Koşullu Ebeveynlik
- Çocuklarımızın uzun vadede nasıl bireyler olmasını isteriz? Bunun için çocuklarımıza nasıl davranırız?
- Çocuklarımızın uzun vadede mutlu, dengeli, bağımsız, üretken, özgüvenli, sorumluluk sahibi, faal, nazik, düşünceli, sevecen, araştırmacı, potansiyelini gerçekleştiren, kendine yetebilen bireyler olmasını isteriz. Ancak günlük hayatımızda çocuğumuza karşı “söz dinletme/hizaya sokma” odaklı davranışlarımız, bu amaçla çelişebilir.
- Çocuğumuzun kabadayılara boyun eğmemesini ve uyuşturucu, cinsellik gibi konularda çevresindekilerin baskısına direnebilmesini isteriz. Çocuğumuzun başkalarına ait fikrilerin kurbanı olmasını istemiyorsak, ona bizimkiler dahil tüm fikirleri sorgulamayı öğretmeliyiz.
- Çoğu ebeveynlik kitabı, ebeveynin isteklerinin “kendiliğinden meşruiyet kazandığı” varsayımıyla, ebeveynin çocuk üzerinde mutlak otoritesini savunurken; çocuğun ihtiyaçları, duyguları ve gelişimini göz ardı eder.
- Etkili disiplin yöntemleri konu olduğunda, “etkili”den kastın ne olduğu üzerinde düşünülmelidir.
- Çocuğun ebeveyne itaat etmesinin sonuçları nelerdir?
- “Zorlanımlı (compulsive) itaat”: Ebeveyninden korkan çocuğun, ebeveynin isteklerini hiç gecikmeden ve düşünmeden yerine getirmesi. Şaşırtıcı düzeyde söz dinleyen çocuk, ebeveynin isteklerini yerine getirir, ancak bunun bedelini benlik duygusunu yitirerek öder.
- Disiplin, öz disiplin anlamına gelmez. Çocuk ebeveyne ait değerleri içselleştirerek, kendi değerlerini oluşturamaz. Bu, çocuğu uzaktan kumandayla yönetmeye benzer, yalnızca daha güçlü bir itaattir.
- Ne yapması gerektiği konusunda bugün sizi dinleyen çocuğunuz, yarın başkalarını dinleyecektir.
- Koşulsuz sevgi nedir?
- Bir çocuğu sevmenin birden fazla yolu vardır, ancak hepsi çocuğun ihtiyaçlarını karşılayamayabilir. Çocuğumuzu nasıl sevdiğimiz önemlidir.
- Çocuğu nasıl davrandığına göre sevmek koşullu sevgidir. Kim olduğuna göre sevmek ise, nasıl davrandığına, ne kadar terbiyeli/başarılı vs. olduğuna bağlı değildir, koşulsuzdur; çocuğu olduğu gibi kabul etmek ve sevmektir.
- Çocuklar sevildiğini hissetmek için ebeveynlerin onayını ve beğenisini kazanmak zorunda olmamalıdır.
- Her ebeveyn koşulsuz sevdiğini düşünür. Önemli olan ebeveynin koşulsuz sevdiğini düşünmesi değil, çocuğun koşulsuz sevildiğini hissetmesidir. Önemli olan çocuğa verdiğimizi düşündüğümüz mesaj değil, çocuğun aldığı mesajdır.
- Koşullu ebeveynlik nedir?
- Koşullu ebeveynlik, B. F. Skinner’ın öncülük ettiği davranışçılık ekolünü temel alır. Davranışçılık ekolü, görülebilir ve ölçülebilir olan davranışa odaklıdır. Bir davranış, pekiştirilip pekiştirilmediğine bağlı olarak güçlenmekte ya da zayıflamaktadır. Davranışları, kişinin daha önce nasıl ödüllendirildiği ya da cezalandırıldığı belirlemektedir.
- Koşullu ebeveynlik, çocuğun davranışlarını değiştirmeye yoğunlaşır. Çocuğun kim olduğu, ne düşündüğü ya da hissettiği, manevi değerleri, niyeti önemli değildir. Çocuğun arzu edilen şekilde davranması için başvurulan disiplin teknikleri (ödül, ceza, övgü, tehdit vb.) bütünüdür.
