Duyu Bütünleme Bozukluğu: Carol Stock Kranowitz “Senkronize Olamayan Çocuk” Kitabından Notlar

Duyu Bütünleme Bozukluğunu Tanımak

  • Duyu bütünleme nedir?
  • Kendi vücudumuzdan ve dış dünyadan aldığımız verileri, hayatımızı idame ettirmek için organize etme işlemidir.
  • Duyularımız beş duyudan mı ibarettir?
  • Dışsal duyular (Eksteroseptif duyular): Beş duyumuzdur. Taktil duyu (dokunma duyusu), koklama, tatma, görme ve işitme duyusundan oluşur. Dışsal duyularımız üzerinde kontrolümüz vardır.
  • İçsel duyular: Vücut odaklı duyulardır. İstesek de kapatamayız.
    • İnteroseptif duyu: İç organlarımızdan gelen duyulardır. Acıkma, susuzluk, hazımsızlık, vücut ısısı, ruh hali, uyanıklık vb. duyulardır. Harekete geçmemiz gerektiğini fark edene kadar (tuvalete gitmek gibi) otopilot devrededir.
    • Vestibüler duyu: Başımızın dünya yüzeyine göre durumu, vücudumuzun uzayda hareketi ve dengemiz hakkında iç kulak aracılığıyla bilgi sağlar.
    • Proprioseptif duyu: Vücut pozisyonu ve vücut parçalarımızın hareketi hakkında, kaslarımızı germemiz ve kasmamız sayesinde bilgi sağlar.
  • Duyu bütünleme nasıl çalışır?
  • Alma ve algılama: Çevresel sinir sisteminden alınan mesajların merkezi sinir sistemine iletimi.
  • Birleştirme: Hislerin, bir ya da daha fazla duyu sistemiyle birleştirilmesi.
  • Modülasyon: Duyusal bilgilerin merkezi sinir sistemine akışını düzenleme ve dengeleme; gereksiz bilginin filtrelenmesi  ve o anda önemli olan bilgiye odaklanarak, olağan tanıdık mesajların sönümlenmesi (adaptasyon, duyarsızlaşma: adım atarken ayaklarımız arasındaki denge değişikliğine tepki vermemek gibi). Duyusal açıdan hassas kişilerde sönümleme kolayca oluşmayabilir ve sensitizasyon (uyarıya karşı hassas hale gelme) norm olabilir. Bu durumdaki beyin, tanıdık ve zararsız olsa bile tüm uyaranları yabancı ya da zararlı olarak değerlendirir ve kişi sürekli tetikte kalarak, bir durumdan diğerine rahatça geçiş yapamaz. Diğer insanların alışarak tepki vermediği uyaranlar, bu kişiler için rahatsızlık verici ya da dikkat dağıtıcıdır.
  • Ayırt etme: Duyusal uyaranların niteliğini, benzerliklerini ve farklılıklarını anlayabilme. Duyusal ayırt etme nörolojik olgunlaşmayla gelişir. Çocuk olgunlaştıkça, uyaranların hepsine karşı kendini koruma refleksi azalır, duyularını organize davranışlar için kullanmayı öğrenir.
  • Postüral tepkiler: Hareket, denge, bedenin iki tarafının koordinasyonu, farklı hareketlerin ya da pozisyonların denenmesi. Kalemi düştüğünde çocuğun eğilmesi, kalemi alması, kalkarak dengesini yeniden bulması gibi.
  • Pratik/motor planlama: Eylemi hayal etmek ya da anlamak, vücudu buna göre organize etmek, planı gerçekleştirmek, sürdürmek ya da en azından gelişme göstermek. Çocuk pratik ile doğmaz, pratik öğrenilen ve zamanla gelişen bir yetenektir.
  • Duyu bütünleme bozukluğu (DBB) nedir?
  • Kişinin duyuları aracılığıyla aldığı bilgiyi, günlük hayatını düzgünce idare edecek şekilde gerektiği gibi kullanamamasıdır.
  • Kişinin beyinde hasar ya da hastalık olduğu anlamına gelmez. A. Jean Ayres’in tanımıyla DBB “beynin sindirim güçlüğü” ya da “beyinde trafik sıkışıklığı”dır.
  • Görme ya da duyma engeli gibi tek başına bir bozukluk değil, çeşitli nörolojik engellerin bir arada bulunduğu bir spektrum tanımıdır.
  • Beyin duyusal mesajları organize edemez ve planlama yapamaz. Kişi duyusal verilere anlamlı ve tutarlı karşılık veremez, kolayca öğrenemez.
  • Duyusal entegrasyon disfonksiyonu ya da duyu entegrasyonunda fonksiyon bozukluğu da denir.
  • DBB tek başına psikolojik değil, fiziksel bir sorundur. Ama psikolojik sorunlarla çakıştığında, teşhis edilmesi zor olabilir. Ellerini sık sık yıkayan çocuğun obsesif kompulsif bozukluktan mı, yoksa (avuçlarındaki aşırı hassasiyet sebebiyle onu rahatsız eden taktil uyaranlardan arınmak için elini yıkıyorsa) duyu bütünleme bozukluğundan mı muzdarip olduğunun ayrımı önemlidir.
  • Duyu bütünleme bozukluğunun alt tipleri nelerdir?
  • Duyusal modülasyon bozukluğu
    • Aşırı duyusal hassaslık (“Oh, hayır!”)
    • Az duyusal hassaslık (“Ooo, hmmm”)
    • Duyusal arzu (“Daha çok!”)
  • Duyusal ayırt etme bozukluğu (“Huh?”)
  • Duyusal kaynaklı motor bozukluğu
    • Postural bozukluk (“İstemiyorum.”)
    • Dispraksi – hareket planlama bozukluğu (“Ben bunu yapamam.”)
  • Duyusal modülasyon bozukluğu nedir?
  • Merkezi sinir sistemindeki zamanlama problemidir.
  • Sürekli akan duyusal mesajların senkronizasyonu için gerekli olan inhibisyon (uyaranların filtrelenerek alışıldık ve tehlikesiz uyaranlara karşı duyarsızlaşma) aşırı ya da düşük seviyededir. Önemli ve gerekli olan uyarana odaklanmada zorluk yaşanır.
