- Kelimeler neden önemlidir?
- Hikayelerin altındaki acıların kaynağı kullanılan dilde yatar.
- En derin korkularımızı anlatırken kullandığımız anlık, yoğun sözcükler çekirdek dilimizdir; duygular, dürtüler, hatta bir hastalığın belirtisi olarak da ifade edilebilir.
- Bellek, açık bellek (bilinçli hatırlama becerisi) ile örtük (bilinçli hatırlama olmadan çalışan) bellekten oluşur. Travmatik deneyimler genellikle örtük bellekte depolanır. Travmanın “kelimelerle anlatılamama” niteliğinden ötürü, beyin o anıyı hikaye olarak doğru şekilde kaydedemez. Kelimeler olmadan o deneyim, tamamıyla erişilemeyen, tanımlanamayan ve açıklanamayan anılar halinde bilinçaltımıza kaydedilir.
- Çekirdek dilimiz duyulmak konusunda ısrarcıdır; ancak deşifre olduğunda etkisini kaybeder.
- Travmanın etkisi nedir?
- Travma esnasında, düşünce süreçlerimiz dağılır ve düzensizleşir. Esas olay fark edilmezken, bedensel algılar ve bazı kelimeler bilinçaltında depolanır. Asıl deneyimi andıran herhangi bir şey tetiklediğinde, travmanın etkileri yeniden canlanabilir.
- Freud’a göre bu ‘yineleme takıntısı’, bilinçaltının çözülememiş şeyleri ‘hatasız yapma’ girişimidir. Bu dürtü aile geçmişinden kaynaklanabilir, gelecek nesillere aktarılabilir.
- Farkındalık sürecinden geçmeyen bilinçaltı kalıplarımızı tekrarlarız. Kullandığımız kelimeler, jest/mimikler, dil sürçmeleri, rüyalar bu parçalar hakkında ipucu verir.
- Kolk’a göre; travma esnasında, beynin mevcut anı deneyimlemekten sorumlu bölümü (medial prefrontal korteks), konuşma merkezini kapatır. Travmatik deneyim hafiflediğinde prefrontal korteks zayıflar, kişi düşünme ve konuşma zorluğu yaşar; yaşadıklarıyla ilgili iletişim kuramaz.
- Hatırlayamama, acının kaybolduğu anlamına gelmez.
- Epigenetik aktarım nedir?
- Epigenetik; DNA dizisinde değişiklik olmadan, gen işlevinde gerçekleşen kalıtımsal değişiklikleri inceler.
- Genetik harita başlangıç noktasıdır. Kromozomal DNA (tüm DNA’mızın %2’den az kısmı) fiziksel özelliklerimizi aktarır. Kodlanamayan DNA (%98’lik kısım), kalıtımla aldığımız duygu, davranış ve karakter özelliklerinden sorumludur.
- Annenin duyguları ve stres seviyesi, hormon ve kimyasal sinyallerle bir geni aktif hale getirerek veya susturarak bebeğin DNA’sında değişim yaratabilir.
- Üç nesil aynı biyolojik çerçeveyi paylaşır. Büyükanneniz annenize 5 aylık hamileyken, sizi geliştiren öncü yumurta annenizin yumurtalıklarındaydı.
- Öncü yumurta ve öncü sperm, gelecek nesilleri etkileyebilecek olayların izlerini aktarabilir.
- Yehuda’ya göre, epigenetik değişiklikler bizi ebeveynlerimizin yaşadığı travmalara karşı hazırlar. Savaş bölgesindeki ebeveyn, çocuğuna ani seslerde irkilme dürtüsünü aktarabilir. Bu özellik savaş esnasında faydalıyken, savaş olmadığında stres bozukluğuna neden olabilir.
- Acının kaynağı önceki nesiller olduğunda, kişi sorunlarının kaynağının kendi deneyimleri olduğunu zanneder, belirtileri tanımlayamaz ve çözüm bulamaz.
- Kardeşlerin farklı travmaları veya aynı travmanın farklı özelliklerini kalıtsal olarak devralması mümkündür.
- Geçmiş travmaların etkilerinden kurtulabilir miyiz?