- Ebeveyn, kötü bir davranışta bulunan çocuğu özür dilemeye zorladığında (“Amcadan özür dile bakalım”) çocuğun aniden samimiyetle pişman olması beklenmez. Tersine, ebeveyn çocuğun gerçekten üzgün olup olmamasını umursamadan, çocuğa samimi ve gerçek olmayan şeyler söyleyerek (yalan söyleyerek) durumu geçiştirmeyi öğretmiş olur.
- Çocuğu kendi kendine uyumayı öğretmek için çığlık çığlığa ağlıyorken odasında yalnız bırakmak ya da ona çişini tuvalete yaptığı için övgülerle altın yıldız vermek de davranış odaklı yöntemlerdir.
- Temel varsayım, çocukların ilk fırsatta ebeveyni suistimal edeceğidir. Çocuğu koşulsuz kabul etmek, yaramazlığa, bencilliğe, düşüncesizliğe, açgözlülüğe izin vermek olarak yorumlanır.
- Bir diğer varsayım da, iyi şeylerin kazanılması gerektiği, her şeyin bir karşılığı olduğudur. Performans önemlidir. Çocuk istenmeyen şekilde davrandığında, sevdiği şeylerden yoksun kalmalıdır. Zaten hayatta kimse hiçbir şeye karşılıksız sahip olamaz.
- Koşulsuz ebeveynlik nedir?
- Davranışlar; duygular, düşünceler, ihtiyaçlar ve isteklerin dışa vuran ifadeleridir. Önemli olan salt davranış değil, o davranışta bulunan çocuktur. Çocuk, eğittiğimiz bir ev hayvanı değildir.
- Kardeş sahibi olduktan sonra yemek, banyo gibi günlük rutin aktivitelere direnç gösteren ve öfke krizine giren bir çocuğun ihtiyacı, hizaya sokulmak değildir. Ebeveyn, çocuğun kaygı ve korkularını anlamalı ve bunları gidermeye çalışmalıdır. Çocuk ne olursa olsun sevildiğini bilmelidir.
- Ceza geçici olarak davranışı durdursa da, çocuğu duygularını paylaşmamaya yöneltebilir. Çocuk cezayı “sevginin geri çekilmesi” şeklinde yorumlayabilir; kendini mutsuz, yalnız ve desteksiz hissedebilir.
- Koşulsuz ebeveynlik, çocuklara güvenildiğinde ve koşulsuz sevildiğinde “yaptıkları yaramazlıkların yanına kar kalacağı” ve kötü eylemlerde bulunmak isteyecekleri varsayımına karşıdır. Çocuklar rehberliğe ve yardıma ihtiyaç duyar, ancak ehlileştirilmesi gereken canavarlar değillerdir.
- Amaç çocuğu ödül ve cezalarla kontrol ederek, çocuğa bir şeyler yaptırmak değil; çocukla birlikte çalışarak sorun çözmektir.
- Koşullu ebeveynliğin etkileri nelerdir?
- Sürekli eleştiri, alay, suçlama ve düşmanca tutum ile çocuğa gösterilen ilgi ve sevgi düzeyinin çocuğun davranış ve hareketlerine bağlanması, duygusal istismar olarak tanımlanmaktadır.
- Ailesinin onayını ve sevgisini kazanabilmek için bazı koşulları sağlamak gerektiğini düşünen çocuk, kendine sahte bir benlik geliştirerek, kendini sevmeyen bir bireye dönüşebilir; ruhsal çöküntü, depresyon, umutsuzluk ve gerçek benliğinden kopuş gibi sorunlar yaşayabilir.
- Carl Rogers’a göre; davranışlarına bağlı olarak sevilen çocuklar, değer verilmeyen yönlerine sahip çıkmamakta, hatta inkar edebilmektedir. Yalnızca belli şekilde düşünüp davrandıklarında değerli olduklarını hissedebilmektedir.
- Yapılan bir çalışmada, ailesinin sevgisinin okul başarısı, sportif başarı, düşünceli davranma ve/veya korku gibi olumsuz duyguları bastırma gibi koşullara bağlı olduğunu düşünen çocukların, kendilerini diğerlerine göre daha kolay reddedilmiş hissettikleri ve ebeveynlerine karşı daha kolay öfke hissettikleri, aile ilişkilerinin daha gergin olduğu belirlenmiştir.
- Bir diğer araştırma da, zamanında koşullu sevilen ve bundan zarar gördüğünü düşünen annelerin, çocuklarını büyütürken yine koşullu sevgi yolunu seçtikleri göstermiştir.
Sevgiyi Vermek ve Geri Tutmak
- Sevgiyi geri çekmek/sevgiye mola vermek nedir?