  • Aşırı inhibisyon durumunda, beyin anlamlı ya da anlamsız tüm uyaranlara karşı aktiftir. Önemsiz uyaranlar önemlilerden ayırt edilemez ve çocuk hepsine rahatsızlık verici hatta tehdit ediciymiş gibi, savaşma, kaçma, donma ya da korkma tepkisi verir. Çocuk aşırı tepkiseldir, sakinleşmek için yardıma ihtiyaç duyar. Oturduğu kaldırımın soğukluğuna ya da ortamdaki gürültüye alışamaz.
  • Düşük inhibisyon durumunda, beyin aktive olmak için fazla uyarana ihtiyaç duyar. Çocuğun tepkileri düşük seviyededir. Doyduğunu fark etmediği için çok yemek yiyebilir, mobilyayı zamanında fark etmediği için ona çarpabilir, sıcaklığı fark etmediği için elini yakabilir, bedensel iletişimi anlamakta zorlanabilir, karşısındakinin duygularına karşılık vermeyebilir.
  • Aşırı hassas çocuk için duyusal modülasyon bozukluğunun belirtileri nelerdir?
  • Dokunma: Dokunmaktan, dokunulmaktan, hatta dokunulma ihtimalinden kaçınır (taktil savunuculuk). Kirlenmeye, bazı dokulara, ışığa ve ani dokunulmaya karşı ‘savaş ya da kaç’ tepkisi verir. Giydirmeye veya sarılmaya çalıştığınızda sizinle adeta güreşebilir. Aradaki mesafe azaldığında, karşısındaki kişiye tekme/yumruk ya da bağırarak tepki verebilir. Bazı dokunuşlara (hafif öpücük) aşırı tepki verirken, bazılarına (güvendiği kişi tarafından sıkıca sarılma) istek duyabilir; çünkü beynin ihtiyaç duyduğu hissi, sakinleştirici ve güven verici deneyimlerle (annenin sarılması, oyuncağı sürekli sıkıca elinde taşıma, aynı battaniyeye sarılma gibi) tatmin eder.
  • Hareket ve denge: Hareket etmekten ve ettirilmekten kaçınır, hareketi tolere edemez (vestibüler aşırı duyarlılık). Düşmekten ve dengesini kaybetmekten kaygı duyar. Ayaklarının hep yere basmasını ister. Arabada midesi bulanır. Yüksekten korkabilir.
  • Vücut pozisyonu ve kas kontrolü: Dimdik ve koordinasyonsuz durabilir. Kaslara güçlü duyusal girdi verebilecek oyun parkı aktivitelerinden kaçınabilir.
  • Görseller: Bir şeye çok uzun süre baktığında aşırı heyecanlanabilir. Gözlerini elleriyle kapatır. Masa başı aktivitelerde özensizdir. Parlak ışığa aşırı tepki verir. Her zaman dikkatli ve tetiktedir.
  • Sesler: Gürültüde kulaklarını kapatır. Yüksek seslerden şikayet eder.
  • Kokular: Başkalarının fark etmediği kokulardan rahatsız olur.
  • Tatlar: Belli yemek dokularından ve ısılarından rahatsız olur. Yemek yerken sık sık öğürebilir.
  • Toz, polen, tüy, küf, kazein, gluten veya çeşitli kimyasallara karşı alerjik olabilir. Alerjenler ortadan kalktığında, DBB semptomları hafifleyecektir.
  • Az tepki veren çocuk için duyusal modülasyon bozukluğunun belirtileri nelerdir?
  • Dokunma: Kirlendiğini ya da dokunulduğunu hissetmez. Tuttuğu şeyleri sıkça düşürür. Oyuncakları çalıştırmak için içgüdüleri yoktur.
  • Hareket ve denge: Hareket ettirildiğinde fark etmez ya da buna itiraz etmez. Düştüğünü anlamaz ve kendini korumakta zorlanır. Genellikle kendi kendine harekete geçmez. Salıncakta çok uzun süre başı dönmeden sallanabilir.
  • Vücut pozisyonu ve kas kontrolü: Oyuna başlamak için gereken hareket içgüdüleri olmayabilir. Ağır objeleri aktif olarak ittikten, çektikten, kaldırdıktan ve taşıdıktan sonra daha uyarılmış halde olur.
  • Görseller: Farklı görsel uyaranları (yolundaki engeller gibi) yok sayar. Objelere uzanırken yavaş tepki verir. Parlak ışıktan rahatsız olmaz. İnsanların yüzüne ve objelere uzun süre dik dik bakabilir.
  • Sesler: Sıradan sesleri ve gürültüleri yok sayar. Tempolu müziğe ya da çok yakın, yüksek ya da ani seslere çok fazla tepki verebilir.
  • Kokular: Hoş olmayan kokuları fark etmeyebilir, yemeğin kokusunu alamayabilir.
  • Tatlar: Aşırı baharatlı yemekleri tepki vermeden yiyebilir.
  • Aşırı duyarlılık ile az duyarlılık arasında gidip gelen çocuk için duyusal modülasyon bozukluğunun belirtileri nelerdir?
  • Çocuğun sinir sistemi kararsız, tepkileri inişli çıkışlıdır.
  • Bazı uyaranlara karşı aşırı hassas iken, bazılarına karşı duyarsız olabilir.
  • Aynı uyarana bazı günler ya da günün bazı zamanlarında aşırı hassas iken, diğer zamanlarda duyarsız kalabilir.
  • Güçlü duyusal deneyimlerin peşinde koşarken, aynı zamanda bunlara tahammül edemeyebilir.
  • Çocuğa ne zaman ve nasıl yardım edileceği konusunda karar vermek gerçekten zordur.
  • Duyusal arzu duyan çocuk için duyusal modülasyon bozukluğunun belirtileri nelerdir?
  • Dürtü kontrolü zayıftır.
  • Dokunma: Çamurda yuvarlanır, oyuncak kutularını amaçsızca boşaltır ve karıştırır, gömleğinin manşeti gibi yenmeyecek şeyleri çiğner. Duvarlara ve mobilyalara sürtünür, insanlara çarpar ya da çok yakınlarına kadar sokulabilir.
  • Hareket ve denge: Hızlı ve dönmeli hareketleri sever ve başı dönmeden yapabilir. Sürekli hareket eder, baş aşağı pozisyonu sever. Gözü pektir, cesaret gerektiren risklere girer.
  • Vücut pozisyonu ve kas kontrolü: Sıkıca sarılmayı, kucaklanmayı ve sıkıştırılmayı sever. Ağır görevlere isteklidir. Diğer çocuklara göre daha enerjik aktiviteleri ister.
  • Görseller: Görsel uyaranı fazla olan görüntülere uzun süre bakmak ister.