- Görüntüler, zihnimizin iyileştirme gücüdür.
- Yeni deneyimler, beynimizde yeni nöral yollar oluşturur. Bu yollar tekrarlamayla güçlenebilir, derinleşebilir.
- Yeni düşünceler ve yeni duygular, yeni bir beyin haritası oluşturabilir.
- Ebeveynlerimizle ilişkimiz neden önemlidir?
- Ebeveynlerimizle bağımız bozulduğunda, hayata karşı nedenini bilmediğimiz bir acı hissedebiliriz. Davranışlarımız, ilişkilerimiz, sağlığımız, başarımız, kelimelerimiz bundan etkilenir.
- İnsanlar çoğunlukla yaralarını tetikleyecek bir eş seçer. Partner, kişinin kalbindeki sahiplenilmemiş/bitirilmemiş şeyleri yansıtır.
- Babasını saygıyla sahiplenen erkek “erkeklik” konusunda, annesini seven ve benimseyen kadın “kadınlık” konusunda daha güvenli ve rahattır.
- Hayatı kucaklayabilmek ve sonraki nesillere bu içsel huzuru aktarabilmek için ebeveynlerimizle barışmamız gerekir. Kendimizle barışmak, ebeveynlerimizle barışmakla başlar.
- Ebeveynler istemeden çocuklarına acı çektirebilirler. Sorun, ebeveynlerimizin bize ne yaptığı/yapmadığı değil, bizim olanları nasıl algıladığımızdır.
- Bir ebeveyn reddedildiğinde, çocuk reddedilen davranışı bilinçsizce tekrarlayabilir ve aynı acıyı üstlenebilir.
- Ebeveynlerimizi değiştiremeyiz, ama onları nasıl algıladığımızı değiştirebiliriz.
- Hayatımızın “akışını” bozan bilinçaltı temaları nelerdir?
- Ebeveynle birleşmek; onun acısını dindirme/paylaşma hayaliyle üstlenmek, mutsuzluğu sürdürmek.
- Ebeveyni reddetmek, suçlamak, yargılamak veya iletişimi kesmek. Bozuk ilişkiler çoğunlukla aile geçmişinden kaynaklanır ve onarılmadığında nesiller boyunca tekrarlanabilir.
- Anneyle çocuk arasındaki bağın, (muhtemelen annenin/üst nesilin yaşadığı bir travma nedeniyle) zedelenmesi. İlk yaşlarımızda annemize duyduğumuz güvenle hayata güveniriz.
- Bilinçaltımızda ebeveynlerimiz dışındaki (üst nesil dahil) bir aile bireyi ile özdeşleşmek, onun travmasının etkilerini bilinçsizce üstlenmek. Bize ait olmayan duygu ve korkuları yaşamak, bize ait zannetmek.
- Bize ait olmayan travmanın etkisinden nasıl kurtuluruz?
- Travmayı çözümlemenin karşısındaki en büyük engel, kaynağının görünmez oluşudur.
- Çekirdek dili tanımlamak, travmanın kaynağını görünür yapar.
- Kaynağı belirledikten sonra; travmanın gerçek sahibi aile bireyini kabullenmeli, duyguları ona teslim etmeli, kendimizi özgürleştirmeliyiz.
- İyileştirici cümleleri ve bunu somutlaştıran (mektup yazmak, mum yakmak, fotoğrafla konuşmak gibi) ritüelleri tekrarlamak, yeni ve daha huzurlu bir beyin haritası oluşturabilir.
- Çekirdek dil haritası nasıl oluşturulur?
- Çekirdek şikayet: En derin korkunuz, endişeniz, mücadeleniz nedir? Çekirdek şikayetin kelimeleri doğrudur; ancak çoğunlukla bizim için değil, başkası için doğrudur. Bu kişinin kim olduğunu keşfetmek ve duyguları gerçek sahibine bırakabilmek gerekir.