- Farkında olmadan da olsa, daha soğuk, daha az sevecen davranmak.
- “Böyle yaptığın zaman seni hiç sevmiyorum!” gibi doğrudan ifadeler kullanmak.
- İlgiyi keserek çocuğu görmezden gelmek.
- Çocukla araya mesafe koymak (ebeveynin çıkıp gitmesi ya da mola yöntemi: çocuğu odasına veya yalnız kalacağı bir yere göndermek).
- Mola yöntemi nasıl geliştirilmiştir?
- Mola yöntemi (“Olumlu Pekiştirmeye Mola Verme Yöntemi”- “Time-out for Positive Reinforcemant”), hayvan davranışının kontrolüne dayanan bir çalışmada geliştirilmiştir. B. F. Skinner’ın yaptığı çalışmada, belli bir ışığın yandığını gören güvercinlerin belli tuşları gagalama davranışlarının pekişirilmesi için kullanılmıştır. Çalışmada, aynı zamanda kuşlara ödül olarak yem verilmiş, ceza olarak ışıkların tamamı kapatılmıştır. Daha sonra benzer deneyler başka hayvanlar üzerinde de yapılmıştır.
- Birkaç yıl sonra pek çok deneysel psikoloji dergisinde, mola yönteminin çocuklarda uygulamasıyla ilgili makaleler yayınlanmış ve mola yöntemi ergenlik öncesi çocuklar için en çok önerilen disiplin yöntemi haline gelmiştir.
- Çocuklarını, hayvan davranışını kontrol etme amacıyla ortaya atılan bir yöntemle yetiştirmenin doğru olup olmadığını her ebeveyn düşünmelidir. Burada mola verilen şey, ebeveynin ilgisi ve sevgisidir. Çocuğun bu molayı nasıl algıladığı ve nasıl hissettiği önemlidir.
- Sevgiyi geri çekmenin sonuçları nelerdir?
- Ebeveynin sevgisi ve onayı, her çocuğun temel ihtiyacıdır. Ebeveyninin sevgisini ve onayını hissedememesi çocukta kalıcı ve yıkıcı etki bırakır. İyi duygulardan emin olamamak, sevilmeme ve terk edilme korkusu, çocukta büyüdükten sonra da kaybolmayacak derin kaygı ve korkulara neden olur.
- Martin Hoffman’a göre, sevgiyi geri çekme, fiziksel acıya dayanan cezalardan daha fena ve yıkıcıdır. Çünkü zaman kavramından yoksun çocuğa yapılan tehdit, terk etmektir. Ebeveyn ne kadar süreyle ve ne niyetle sevgisini çektiğini bilse de, çocuk bilmemektedir. Çocuk, ebeveynin sevgisini yitirmeye olasılığına dair kaygıyla, geçici olarak ebeveynin istediği gibi davranacaktır.
- Ebeveynin sevgisini geri çekmesi, çocuğun özsaygısının gelişmesini engeller.
- Sevgiyi geri çekme kısa vadede çocuğun “istenmeyen” davranışı sonlandırılabilir; ama çocuğun davranışı üzerinde uzun vadede etkisi yoktur.
- Ebeveynin sevgisini geri çekmesine çocuğun vereceği tepki, ebeveyni daha fazla ceza vermeye yöneltecek türden olabilir. Kısır döngü içinde çocuk daha çok itiraz eder, ebeveyn daha da katı tepki verir.
- Sevgiyi geri çekmek, çocuğa ebeveynin istediğini yapmadığı durumda, ebeveynin ona fiziksel ya da duygusal acı çektireceği mesajını iletir. Çocuk bu şekilde eylemlerinin kendi için sonuçlarına odaklanır, kendi dışındaki insanların eylemlerinden nasıl etkileneceğini düşünmez.
- Ödül işe yarar mı?
- Okulda, işte ve ailede güçlünün güçsüzü itaat ettirmek için kullandığı iki yöntem vardır: itaati ödüllendirmek ve itaatsizliği cezalandırmak.
- Ödül bir ödeme, ayrıcalık, şeker, çıkartma veya bir övgü olabilir.
- Araştırmalar, beklenenin aksine, çocukların ve yetişkinlerin ödül önerildiği durumda daha başarısız olduğunu göstermektedir.
- Bir başka araştırma da, öğrencilerin performansının notla değerlendirilmediği ve ödül olarak yüksek not almadığı durumda çok daha iyi öğrendiklerini ortaya çıkarmıştır.