  • Sesler: Yüksek sesleri, kabalığı ve gürültülü faaliyetleri sever. Çok yüksek sesle konuşabilir.
  • Kokular: Sakıncalı kokular dahil güçlü kokulara arzu duyar. Yiyecekleri, insanları ve objeleri sürekli koklayabilir.
  • Tatlar: Oyun hamuru gibi yenilmeyen şeylerin tadına bakabilir. Çok baharatlı ya da çok sıcak yiyecekleri tercih edebilir. Ağzını yemekle tıka basa doldurabilir.
  • Duyusal ayırt etme sorununun belirtileri nelerdir?
  • Dokunma: Vücut farkındalığı zayıftır. Vücudunun neresine dokunulduğunu anlayamaz. Objeleri yalnızca dokunarak ayırt edemez. Kıyafetleri pasaklı ve eğretidir. Çatal-bıçak gibi ekipmanları doğru kullanamaz. Acıyı ve sıcaklığı hissetmekte zorlanır. Acıktığını ya da tuvaletinin geldiğini farketmeyebilir.
  • Hareket ve denge: Özellikle gözleri kapalıyken düştüğünü fark etmez. Kendi etrafında döndürüldüğünde, yönü değiştirildiğinde ya da düz durmadığında aklı karışır. Yeterince hareket edip etmediğini anlamakta zorlanır.
  • Vücut pozisyonu ve kas kontrolü: Kendi vücudunu tanımayabilir. Hantaldır ve giyinirken ya da pedal çevirirken uzuvlarını konumlandırmakta zorlanır. Hareketleri dengesiz olabilir, gerektiğinden fazla ya da az güç kullanabilir. İnsanlarla etkileşim halindeyken onlara çarpabilir, üstlerine gidebilir, yanlışlıkla vurabilir.
  • Görseller: Görsellerdeki benzerlik ve farklılıkları karıştırabilir. Sosyal etkileşimde, insanların yüz ifadelerini anlamayabilir.
  • Sesler: İşitsel ayırt etme yeteneği zayıftır. Kelimelerin sonundaki ünsüz sesleri fark etmekte ve kafiyeleri tekrarlamakta zorlanır. Şarkıları farklı bir melodiyle söyler. Sesli talimatları anlamak için başkalarını izler. Gürültüde konuşulanı anlamakta ya da bir sese odaklanmakta zorlanır.
  • Kokular ve tatlar: Keskin kokuları ve tatları ayırt edemez. Yemeğin çok tuzlu ya da baharatlı olduğunu anlayamaz. Yiyecekleri görünüşüne göre seçer.
  • Postural bozukluğu olan çocuk için duyusal kaynaklı motor bozukluğunun belirtileri nelerdir?
  • Vestibüler ve proprioseptif duyuların işlenmesi yetersizdir.
  • Hareket etme bileşenleri: Kas tonu düşük, postürü “gevşek” olabilir. Objeleri kavramada, istikrarlı bir pozisyona geçmekte ve o pozisyonu korumakta zorlanabilir. Uzuvlarını gevşetmekte ve uzatmakta sorun yaşar. Kambur durur ve otururken yayılır. Emeklerken ağırlığı bir taraftan diğerine aktarmakta ya da top oynarken vücudunu topa göre çevirmekte zorlanır.
  • Denge: Dengesini kolaylıkla kaybeder. Tökezler.
  • Bilateral koordinasyon: Vücudun iki tarafını aynı anda kullanmakta (salıncağın zincirlerini aynı anda çekmekte, koşmakta), ellerini koordine etmekte (bir eliyle kağıt keserken diğer eliyle kağıdı tutmakta) ve gözlerini takım olarak kullanabilmekte zorlanır.
  • Unilateral koordinasyon: Kesin bir el tercihi olmayabilir. Kalem ya da çatalı rastgele bir eliyle kullanabilir.
  • Orta çizgiyi geçmek: Vücudun bir tarafındaki el, ayak ya da gözü; diğer tarafındaki el, ayak ya da göze ait uzayda kullanamayabilir. Şövalyede resim çizerken sol tarafı boyamak için sağ elindeki fırçayı sol eline alarak devam edebilir.
  • Yere oturduğunda bacakları çoğunlukla W pozisyonundadır.
  • Hareket planlama bozukluğu (dispraksi) olan çocuk için duyusal kaynaklı motor bozukluğunun belirtileri nelerdir?
  • Kaba motor planlama: Motor koordinasyonu zayıftır. Sakar, beceriksiz, dikkatsiz ve kazaya meyilli olabilir. Yeni ve karmaşık bir faaliyeti yapmakta, vücudunu organize etmekte güçlük çeker. Yürüme, uygun adım yürüme, emekleme ve yuvarlanma gibi kaba motor hareketlerde zorlanabilir. Atlama gibi yeni motor becerileri diğer çocuklara göre geç öğrenir.
  • İnce motor planlama-eller: Yazma, çizme, ilikleme, çatal bıçak kullanma, yap boz/lego oynama gibi aktivitelerde zorlanabilir.
  • İnce motor planlama-gözler: El-göz koordinasyonu zayıftır. İki gözünü aynı anda kontrol etmekte, hareketli objeleri izlemekte, odaklanmakta ve odak noktasını değiştirmekte, tahtadaki yazıyı deftere geçirmekte ve okuduğu satırı takip etmekte zorlanabilir. El yazısı okunaksızdır.
  • İnce motor planlama-ağız: Meme emme, pipetle içme, yemek yeme, çiğneme, yutma, baloncuk üfleme, nefes alma ve ağzını kapalı tutmada zorlanabilir. Salyası çok fazla akabilir. Bazı sesleri çıkarmakta ve üç yaş itibarıyla net konuşmakta sorun yaşayabilir.

Duyularımız Hayatımızı Nasıl Etkiler?

Taktil Duyu

  • Taktil duyunun doğru çalışmaması hangi becerileri etkiler?
  • Vücut farkındalığı: Nerede olduğunu ve ne yaptığını bilmeme, zayıf vücut idrakı.
  • Pratik: Hareketin/dokunuşun rahatsızlık hissi vermesi nedeniyle ondan kaçınma, kaçındıkça motor planlamanın gelişememesi, “kullan ya da kaybet” durumu.
  • Görsel ayırt etme: Küçük çocuklar bilgiyi dokunarak depolar. Beyin taktil ve görsel mesajları bütünleyemezse, görsel ayırt etme zorluğu yaşanır.
