden kontrolcü ebeveynleri gördüğümüzde “Ben çocuğuma bunu yapmıyorum” diye rahatlamak güzeldir. Ama önemli olan çocuğumuza, bilinçli ya da bilinçsizce, ne yaptığımızdır.
- Hangi çocuklar söyleneni yapar?
- Amaç çocuğa söyleneni yaptırmak ise; araştırmalar kendilerinden isteneni gerçekten yapan çocukların, güce dayalı disipline dayanan ebeveynlerin değil, sıcak ve sağlam ilişki kurabilen ebeveynlerin çocukları olduğunu göstermektedir.
- Bir diğer çalışma, belli bir isteğe uymaya yatkın olan iki yaşındaki çocukların ebeveynlerinin, istekleri net, çocuklarının itirazına kulak veren ve bu itirazları çocuğun özerkliği ve bireyselliğine saygı göstererek değerlendiren ebeveynler olduğunu göstermektedir.
- Bir diğer çalışmada yapılan deneyde; ilk grup ebeveynden çocuklarıyla her zamanki gibi oynamaları istenmiş, ikinci grup ebeveynden ise çocuğun tercih edeceği bir aktiviteyi, komut, eleştiri ya da övgü kullanmadan, çocuğun temposunda ve yönlendirmesinde tamamlamaları beklenmiştir. Oyun bittiğinde ebeveynler çocuklardan oyuncakları toplamalarını istemiş, daha az kontrole maruz kalan ikinci grup çocuğun ebeveynlerin isteklerini yerine getirmeye daha yatkın olduğu gözlenmiştir.
- Güce dayalı disiplin yönteminin, ebeveyn odadan çıkıp çocuğu yalnız bıraktığında etkisini yitirdiğini gösteren çalışmalar da mevcuttur.
- Aşırı kontrolün sonuçları nelerdir?
- Çocukları ya da ergenleri gerçek anlamda kontrol altında tutmak mümkün değildir. Kontrol çabası sonuçsuz kaldığında, ebeveyn daha zekice ve daha fazla güç kullanmayı gerektiren yöntemler geliştirip çocuğu itaate zorlar ve kısır döngü devam eder.
- Mutlak kontrol; ya özgüven ve özerklik pahasına aşırı itaatkarlıkla ya da yaratılan çaresizlik ve öfke duygusu ile aşırı isyankarlıkla sonuçlanır. İkinci durumda, çocuk elinde kalan gücü kullanabileceği çatışmalar yaratır ve bu gücü ebeveynini örnek alarak kullanmaya çalışır. Açıktan kullanamıyorsa, fırsat buldukları ölçüde gizli gizli kullanır.
- Çocuk kısıtlandığını ve kontrol edildiğini düşündüğü ölçüde, sosyal yaşamda kendisinden beklenenlere direnç gösterir ve kimliği (benlik duygusu) o ölçüde kırılgan ve istikrarsız hale gelir.
- Çocuğun sadece yemek zamanında yemek yemesi ile tabağını bitirmesi konusunda ısrarcı olmanın ve tatlıyı bir ödül olarak sunmanın sonucunda, çocuğun bedeninin verdiği ipuçlarını dinlemeyi bırakabildiği gözlenmiştir.
- Sert disiplin yöntemleri, çocuğun ahlak ve vicdan duygusunu baltalayabilir. Söylenenleri yapması konusunda baskı gören çocuk, etik ikilemler üzerine düşünmeyi ve karar vermeyi öğrenemez.
- Neyle ve nasıl oynayacağı konusunda talimat ve övgülerle yönlendirilen çocukların oynadıkları oyuna ilgisinin azaldığı ve yeni bir oyuncağı tek başına keşfetme konusunda hevessiz davranarak çabuk pes ettiği gözlenmiştir. Azalan ilgi, yeni becerilerin gelişmesini de yavaşlatır.
- Aşırı kontrolcü olmadan çocuğa nasıl rehberlik edilir?
- Ebeveyn, çocuğun kendi hayatını kontrol altına almasına yardım edecek şekilde, kontrolü elinde tutmalıdır. Bundan kasıt, çocuk için sağlıklı ve güvenli bir ortam yaratmak, rehberlik etmek ve sınırlar belirlemektir.
- Her çocuk hayatında bir yapıya ihtiyaç duyar. Mantık dahilinde ve çocuğun da katılımıyla kurulan yapıda, gereksiz sınırlamalardan kaçınılmalı ve esnek olunmalıdır.
- Amaç boyun eğdirmek değil, desteklemek olmalıdır.
- Yöntem zorlamaya değil, saygıya dayanmalıdır. Çocuğa ebeveynin iradesini dayatmak için baskı kurulmamalıdır.