- Ödül de ceza gibi anlık itaat sağlasa da, belli bir işe ya da eyleme bağlılık geliştirilmesini sağlamaz.
- Motivasyonun iki türü vardır: iç kaynaklı (yapılan işin sevilerek yapılması) ve dış kaynaklı (ödül almak ya da cezadan kaçınmak için) motivasyon. Dış kaynaklı motivasyon zaman içinde iç kaynaklı motivasyonu öldürebilir. İlgi duyulan bir konu ödüle bağlandıktan sonra, ödül kesildiği zaman kişinin konuya olan ilgisi azalır.
- Övgü işe yarar mı?
- Ödül ve övgü de (olumlu pekiştirme), aynı ceza gibi, koşullu ebeveynliğin bir parçasıdır. Çocuğa “seni seviyorum çünkü iyi şeyler yapıyorsun” mesajı verir.
- “Aferin, iyi iş çıkarmışsın” demek, bir sonraki aşamada başarısızlık ihtimalini yükseltir. Çünkü övgü “aynen devam etmelisin” baskısını artırır ve kişinin riskten kaçınmasına neden olarak yaratıcılığını törpüler. Diğer taraftan, daha fazla övgü almak ön plana çıktığı için konuya duyulan ilgi azalır.
- Övgü, davranışın amaç olmaktan çıkıp, övgünün devamı için araca dönüşmesine ve bu şekilde güzel davranışın değerinin düşmesine neden olabilir.
- Övgünün etkisi; nasıl yapıldığı (kullanılan sözcükler, ses tonu, yalnızken ya da diğer insanların önünde yapılması), kime yapıldığı (çocuğun yaşı ve mizacı), neden yapıldığına (çocuğun hangi amaçla övüldüğü ve çocuğun bundan ne anladığı, çocuğun itaat etmesinden duyduğunuz keyfiyle mi yoksa gerçekten etkileyici bir şey yaptığı için mi övüldüğü) göre değişir. Çocuğun yaptığı bir şeyle ilgili coşku ve ilgi göstermek (tamamen zararsız olmasa da), davranışını değiştirmek için kullanılan olumlu pekiştirmeden yeğdir.
- Övgü sık ve kolaylıkla kullanıldığında, çocuk için sıradan bir arka plan gürültüsü haline gelmektedir.
- Övgünün seçici kullanılması da sorunludur; çünkü çocuk bu sefer ebeveynin onayını almak için daha fazla şey yapmalıdır.
- Çocuğu ne kadar överseniz, o kadar övülmeye ihtiyaç duyar ve kendisine güvenemez. “Övgü bağımlısı”na dönen bir çocuk, yetişkin olduğunda da sürekli olarak etrafındakilerin onayına ihtiyaç duyar.
- Ebeveynin çocuğun davranışlarını olumlu pekiştirme (ödül/övgü) ile onaylaması ne etki yaratır?
- Olumlu pekiştirme, aslında olumlu bir tavır değildir, sevgiden çok yargı içerir.
- Ebeveynin olumlu pekiştirme ile onayı zaman içinde çocuğun kendini koşullu onaylamasına dönüşebilir. Özgüven ve özsaygı zedelenir.
- “Çizgilerin içini ne güzel boyamışsın!” demek, yalnızca çocuğun ne yaptığıyla ilgili ona bilgi vermek değil, yaptığı şeyi onayladığımızı göstermektir.
- “Şunu ve şunu çok iyi yapmışsın, çok sevdim!” cümlesini çocuk “Şunu ve şunu çok iyi yaptığın için seni seviyorum” şeklinde anlayabilir. Bu da “Şunu ve şunu yapmadığında seni sevmiyorum” anlamını içerebilir. Sonuçta çocuk şu noktaya gelebilir: “Şunu ve şunu yapmadığım zaman sevilebilir biri olmaktan çıkıyorum.” Burada ebeveynin koşullu olarak kabul ettiği şey aslında bir özellik ya da davranış değil, çocuğun kendi benliğidir.
- Çocuğun ne kadar yeterli ve değerli olduğuna göre düşüncesi ebeveynin tepkisine göre şekillenir. Bu, yeni yürümeye başlayan bir çocuğun düştüğünde hemen ebeveynine bakması ve canının acıyıp acımadığına ebeveyninin tepkisine göre karar vererek ağlamasına benzer.
- Her çocuğun ebeveyninin onayına ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacı “şeker kaplı kontrol” yöntemi olarak kötüye kullanmanın, çocuğunuza beğendiğiniz davranışlarından sonra su vermenizden farkı yoktur.