  • Lisan: Bebekler dokunarak öğrenir ve iletişim kurar. Taktil duyu bebeği iletişim kurmaya yönlendirir.
  • Akademik öğrenme: Dokunma hissi çocuğun dikkatini dağıtabilir. Kalem, kağıt, çatal vb eşyaları doğru kullanamamak öğrenme becerisini olumsuz etkileyebilir.
  • Sosyal beceriler: Dünyaya güven ve etrafla iletişim, dokunmayla gelişen anne-bebek bağıyla başlar. İnsanlara yakın olmaktan hoşlandığımızda oyun oynamak ya da iletişim kurmak isteriz. Çocuk, fiziksel temasa anlaşılmaz tepkiler verdiğinde, insanlar ondan uzaklaşabilir. İnsanları reddediyor gibi görünen çocuğu, insanlar reddedebilir.
  • Duygusal güven: Bebek annesinin dokunuşlarını kabul etmeyi , iyi çalışan sinir sistemiyle öğrenir, ona bağlanır ve güven hissini geliştirir. Taktil duyu doğru çalışmadığında aşırı tepki veren çocuk, sevgiden kendisini çekebilir ya da az tepki veren çocuk, sevgiyi yok sayabilir. Çocuk her iki durumda da diğer insanlardan az ya da çok, ama farklı tepki verdiği için, kendi duygularıyla başkalarınki arasında bağlantı kuramaz, empati geliştiremez.
  • Taktil savunuculuğun (aşırı hassasiyet) belirtileri nelerdir?
  • Hafif dokunma hissine (hatta olasılığına bile) olumsuz ve duygusal (anksiyete, kızgınlık, saldırganlık veya ürkeklik) tepki verme.
  • Saçlarının taranması, kesilmesi, yıkanması ya da okşanmasına “savaş ya da kaç” tepkisi verme.
  • Fazla gıdıklanma.
  • Fiziksel acı veren deneyimlere aşırı tepki verme, hastalık hastası olma.
  • Taktil uyarandan hoşlanmama. Bu sebeple “hiçbir sebep yokken” dik başlı, inatçı, katı, saldırgan davranma.
  • Odaklanmada zorlanma.
  • Öpülmekten hoşlanmazken, sarılmanın hissettirdiği derin basınca arzu duyma.
  • Dişlerini fırçalamayı, tırnaklarını kestirmeyi reddetme.
  • Yemek seçme, yemeklerin kıvamına ve pütürlülüğüne karşı hassasiyet.
  • Yerle teması azaltmak için parmak ucunda yürüme, çimende ya da kumda çıplak ayak yürümeyi reddetme.
  • Ellerindeki en ufak kiri bile hemen temizleme.
  • Kıyafetlerin dokusundan ve uzunluk/kısalığından rahatsız olma. Tenini açıkta bırakan kısa kollu/bacaklı giysilerden ya da tenine fazlaca dokunan uzun kollu/bacaklı giysilerden, aksesuarlardan rahatsız olma.
  • Bazı dokulara dokunmama. Parmak boyası, çamur gibi “pis” oyunlardan uzak durma.
  • Güven verici bulduğu dokulara (en sevdiği battaniye) sürekli dokunma.
  • Kendini korumak için yanında sürekli bir obje taşıma.
  • Taktil duyuya karşı düşük hassasiyetin belirtileri nelerdir?
  • Şiddetli olmadığı sürece dokunulduğunu hissetmeme.
  • Yüzündeki pisliği, saçlarının karışıklığını, burnunun aktığını ya da çoraplarının ıslandığını fark etmeme.
  • Isı değişikliğini fark etmeme. Terleyince üstünü çıkarmama, üşüyünce bir şeyler giymeme.
  • Vücudundaki kesik, yanık, çürük ve travmalara tepki göstermeme ya da çok az tepki verme.
  • Çıplak ayakla sıcak kum ya da keskin taşlar üzerinde şikayet etmeden yürüme.
  • Acı, baharatlı, sıcak, asitli yemeklerden rahatsız olmama.
  • Bir şeyi yere düşürdüğünü fark etmeme.
  • Kalabalık içinde sıkıştırıldığında kenara çekilmeme.
  • Oyuncakları eline alma, inceleme iç güdüsünün bulunmaması.
  • Oyun sırasında diğer çocuklara ya da hayvanlara zarar verme ve bundan pişmanlık duymuyor gibi görünme. Ancak aslında karşıdakinin hissettiği acıyı anlayamama.
  • Taktil duyuya arzu duymanın belirtileri nelerdir?
  • Gördüğü her şeye dokunmak ve onu hissetmek isteme.
  • Gıdıklanmayı, sırtının sıvazlanmasını isteme. Kendi cildini okşama hatta ısırma.
  • Parmaklarını sürekli saçlarına dolama.
  • Sık sık çoraplarını ve ayakkabılarını çıkarma.
  • Çamur gibi pis deneyimleri sevme, insanların rahatsız edici bulduğu dokulara sürünme.
  • Çok sıcak ya da çok soğuğu tolere etme.
  • İnsanların yüzüne çok yaklaşma ve onlara dokunma.
  • Taktil ayırt etme sorununun belirtileri nelerdir?
  • Zayıf beden farkındalığı. Bakmadan vücudunun neresine dokunulduğunu anlayamama.
  • Giyinirken kollarını, bacaklarını kullanmada zorlanma.
  • Görmeden, yalnızca dokunarak objeleri tanıyamama, ayırt edememe.
  • Objelerin şekli, dokusu gibi fiziksel özelliklerini algılamada zorlanma.
  • Karanlıktan korkma.
  • Ayakta durmayı, oturmaya tercih etme.
  • Dokunma duyusu deneyimi sınırlı olduğu için; sınırlı kelime dağarcığı ve sınırlı hayalgücü.

Vestibüler Duyu

  • Vestibüler duyu nasıl çalışır?
  • Vestibüler sistem, iç kulaktaki reseptörlerin yer çekimi tarafından uyarılmasıyla ve dış kulak ile serebral korteksin vestibüler ve işitsel titreşimleri işlemesiyle çalışır.
  • Bize başımızın ve vücudumuzun dünya üzerindeki konumuyla ilgili bilgi verir; hangi yöne doğru, hangi hızla hareket ettiğimizi söyler ve dengemizi bulmamızı sağlar.
  • Vesibüler sistemi öne-arkaya-sağa-sola ve yukarı-aşağı hareket etmek ile dönmek harekete geçirir.