- Çekirdek tanımlayıcılar: Ebeveynlerinizi tasvir edin ve onları neden suçladığınızı düzeltmeden yazın. Aynı şeyi partneriniz/kardeşiniz/patronunuz için de yapabilirsiniz. Ortak suçlamaları yakalayın; çünkü ebeveynlerimizle ilgili çözemediğimiz sorunlar diğer ilişkilerimizi etkiler. Kelimelerinizdeki duygu yükü, acınızın derinliğini gösterir. Yazdıklarınızı okurken içinizde değişmek isteyen ne var, dinleyin.
- Çekirdek cümle: Çekirdek şikayetinizin özüne inin. Başkasının başına gelebilecek en kötü trajedi veya bir filmde/kitapta derinden etkilendiğiniz sahne ipucu olabilir. Çekirdek cümlenizi söylediğinizde fiziksel reaksiyon hissedersiniz.
- Çekirdek cümlenizdeki korku size mi ait? Ailenizde aynı şekilde hissetmek için sebebi olan başka birisi var mı?
- Çekirdek travma: Soy ağacınızı, kişilerin kaderleriyle birlikte çizin. Aile geçmişinde trajedi, göç, beklenmeyen ölüm, intihar veya suçluluk hissettirecek kapanmamış bir hesap, haksız kazanç vb. var mı? Çekirdek cümledeki duygunun gerçek sahibini araştırın. Bu kişinin travması, aile içinde gizli tutulmuş olabilir. Ama görmezden gelmek acıyı sadece derinleştirmiştir.
- Çekirdek cümlenin arkasındaki aile bireyi nasıl kabullenilir?
- Kim olduğunu biliyorsanız, onu gözünüzde canlandırın. Bilmiyorsanız, ailenizde benzer duyguları hisseden birini hayal edin.
- Çekirdek cümlenin arkasındaki diğer kişileri de hayal edin.
- Başınızı eğin, ağzınızdan derin bir nefes alın.
- Bu kişilere; onlara ve olanlara saygı duyduğunuzu, unutulmayacaklarını ve sevgiyle hatırlanacaklarını söyleyin. “Başına gelenleri tekrar yaşamak yerine, kendi hayatımı doyasıya yaşayacağıma söz veriyorum.”
- Onların huzur bulduğunu ve size güzel bir yaşam dilediğini hissedin. Nefes alırken iyi dilekleri, nefes verirken bedeninizi terk eden çekirdek cümlenizdeki duyguları hissedin. Korkunuzun tükendiğini hissedin.
- Bedeniniz rahatlayana kadar devam edin.
- Bu diyalog gerçek olsaydı, beyninizin aynı bölgelerini çalıştıracaktı.
- Partnerimizle ilişkimizi neler etkiler?
- Anneyle bağda yaşanan erken kopuş nedeniyle; ilişkide güvensizlik, tatminsizlik, fazla/az talepkar olma, kaçınma.
- Anneyle yaşanan sorunların ilişkide tekrarlanması.
- Mutsuz ebeveynin mutsuzluğunu sürdürme, ona “partner” rolünde davranarak, acılarını dindirmeye çalışma. Mutluluktan suçluluk hissetme.
- Ebeveynlerden biri diğerine kötü davrandıysa, benzer davranışı tekrarlayarak kötülüğü paylaşma, kötü davranan bir partner seçme veya olumsuz duyguları üstlenme.
- Ebeveynlerden birini reddetme/suçlama durumunda; reddedilen ebeveyne benzeyen partner seçme veya aynı şikayetleri sürdürme.
- Ebeveyn-çocuk rolü tersine döndüğünde, ilişkide fazla verici olma veya partnerinin ihtiyaçlarından bunalma.
- Ebeveynlerde ayrılma veya ölüm varsa, çocuğun aynı yaşta/sürede bilinçsizce ilişkisini bırakması.
- Önceki partnerinizi incittiyseniz, yeni ilişkinizi bilinçsizce sabote ederek “dengeleme”.
- Fazla sayıda partneriniz olduysa, bağlanma becerisini tüketme.
- Kürtaj vb durumdaki pişmanlıkla, mutlu olma hakkını kendinde görmeme.
- Ailedeki hiç evlenmemiş kişiyle özdeşleşme.
Daha fazlası için “Seninle Başlamadı” (Sola Unitas Yayınları) kitabını okumanız tavsiyedir.