- Çocuğun ihtiyacı koşula bağlanmayan sevgidir.
- Koşullu ebeveynlik çocuğun özsaygısını nasıl etkiler?
- Gerçek sorun düşük özsaygıdan (“kendimle ilgili pek fazla olumlu düşüncem yok”) çok, koşullu özsaygıdır (“kendim için iyi düşünmem için şunları ve bunları iyi becermeliyim”).
- Gerçek özsaygıya sahip insanlar, başarı kazadıklarında heyecanlanıp mutluluk duyar; başarısızlık karşısında da hayal kırıklığına uğrarlar. Ama birey olarak kendilerine verdikleri değer bu durumlara göre dalgalanmaz.
- Kişisel değerin performansa bağlı olmadığını düşünen birey, yaşadığı başarısızlık ve hayalkırıklıklarını çözülecek bir sorun olarak görebilir; kaygı ve depresyon eğilimi daha azdır.
- Özsaygı bir paradokstur; ona ihtiyaç duyuyorsanız sahip değilsiniz demektir, eğer ona sahipseniz gereksiniminiz yok demektir.
- Koşullu özsaygı, çocuğun ebeveynin sevgisini ve saygısını yalnızca belli koşullarda hissetmesinin, rekabetçiliğin ve çocukken aşırı kontrol altında tutulmanın bir sonucudur.
Cezaların Yol Açtığı Zararlar
- Ceza nedir?
- Ceza, çocuğun gelecekteki davranışını değiştirmek amacıyla, hoş olmayan bir durum/olay yaşamasına yol açmak ya da hoş bir deneyimden mahrum bırakmaktır.
- Ders vermek amacıyla çile çektirmekir; sevgi ve ilgi yokluğu, aşağılama, tecrit ya da şiddet olabilir.
- Mola yöntemi ve “doğal sonuçlar” yeni moda ceza yöntemleridir.
- Ceza ne işe yarar?
- Araştırmalar, cezanın hedef davranışı uzun vadede değiştirmek konusunda işe yaramadığı, hatta tam ters etki yarattığını göstermiştir.
- Şiddet içeren cezalar, çocuğu saldırganlaştırmakta ve çocuğa kendinden zayıf olanlara şiddet uygulanabileceğini öğretmektedir.
- Bir erkeğin bir kadına vurmasından tiksinti duyulur, herhangi bir sebeple bir çocuğa vurulması daha beter bir durumdur. Şiddetin hiçbir türü kabul edilemez.
- Ceza işe yaramadığında, yeni ve daha şiddetli bir cezaya ortam hazırlayan kısır döngüye girilir.
- Ceza işe yaramadığı ölçüde, sorunun yöntemde değil de çocukta olduğunu düşünmek, çok yaygın ve tehlikeli bir yanılsamadır.
- Olumsuz davranış ve ceza birbirini besleyen ve güçlendiren kavramlardır.
- Kendisine sevgi gösteren ebeveynlerin zaman zaman kendisine acı çektirmesi çocuğun kafasını karıştırır. Çocuk, acının sevginin bir parçası olabileceğine dair çarpık bir düşünceyi yetişkinliğinde de koruyabilir.
- Doğal sonuçlara katlanma yöntemi ne işe yarar?
- Ebeveyn bu yöntemle hiçbir eylemde bulunmayarak, yani yardım etmeyi reddederek, disiplin sağlamayı umar. Örneğin, akşam yemeğine geç kalan çocuğa bir daha gecikmemesi için yemek hazırlanmaz.
- Çocuk burada iki hayalkırıklığı yaşar. Birincisi, durumun kendi yarattığı hayalkırıklığıdır. İkincisi ise esas iletilen mesajdır; ebeveynin yardım etme olanağı varken yardım etmemesi, onu umursamamasıdır.
- Ceza neden başarısız olur?
- Çocuk kendini aciz hisseder ve öfkelenir. Çocuk, eline fırsat geçtiğinde acısını çıkarmayı öğrenir.
- Çocuk rol modelinden, sorun çözme yöntemi olarak (duygusal ya da fiziksel anlamda) kaba kuvvet kullanmayı, karşıdakini mutsuz ederek teslim olmasını sağlamayı ve güçlünün her zaman haklı olacağını öğrenir.