  • Vestibüler duyunun doğru çalışmaması hangi becerileri etkiler?
  • Vestibüler fonksiyon bozukluğu, yer çekimi, denge ve uzayda hareketle ilgili iç kulaktan gelen hislerin beyinde yetersiz işlenmesidir. Modülasyon, ayırt etme ve motor problemlere yol açar.
  • Yer çekimine güven, hareket ve denge, kas gücü, bilateral koordinasyon, motor planlama ve duygusal güvenin gelişmesi vestibüler duyuyla doğrudan ilgilidir.
  • Kas gücü (kas tonusu) kaslarımızın dinlenme durumundaki gerginlik derecesidir. Proprioseptif sistem ile vestibüler sistem, kaslara ne kadar kasılması gerektiğini söyler. Vestibüler fonksiyon bozukluğu, “gevşek” vücuda, düşük kas tonusuna neden olabilir. Fiziksel olarak kaslarla ilgili bir sorun yokken, beyin kasları harekete geçirmek için gereken mesajı gönderemeyebilir.
  • Vücut farkındalığı zayıftır. Çocuk dik durması için gereken postüral tepkileri geliştiremeyebilir. Hiç emeklemeyebilir, geç yürüyebilir. Sürekli yerde yatabilir, oturduğunda devrilebilir ve masadayken başını ellerinin üzerine dayayabilir. Kolayca yorulabilir. Mesane kontrolünü geliştiremeyebilir ya da sık sık kabız olabilir.
  • Çocuk büyüdüğünde de dengesini kolayca kaybedebilir. Sık sık ve kolayca düşebilir. Sürekli mobilyalara çarpabilir.
  • Orta çizgiyi geçmek, bilateral koordinasyon gerektirir. Çocuk 3-4 yaşına gelmiş olmasına rağmen el tercihi yapmamış olabilir, tabağın sol tarafındaki yemekleri yemek için çatalı sağ elinden sol eline alabilir.
  • Zayıf bilateral koordinasyon sebebiyle, iki ayağı ile atlarken, iki eliyle top atarken ya da el çırparken zorlanabilir. Hareketleri garip görünebilir.
  • Motor planlamada, yeni beceriler öğrenmek amacıyla davranışlarını adapte etmekte zorlanabilir. Örneğin “Macarena dansı” ona karmaşık ve sinir bozucu gelebilir.
  • Gözlerini yeterince odaklayamayabilir. Kendisi hareket halindeyken ya da hareket eden bir objeye bakarken odaklanamayabilir. Okulda bir tahtaya bir deftere bakarken kafası karışabilir.
  • Söyleneni yanlış algılayabilir; iletişimde, okumada, yazmada sıkıntı yaşar.
  • Kendi kendine sakinleşmekte zorlanabilir.
  • Uzayda nerede durduğunu ve nasıl hareket ettiğini anlamakta zorlandığı için, günlük hayatında kendisini duygusal anlamda güvende hissetmez. Çok çabuk hayal kırıklığına uğrar. “Ben bunu yapamam” düşüncesi, öz saygıyı olumsuz etkiler. Dünyanın en çok sevilen çocuğu bile olsa, sevildiğini hissedemeyebilir.
  • Vestibüler aşırı hassasiyetin belirtileri nelerdir?
  • Çocuğun başı ve gözleri hareket ettiğinde beyni organize edemeyeceği büyüklükte duyusal girdi bombardımanı ile aşırı yüklenir.
  • Vestibüler aşırı hassasiyetin iki tipi, harekete tahammülsüzlük ve yer çekimi ile ilgili güvensizliktir.
  • Harekete tahammülsüz çocuk için hareket etmek, bisiklete binmek, kaydıraktan kaymak, salıncakta sallanmak stres vericidir. Hareket etme ya da ettirilmeye karşı olumsuz ve duygusal tepkiler verir. Arabada midesi bulanabilir. Dönme hareketi hatta dönen bir şeyi seyretmek bile midesini bulandırabilir. Hareket etmekten kaçındığı için, motor planlama beceri ve koordinasyonu gelişemez. Sürekli temkinlidir ve risk almaktan hoşlanmaz. İnatçı ve korkak görünür, güvendiği bir yetişkinden sürekli destek talep eder.
  • Yer çekimine güvensizlik, düşme ya da düşme ihtimaline karşı olağan dışı ölçüde hissedilen stres ve anksiyetedir. Çocuk, zıplamaktan, sallanmaktan, takla atmaktan, ayağının yerden kesilmesinden hoşlanmaz ve “savaş ya da kaç” tepkisi verir. Değişikliklere açık değildir ve her şeyi kontrol altında tutmak ister. Düşme korkusu ona insanların arasında kendisini savunmasız hissettirir. Proprioseptif duyusu ve görsel ayırt etme yeteneği zayıftır.
  • Vestibüler duyuya karşı düşük hassasiyetin belirtileri nelerdir?
  • Harekete olumsuz tepki vermez, hareketi fazla hissetmez. Hareket etmekten çok hoşlanmaz, ama harekete başlayınca da durmakta zorlanır.
  • Herkesin kucağına giden, uzun süre uyuyan kolay bir bebektir. Aktif şekilde harekete geçmesini sağlayan içgüdüleri yok gibidir. Fazladan dürtülmeye ihtiyaç duyar.
  • Düştüğünü fark edemeyebilir. Kendini korumaya yönelik refleksleri gelişmeyebilir.
  • Vestibüler duyuya arzu duymanın belirtileri nelerdir?
  • Çocuğun harekete toleransı yüksektir, başkaları için yeterli olan hareketlerden bıkmaz. Sürekli heyecan ve hareket peşindedir.
  • Alışılmadık yollardan yer çekimine karşı gelmeye çalışır: yataktan aşağı sarkma, başını yere koyup onun ekseninde dönme vb.
  • Dairesel hareketlere, tırmanmaya arzu duyar.
  • Dikkat süresi kısadır. Aktiviteleri dikkatsizce ve zayıf motor koordinasyonla yapar.

Proprioseptif Duyu

  • Proprioseptif duyu ne işe yarar?
  • Bize kendi hareketlerimiz ve vücudumuzun pozisyonu hakkında bilgi verir. Reflekslerimiz, otomatik tepkilerimiz ve planlanmış hareketlerimiz proprioseptif duyumuza bağlıdır.
  • Pozisyon duyusu ya da kas duyusudur. Reseptörler kaslarda, deride, eklemlerde, bağ dokularında ve tendonlardadır. Gerilmeyle uyarılır.