- Ebeveyn çocuğun hayatına katılmalı ve hayatındaki detaylardan haberdar olmalıdır.
Başarıya Zorlanmak
- Başarı baskısının sonuçları nelerdir?
- Çocuğun yaşı büyüdükçe, yalnızca itaatkar olması için değil, aynı zamanda başarılı olması için de ebeveyn çocuğunu kontrol eder.
- Başarı baskısı, koşullu ebeveynlik yöntemi haline gelebilir. Çocuk başarılı olduğu sürece sevildiğini ve onaylandığını düşünebilir.
- Çocuğun bulunduğu ortamdaki en başarılı kişi olmasının beklenmesi, çocuğun yabancılaşmasına, özsaygının azalmasına, saldırganlaşmasına, kazananlara imrenmesine ve kaybedenleri hor görmesine neden olabilir. İlgi ve merakını kaybedebilir; oysa başarı için ilgi ve merak gereklidir.
- Rekabet yönelimli çocuk, kişisel değerini ölçüm ve performansa dayanan değerlendirmelere dayandırır hale gelebilir. Rekabet özsaygıyı koşullu ve istikrarsız bir hale getirmektedir.
- Maddi imkanı kısıtlı bir çok ebeveyn, kendisinin elde edemediği fırsatları çocuğuna tanımak için çok çalışır ve daha da çok çabayla çocuğunun bunları değerlendirmesi için uğraşır. Bu da çocuk üzerinde ilave bir stres yaratır.
- Varlıklı ailelerin çocuklarının, başarılı olmaları yönünde maruz kaldıkları baskı nedeniyle, madde kullanımı ve kaygıya eğiliminin yoksul mahallelerde yaşayan yaşıtlarına göre daha yüksek olduğunu gösteren çalışmalar vardır.
- Erich Fromm: “Çocuğunun mutluluğuna başarıdan çok önem verecek cesaret ve bağımsızlık ne yazık ki pek az ebeveynde vardır.”
- Çocuğuma baskı yaptığımı nasıl anlarım?
- Çocuğumuzu yaşıtlarından üstün kılmak için uğraşırken, ipin ucunu kaçırdığımızda durup düşünmek gerekir.
- Sorulması gereken soru, çocuklarımız için çok şey mi yaptığımız değil, bunları kimin için yaptığımızdır.
- Çocuklarımızla gurur duymak güzeldir; ancak çocuğun başarısı ya da başarısızlığı ile kendini/ebeveynliğini başarılı ya da başarısız hissetmek, ebeveynin gurur duyduğu unsurun çocuğun kendisi değil yaptığı/yapmadığı şeyler olduğunu gösterir.
- Çocuğun başarısını yalnızca aldığı notla ölçmenin etkileri nelerdir?
- Yalnızca yüksek nota odaklanan çocuk, öğretilen şeye daha az ilgi duyar. Not kaygısı merakı ve yaratıcılığı törpüler.
- Yüksek not kaygısı, çocukların başarısız olmamak için risk almasını engeller. Akademik başarı öğrenmenin önüne geçer. Hata yaparak öğrenmek yerine, risksiz projelere yönelirler.
- Çocuğun ödevleri üzerine ebeveynin aşırı kontrolünün, öğrenme üzerinde olumsuz etkileri vardır.
- İyi notu ödüllendirmek (ödülü ödüllendirme) ya da kötü notu cezalandırmak da (cezayı cezalandırma) öğrenmeye duyulan ilgiyi azaltmaktadır.
- Çocuk iyi not alması için sert disiplin teknikleriyle zorlandığında, özerkliğini elde etmek için ya isyan eder ya da pasif direnişe (unutma, sızlanma, erteleme vs) geçer.
- Çocuk, ebeveyndeki “kırbacı” kendi eline alıp, iyi notlar alamadığında kendisinde bir bozukluk olduğunu düşünebilir. Çalışma ve başarma motivasyonu içsel hale gelmiştir, ama hiçbir zaman iç kaynaklı olmamıştır.
- “Kendini engelleme” nedir?
- Bazı çocuklar, ebeveynlerinin başarı baskısına tepki olarak “kendini engelleme” yolunu seçebilir.
- Çocuk gayret göstermeyerek, başarısız olmasının bahanesini oluşturur. Bu şekilde; aslında çok zeki olduğunu, çalışmadığı için başarısız olduğunu ve denemiş olsa yapabileceğini düşünür.
- Özsaygı kırılganlaştığı ölçüde, her şeyden vazgeçme yoluyla özsaygıyı koruma dürtüsü güçlenir. Bu şekilde çocuk kendini başarısız görmekten kaçınır; çünkü başarısızsa, sevgiyi hak etmiyor demektir.