- Her ceza zamanla etkisini yitirir. Bu durum ödüller için de geçerlidir. Küçük çocukları kontrol etmek için sürekli güç kullanmanın kaçınılmaz sonucu, onları nasıl etkileyeceğimizi asla öğrenememektir. Çünkü ebeveynin çocuk üzerindeki gücü eninde sonunda azalacaktır.
- Çocukla ebeveynin ilişkisini yıpratır. Çocuk ebeveynin koşulsuz güven ve sevgisini hissedemez.
- Çocuk, cezaya neden olan davranışına ya da bu davranışın kendini ve diğer insanları nasıl etkilediğini düşünmez. Ebeveyninin ne kadar zalim olduğunu, nasıl intikam alacağını bir dahaki sefere aynı davranışı nasıl çaktırmadan yapacağını düşünür. Yalana teşvik eder.
- Cezalandırılmayan çocuklar hatalarını kabul etmekten daha az korkarlar.
- Ceza çocukların manevi gelişimini engeller ve benmerkezci olmalarına neden olur. Çocuk bir kuralı çiğnediğinde alacağı cezanın kendisine etkisinin ne olduğunu hesaplamaya odaklanır, davranıştan alacağı keyif ile cezaya değip değmeyeceğini karşılaştırır; başkalarına etkisini ya da ahlaki boyutunu düşünmez.
- Cezanın nedeninin açıklanması, cezanın olumsuz etkisini hafifletmez.
Koşullara Bağlanmamış Sevgi
- Çocuğumuzu, yalnızca çocuğumuz olduğu için, herhangi bir koşula bağlı olamadan kabul edip sevmek gerçekçi midir?
- Kesinlikle evet.
- Çocuğumuza koşulsuz olarak sevildiğini sürekli hissettirebilir miyiz?
- İstesek de her zaman hissettiremeyebiliriz; ama hedefimiz ideale olabildiğince yaklaşmak olmalıdır.
- Çocuğumuza karşı değişik şeyler hissedebiliriz, ama önemli olan onu her zaman ve her koşulda kabul ettiğimizi hissettirmektir.
- Koşulsuz ebeveynlik nasıl yapılır?
- Her ilişkide geliştirilecek alanlar vardır. Her zaman, şimdikinden iyisini yapabiliriz. Aşağıdaki sorular kritiktir.
- Çocuğumuz, sözlerimiz ve davranışlarımız nedeniyle koşullu sevildiğini düşünüyor olabilir mi? Kızdığımız zamanlarda onu sevmediğimizi zannedebilir mi?
- Çocuğumun az önce maruz kaldığı davranış/söze ben maruz kalsaydım, koşulsuz sevildiğimi hisseder miydim?
- Koşulsuz ebeveynlik en çok çocuğun zorluk çıkardığı zamanlarda önem kazanır. Yaptıklarından hiç hoşlanmadığımız zamanlarda bile sevgimizi göstermenin ve sevildiklerini hissettirmenin bir yolunu bulmamız gerekir.
- “Seni kabul ediyoruz ama davranışlarını etmiyoruz” mesajı, çocuğun kendisinin kabul edilemez olduğu duygusunu yaratır ve ikna edici değildir.
- Neleri asgariye indirmeliyiz?
- Koşullu kabul mesajı veren her şey daha az yapılmalıdır.
- Eleştirilerin sayısını sınırlayın. “Hayır”ın sayısı azaldığı ölçüde etkisi de artacaktır. Onayın kıt, eleştirinin bol olması, çocuğu değersiz hissettirir.
- Eleştirilerin kapsamını sınırlayın. Genelleme yapmak (“İnsanlara kötü davranıyorsun!”) yerine, belli eylemi eleştirin (“Kardeşinle konuşurken ses tonun çok nezaketsizdi.”)
- Eleştirilerin sertliğini sınırlayın. Çocuğunuzun mesajı almasını sağlayın, ama olabildiğince yumuşak davranın.
- Eleştirinin alternatifini arayın. Yalnızca gördüğünüzü tanımlamak (“Böyle yaptığında arkadaşın çok üzülmüş gibi göründü.”) ve soru sormak (“Daha farklı nasıl tepki verebilirsin?”) eleştirmekten etkilidir.
- Neleri azamiye çıkarmalıyız?
- Koşulsuz kabul mesajı veren her şeyi daha fazla yapılmalıdır.
- Çocuklarımızla birlikteyken daha bağışlayıcı ve neşeli olmaya gayret etmeliyiz.