  • Vücudumuzun ve vücut parçalarımızın uzayda nerede olduğu, vücut parçalarımızın diğer parçalarla nasıl ilişkide olduğu, kaslarımızın ne kadar ve hangi hızda gerildiği, vücudumuzun uzayda hangi hızda hareket ettiği ve zamanlamamızın nasıl olduğu konusunda bilgi verir.
  • Gözlerimizi kapattığımızda bize sandalyede oturduğumuzu söyleyen propriosptif duyumuzdur.
  • Proprioseptif duyu; dokunma ve hareket hislerinin entegrasyonuna yardımcı olur, taktil ve vestibüler sistemle yakından ilgilidir.
  • Somatik duyu sistemi (taktil-proprioseptif ayırt etme), dokunma ve vücudun poziyonu hislerinin anında hissedilmesiyle ilgilidir. Örneğin bardaktaki sütün ağırlığını hissetmek ve yazabilmek için kalemi düzgün tutmak için gereklidir.
  • Vestibüler-porprioseptif ayırt etme, hareket halindeyken başın ve vücut pozisyonunun eş zamanlı olarak verdiği hislerle ilgilidir. Örneğin merdiven çıkmak, topu atıp tutmak için gereklidir.
  • Proprioseptif duyu, görsel ayırt etmeye de katkı sağlar. Ne kadar çok hareket edersek, ne gördüğümüzü o kadar iyi anlarız.
  • Vücudumuz hakkında duyusal güven verir. Kendimizi güvende hissederiz.
  • Uyarılma seviyemizin modülasyonuna yardım eder. Proprioseptif deneyimler bizi sakinken canlandırır (uzun süre oturduktan sonra gerinmenin verdiği canlılık hissi), sakinleştirir (çok gürültülü ortamdan çıktıktan sonra gerinerek sakinleşmek) ve organize olmamıza yardımcı olur.
  • Hareketlerimizin zaman ve uzayda ayırt edilmesini sağlar. Ayakkabı bağcığını (üstelik karanlıkta bile) bağlamamızı sağlar.
  • Proprioseptif duyunun doğru çalışmaması hangi becerileri etkiler?
  • Proprioseptif fonksiyon bozukluğu, kaslardan, deriden ve eklemlerden alınan hislerin yeterince işlenememesidir. Tek başına nadiren görülür, çoğunlukla taktil ve/veya vestibüler fonksiyon bozukluğuyla birarada görülür.
  • Çocuk vücut parçalarının pozisyonu, hareketleri ve hızı hakkındaki hislerini anlayamaz. Aldığı bilgiyi, uygun davranış için kullanamaz. Herkes ve her şeyle ilgili sorun yaşayabilir.
  • Kaba motor ve ince motor kaslarını kontrol etmekte, objeleri kullanmakta zorlanır. Farklı ağırlıktaki objeleri kaldırmakta ve tutmakta zorlanabilir, az ya da fazla basınç uygulayabilir.
  • Zayıf ayırt etme ve hareket planlama bozukluğu: Vücut farkındalığı zayıftır, hareketlerini görmeye ihtiyaç duyar. Görsel yardım olmadan giyinmek, düğme iliklemek ya da karanlıkta yataktan kalkmak zorlayıcıdır. Hareketleri simetrik olmayabilir. Sık sık düşer, eşyalara çarpar, sendeler. Hareket etmekten korkabilir ve kendini güvensiz hissedebilir.
  • Yetersiz hareket sınıflandırması: Kalemi ya yazamayacak kadar hafif ya da ucunu kıracak kadar sıkı tutar. Sık sık bir şeyleri kırar. Objeleri kaldırırken gereğinden az ya da fazla güç kullanır. Aynı anda hafif ve ağır şeyleri taşımayı ayarlayamaz.
  • Postüral bozukluk: Duruşu bozuktur. Masada başını ellerine yaslar. Oturduğu anda çöker. Tek ayağı üzerindeyken dengesini kontrol edemez. Sandalyenin köşesine oturur ve dengesini korumak için bir ayağını yere koyar.
  • Duygusal güvensizlik: Sıradan aktivitelerde kendini yetersiz hisseder, yeni deneyimlerden kaçınır. Öz güveni zayıftır.
  • Proprioseptif aşırı duyarlılığın belirtileri nelerdir?
  • Çocuk kaslarını uzatmaktan ve kasmaktan çekinebilir. Hareket etmemeyi tercih eder.
  • Zayıf vücut farkındalığı olabilir; katı, gergin ve koordinasyonu bozuk görünebilir.
  • Zıplama, koşma, tırmanma, emekleme ve yuvarlanma gibi hareketlerden kaçınabilir. Daha kuvvetli çiğnenmesi gereken yemeklere olumsuz tepki verebilir, yemek seçer.
  • Pasif hareketler (başkasının sıkıca sarılması ya da onu hareket ettirmesi) anksiyete yaratabilir.
  • Proprioseptif düşük duyarlılığın belirtileri nelerdir?
  • Hareket etme ve oyun oynama içgüdüleri yok gibidir.
  • Genellikle zayıf somatik duyu sistemi (taktil-proprioseptif) ayırt etmesi, postüral sorunları ve hareket planlama bozukluğu vardır.
  • Vücut farkındalığı zayıftır, obje ve oyuncakları kullanırken beceriksizdir. Sık sık oyuncaklarını kırar.
  • Rahat olmayan bir pozisyonda uzun süre oturduğunu fark etmeyebilir. İğne battığında rahatsız olmayabilir.
  • Giyinmek için vücudunu yönlendiremeyebilir ve birisinin giydirmek için kollarını bacaklarını hareket ettirmesini önemsemeyebilir.
  • Ağır iş yaptıktan sonra kendini daha zinde hissedecektir.
  • Proprioseptif duyuya arzu duymanın belirtileri nelerdir?
  • Sürekli daha çok proprioseptif girdiye ihtiyaç duyar. Aktif hareketlere, itme, çekme, kendini yere atma, duvara, eşyalara ve insanlara çarpma isteği duyar. Topuklarını yere ya da sandalyeye vurur.
  • Ellerini sürekli yüzeylere sürer.
  • Birisinin ona sıkıca sarılmasını, baskı uygulamasını, sıkıştırmasını ya da vurmasını isteyebilir. Yorganının onu sıkıca sarmasını sever.
  • Bağcıklarının şapkasının ve kemerinin sıkı bağlanmasını sever.
  • Gömlek manşeti, şapkasının ipi, kalem, oyuncak ve ciklet gibi objeleri sürekli çiğnemek ister.
  • Isırabilir, vurabilir, tekme atabilir ve agresif davranabilir.
  • Kendi kendini uyarma isteği duyabilir; kendini ısırabilir, başını yere vurabilir.
  • Bu çocuklar duyu bütünleme terapisinden çok fayda görür ve sakinleşirler.

Görme Duyusu

  • Görme duyusu ne işe yarar?
  • Görüntüleri tanımlamamızı, “bize doğru gelen” şeyi sezmemizi, tepki vermek için hazırlanmamızı; kontrast, keskinlik ve hareketi algılamamızı sağlayan sistemdir. Zamansal ve uzaysal bilgi sağlar.
  • Görme yeteneği, görme duyusunun sadece bir bölümüdür; göz doktorunun gösterdiği şekilleri görebilmemizi sağlar.
  • Vestibüler ve proprioseptif sistemlerin görmemiz üzerinde etkisi büyüktür. Görme, doğduğumuz anda edindiğimiz bir yetenek değil; hareket ederek, duyularımızı entegre ettikçe gelişen bir yetenektir.
  • Taktil duyu, bebeklikten itibaren görme duyusunu destekler. Bebek ayaklarını tuttuğunda, ne tuttuğunu görmek için döner bakar.
  • İşitme duyusu, görme duyusu için önemlidir. Kapı çarptığında, sesin kaynağını görmek için döner bakarız. Biri “elma” dediğinde, gözümüzün önüne “elma görüntüsü” gelir.
  • Çevreden edindiğimiz bilgilerin %80’ini görme yoluyla elde ederiz. Gözler açıkken beyin aktivitelerinin %66’lık kısmı görmeye ayrılmıştır. Bir saniyede merkezi sinir sistemine üç milyar uyarı gelirken, bunların iki milyarı görmeyle ilgilidir.
  • Okul eğitiminin %75-90’lık kısmı görmeye dayalıdır.
  • Görme problemlerinin %90’ı hiçbir zaman teşhis edilmez.
  • Okul çağı çocuklarının %25’inin teşhis edilmemiş görme problemi vardır.
  • Genç suçluların %70’inde teşhis edilmemiş görme problemi vardır.
  • Temel görme yeteneği neyi kapsar?
  • Keskinlik, detay görme yeteneği.
  • Değişen ışığa uyum sağlama.
  • Her iki gözün uzaklığa uyum sağlaması (tahtadaki yazıyı deftere geçirmek).
  • Hareketi tespit etmek.
  • Binoküler görme. İki gözün koordinasyon halinde hareket ederek kaydettiği görüntüyü, tek bir görüntüye çevirme yeteneği (gökyüzüne baktığımızda tek bir ay görmek).
  • Oküler motor (göz-motor) becerileri. Bir objeye sabitlenebilmek, bir noktadan diğerine (kesikli) geçebilmek ve hareket halindeki objeyi takip edebilmek.
  • Görsel ayırt etme yeteneği neyi kapsar?
  • Periferik (çevresel) görüş. Gözlerimizin yanı sayesinde bizi çevreleyen görüntü ve hareketlerin farkındalığı.
  • Derinlik algısı.
  • Sabit görsel alan. Hangi objelerin hareket ettiğini, hangilerinin sabit kaldığını anlama.
  • Uzaysal ilişkiler. Objelerin birbirine ve kişiye uzaklığını algılama ve sağ-sol, ön-arka, yukarı-aşağı farkındalığı.
  • Görsel ayırt etme.
  • Form sabitliği. Bir objenin formu değişse dahi onu eşleyebilme, ayırabilme, kategorize edebilme, anlayabilme.
  • Zemin-şekil ayrımı. Ön ve arka plandaki şekilleri ayırt etme.
  • Görsel dikkat. Bir aktivitede yeterli süre boyunca gözler, beyin ve vücudu birarada kullanma.
  • Görsel hafıza.
  • Ardışık hafıza. Kelimeleri ve resimleri bir sıra içinde, seri halinde hatırlama.
  • Gözünde canlandırma. Objeleri, insanları ve olayları akılda şekillendirme ve hayata geçirme.
  • Görsel-duyusal entegrasyon. Dokunma, hareket, denge, postür, duyma ve diğer duyusal mesajları görmeyle birleştirme.
  • Görme motor yetenekleri neyi kapsar?
  • El-göz koordinasyonu. Gözlerin ince motor görevleri yönlendirme yeteneği (iğneye iplik geçirme gibi).
  • Ayak-göz koordinasyonu. Gözlerin kaba motor görevleri yönlendirme yeteneği (sek sek oynama gibi).
  • Kulak-göz koordinasyonu. Gözlerin bir harfi görme, bu mesajı depolanmış bilgi ile entegre etme ve o harfi kelime içinde kullanma ya da söyleme yeteneği.
  • Görme yeteneğinin doğru çalışmaması kişiyi nasıl etkiler?
  • Sık sık başı ağrır, gözleri kaşınır, kızarır ya da yanar. Sık sık gözlerini kırpıştırır, ovuşturur, kaşlarını çatar, şaşı bakar.
  • Bulanık ya da çift görmekten şikayet eder.
  • Bakışlarını bir objeden diğerine geçirmekte zorlanır (tahtadan defterine gibi).
  • Hareketsiz, sabit objelere odaklanmakta zorlanır.
  • Okurken sayfadaki yerini sık sık kaybeder, kelimeleri tekrar tekrar okur ya da satır atlar.
  • Hareket halindeki objeleri takip etmekte zorlanabilir.
  • Çabuk yorulur.
  • Öğrenme güçlüğü olan birçok çocuğun aynı zamanda görsel fonksiyon bozukluğu olduğu bilinmektedir.
  • Otizmi olan çocuklarda değişken görme gelişimi yaygındır. Göz teması kurma, çevresine katılma ve anlam verme sorunu vardır. Strese girdiğinde şaşı bakabilir ve ellerini gözlerinin önünde sallayabilir (baskılanan görsel alanını genişletmek için telafi edici davranış).
  • Görsel fonksiyon bozukluğu hareket, postür ve vucüt farkındalığıyla ilgili sorunlarla birleştiğinde, bozukluğun duyusal kaynaklı olduğu düşünülebilir. Ancak hareket olmadan görsel ayırt etmeyi kapsadığında, sorunun kaynağı miyopi, Down Sendromu veya zeka durumu olabilir.