- Çocukların sıkça “sınırları sınadığı” varsayımı, daha fazla ve katı sınır çizmenin bahanesidir. Aslında çocuk sınırları değil, sevginin koşulsuzluğunu sınamaktadır.
- “Ne yaparsan yap, beni ne kadar üzersen üz, seni sevmekten asla vazgeçmeyeceğim” mesajını sıkça dile getirmeli, davranışlarımızla da hissettirmeliyiz.
- Tehdit ve cezanın alternatifi nedir?
- Tehdit ve cezanın alternatifi bir teknik değil, tamamen başka bir yaklaşımdır.
- Amaç çatışmayı kazanmak değil, çatışmadan kaçınmaktır.
- Örneğin çocuğunuz yemekten önce ısrarla kek yemek istiyor. Ona önce neden yemekten önce kek yemeyeceğini açıklarsınız ve bu kadar lezzetli bir şeyi yemeyi ertelemek istememesine hak verirsiniz. Çocuğunuz ısrar ediyorsa, bir kez daha açıklarsınız. Hala ısrar ediyorsa, bunu isteyip durmasının bir şeyi değiştirmeyeceğini açıklar ve başka bir aktivite önerirsiniz. Hala ısrar ediyorsa, cevap vermeyi bırakabilirsiniz. Bunun nedeni, çocuğu ve isteğini görmezden gelerek “davranışı söndürmek” değil, verilecek başka cevabınızın bulunmamasıdır. Bunu sevecen bir tavırla yaptığınızda, çocuğunuz yine hayalkırıklığına uğrayabilir; ama en azından sevilmediğini düşünmez.
- Mola yönteminin alternatifi nedir?
- İlk adımda ne olduğunu sormak, yaptıklarının başkaları üzerindeki etkisini hatırlatmak, bazı davranışların neden kabul edilemez olduğunu anlatmak ve sorunu birlikte çözmeye çalışmak gerekir.
- İkinci adımda, eğer çocuğunuzla önceden konuştuysanız ve cezalandırıldığını ya da tecrit edildiğini hissetmeyecekse, öfke krizindeki çocuğa daha rahat ve sakin bir yere çekilme seçeneğinin verilmesi işe yarayabilir.
- Çocuğunuz teklifinizi kabul etmedi ve hala öfke krizi devam ediyorsa, son çare olarak bulunduğunuz mekan ve durumdan nazikçe onu uzaklaştırabilir, birlikte daha sakin bir yere geçebilirsiniz. Önemli olan kendinizden uzaklaştırmamanızdır.
- Bazen ebeveynin de molaya ihtiyacı olur. Çocuğunuza sakinleşmeye ihtiyacınız olduğunu anlatıp ortamdan uzaklaşabilirsiniz. Burada önemli olan da, çocuğunuzun kendinden uzaklaşmak istediğinizi düşünmemesidir.
- Övgünün alternatifi nedir?
- Övgüyü aslında çocuğun duymaya ihtiyacı yoktur; ebeveynin söylemeye ihtiyacı vardır. Çünkü övgünün odağı, ebeveynin ne düşündüğü ve hissettiğidir.
- “Aferin” demek ve gördüğünüzü değerlendirmek yerine, gördüğünüz şeyi yargı içermeyecek ve duygu dayatmayacak şekilde tanımlamak yeterlidir (“Yaptın sonunda!”). Çocuk onu umursadığınızı ve yaptığı şeyi gördüğünüzü bilir, ne hissedeceği kendine kalmış olur.
- Yaptığı şeyle ilgili soru sormak, çocuğun ne başardığını ve nasıl başardığını irdelemesine yardımcı olur.
- Çocuğun davranışının diğer insanlara etkisini açıklamak da faydalıdır. (“Masayı hazırlaman işimi çok kolaylaştırdı.”)
- Bazen hiçbir şey söylemeden yalnızca dikkatinizi vermek bile yeterlidir.
- Çocuğuma hoş bir şey söylerken bu kadar düşünmeli miyim?
- Neden söylediğiniz önemlidir. Koşullu pekiştirme ve kontrol amacıyla söylüyorsanız, düşünmelisiniz.
- Kime söylediğiniz önemlidir. Sevgi ve kabul açısından birbirine denk yetişkinler arasında övgü benzeri yorumlar kaygı verici değildir.
- Ne etki yarattığınız önemlidir. Çocuğunuzda “övülme bağımlılığı” yaratıp yaratmadığınızı, onun iç kaynaklı motivasyonunu azaltıp azaltmadığınızı takip etmelisiniz.
- Çocuklar neden şımarır?
- Bir çocuğu koşulsuz sevgiyle şımartamazsınız.
- Şımarık olrak tanımlanan çocukların gerçek sorunu, istediklerinden bol bol, ihtiyaç duyduklarından ise çok az elde etmeleridir.
- Çocuğunuza vereceğiniz armağan, herhangi bir davranışı teşvik etmek ya da ödül vermek için değil, koşulsuz sevginizi ifade etmek için olmalıdır.
- Çocuklar kendilerine saygı gösterilmesine, seçim yapma hakkı tanınmasına ve niyetlerinin iyi olduğunun düşünülmesine olumlu karşılık verirler.
- Elinizi verdiğinizde kolunuzu kaptırmanızın nedeni, çocuğa daha önce el verilmemiş olması ve çocuğun o elle ne yapacağını bilmemesidir.
Çocuklar İçin Seçenekler
- Çocuklara seçim yapma fırsatı vermenin faydaları nelerdir?
- Her insan kendi hayatı üzerinde belli oranda kontrole sahip olmalıdır.
- Seçim yapma işi, yapılan seçimlerden çok daha önemlidir.
- Özerklik duygusu bir ihtiyaçtır.
- Bağımsızlığa teşvik edilen çocuğun özgüveni gelişir, kendini daha yeterli görür, iç motivasyonu yükselir, zorluklarla mücadele becerisi gelişir.
- Çocuklar iyi kararlar vermeyi talimatarı izleyerek değil, karar vererek öğrenebilir.
- Çocukla birlikte sorun nasıl çözülür?
- Örneğin çocuğunuz çok televizyon izliyor.
- Çocuğun her istediğini yapmasına izin vermek, onu umursamadığımız ve sorumluluğu üzerimizden attığımız mesajı anlamına gelebilir.
- Kumandayı saklamak, sorun çözüme yöntemi olarak güç kullanmayı ve sinsi çözümler bulmayı öğretebilir.
- Çocukla birlikte çözüm aramak ve “Yapmak istediklerini tartışalım, ama benim kaygılarımı da konuşalım. Birkaç fikir bulup deneyelim.” demek daha yapıcıdır. Çocuğun neden televizyon karşısında çok zaman geçirmek istediğini araştırmak ve onunla geçirilen zamanı artırmak önemlidir.
- Bazen siyah ya da beyazın alternatifi gri değil de turuncudur.
- Tercih; kontrol etmek/öğretmek, güvensizlik havası yaratmak/güvenmek, güç kullanmak/sorumlu davranmayı öğretmek, hızlı çözümler üretmek/uzun vadeli hedeflere odaklanmak arasındadır.
- Sahte seçenekler nedir?
- Seçenek olmayan “seçenek”lerdir.
- Seçim lisanı tehdit içerir. “Bulaşıkları şimdi mi yıkamak istersin, yoksa sevdiğin programı izlerken mi yıkarsın?”
- Ebeveynin vereceği ceza, çocuğun kendi “seçimi”dir, ebeveyn bu şekilde ceza vermenin sorumluluğunu çocuğa yükler. “Demek odana gitmeyi seçtin!”
- Ebeveyn kendi isteğini dayatmak için, alternatif olarak kabul edilemez bir seçenek sunar.
- Sınır nasıl koyulur?
- Önemli olan kural ve sınırı kimin koyduğudur; yalnızca ebeveyn mi, yoksa çocukla birlikte uzlaşıldığı mı belirleyicidir.
- Uzlaşma mümkün olmadıysa, çocuğunuzu en az zorlayacak stratejiyi seçin. Çocuğunuzu ezmeden, nazikçe isteyin ve tartışma ya da çatışmaya girmeyin. Öfkenin yatışması için zaman tanıyın.
- Dürüst olun. Gerekçelerinizi olduğundan daha ulvi ya da isteklerinizi olduğundan daha eğlenceli hale getirmeye çalışmayın.
- İsteklerinizin ardındaki nedenleri anlatın.
- Oyuna dönüştürün.
- Örnek olun.
- Olabildiğince çok seçenek sunun.
- İnsan içinde olduğunuz zamanlarda etraftaki insanları görmezden gelin. Diğer insanların ne düşündüğünü dikkate almak, sizi kontrolcülüğe yönlendirir. Önemli olan insanların ne düşündüğü değil, çocuğunuzun ihtiyaçlarıdır.
- Olayları çocuğunuzun gözünden görmeye çalışın.