  • Görsel aşırı duyarlılığın belirtileri nelerdir?
  • Kontrastlar, yansımalar ve parlak ışıklara dramatik tepkiler verir.
  • Ani parlak ya da titrek ışıklardan kaçınmaya çalışabilir.
  • Hareket eden obje ve insanlardan rahatsız olabilir, üzerine doğru gelen toptan korkabilir.
  • Görsel duyuya düşük hassasiyetin belirtileri nelerdir?
  • Yeni görsel uyaranlar dikkatini çekmeyebilir.
  • Kendisine doğru gelen objelere çabuk ve etkin tepki veremeyebilir.
  • Parlak ışıktan gözlerini kırpmadan rahatsız olmayabilir.
  • Objelere ve insanlara sanki orada değillermiş gibi uzun uzun bakabilir.
  • Görsel duyuya arzu duymanın belirtileri nelerdir?
  • Daha çok görsel uyarana ihtiyaç duyar.
  • Daha fazla televizyon izlemek ya da bilgisayar oynamak için ısrarcı olabilir.
  • Parlak ve titreyen floresan gibi ışıklar ilgilisini çekebilir.
  • Zayıf görsel ayırt etmenin belirtileri nelerdir?
  • Derinliği algılamakta zorlanır. Ne gördüğünü algıyamaz, uygun tepkileri veremez.
  • Nesneleri, kişileri ya da senaryoları gözünde canlandıramaz.
  • Beyni görsel bilgiyi; işitsel, dokunma ve/veya hareket hisleriyle doğru şekilde birleştiremez. Örneğin öğretmeninin sesini duyduğunda nereye bakacağını bilemez (işitsel). Yalnızca bakarak çekicin ağır olduğunu anlayamaz (dokunma). Mobilyalara çarpmamak için yolunu değiştiremez (hareket).
  • Renkleri, şekilleri, sayıları, harfleri ve kelimeleri ayırt edemez ve eşleştiremez. Büyüdükçe “d” ve “b” gibi benzer şekilleri karıştırır. Kelimeleri yanlış heceler.
  • Basılı yönergelerdeki (kitaplar, lego talimatları, çizimler) detaylara odaklanmakta, yapboz yapmakta zorlanır.
  • Ön ve arka plandaki objeleri ayıramayabilir.
  • İnsanların yüz ifadelerini yanlış anlayabilir.
  • Kalabalık içinde arkadaşını fark edemeyebilir.
  • Gün içinde yaptıklarını ya da gördüklerini hatırlamakta zorlanabilir.
  • Kedinin tüylü ve yumuşak olduğunu anlayabilemek için dokunmaya ihtiyaç duyar.
  • Okuduğunu anlayamaz ya da dikkati çabuk dağılır. Görsel hafızası zayıftır.
  • Zayıf görsel motor becerilerin belirtileri nelerdir?
  • Bir seri karmaşık hareketi gözünde canlandırmakta, planlamakta ve devam ettirmekte zorlanır (çalar saati görmek için yatakta dönmek gibi). Aklından sorun çözemez.
  • Merdiven çıkmakta, bisiklete binmekte, ayakkabılarının bağcıklarını bağlamakta, kağıttan şekiller kesmekte, iğneye iplik geçirmekte zorlanabilir.
  • Ritmik aktivitelerde zorlanır.
  • Şaşkın, duygusal anlamda güvensiz ve “mekanda kendini kaybetmiş gibi” görünebilir. Koordinasyonu ve dengesi zayıftır.
  • Zayıf el-göz koordinasyonu: Kalem kullanmakta, topu tutmakta, giyinmekte zorlanabilir. Boyama yaparken çizgilerin içinde kalamaz.
  • Zayıf ayak-göz koornidasyonu: Düzgün şekilde yürümekte, koşmakta, spor yapmakta zorlanabilir.
  • Zayıf kulak-göz koordinasyonu: Harfleri ve rakamları ayırt etmekte zorlanır, okuma yazma becerisi bundan olumsuz etkilenir.
  • Kendisine saygısı azdır. 
  • Görsel hislerin modülasyonunda zorlanmanın belirtileri nelerdir?
  • Görüntüleri görmemek için gözlerini örter, bir gözünü kapatır ya da şaşı bakar.
  • Parlak ışıktan uzak durur.
  • Hareket halindeki nesneler onu rahatsız eder ve yorar.
  • Kendine doğru gelen objelerden kaçınır.
  • Sınıfta katılım sağlamaz, hareketli aktivitelerden kaçınır.
  • Doğrudan göz kontağı kurmaktan kaçınır.
  • Gözlerini kullanırken başı ağrır, midesi bulanır ya da başı döner.
  • Aydınlık-karanlık kontrastından, ışık şiddetinden ve yansımalardan habersizdir.
  • Görsel bilgiye geç tepki verir. Salıncak gibi hareketli nesnelere sık sık çarpar.

İşitme Duyusu

  • İşitme duyusu ne işe yarar?
  • Duymak, sesleri alabilme yeteneğidir. Doğuştan gelir, öğrenilmez, uterusta gelişmeye başlar. Dinleme yeteneği ise doğuştan gelmez, beynimiz vestibüler ve işitsel hisleri entegre ettikçe kazanırız.
  • İşitsel yeteneğin iki bileşeni, savunma ve ayırt etmedir. Savunma ve ayırt etme senkronize çalıştığında, duyduğumuz seslere uygun tepkiler verebiliriz.
  • İşitme duyusu öncelikle savunma nedeniyle vardır. Bebekken yüksek veya beklenmedik seslerden korkarız. Beynimiz hisleri modüle ettikçe, sesin tehlikeli olup olmadığını bize söyler.
  • Duyduğumuzu anlamayı öğrendikçe, hareket ettikçe, dokundukça ileri derece işitsel ayırt etme yeteneğini geliştiririz.
  • Kulak sadece duymak, denge ve esneklik için değil; bilateral koordinasyon, nefes alıp verme, konuşma, görme, kişisel saygı, sosyal ilişkiler ve öğrenme için elzemdir.
  • Vestübüler ve proprioseptif duyular kulaktaki reseptörler aracılığıyla hareket ve seslerden gelen hisleri işlerken birlikte çalışırlar.
  • Konuşma (seslerin fiziksel ürünü), lisan (kelimelerin anlamlı şekilde kullanılması), alıcı dil (dinleyerek ve okuyarak anladığımız lisan) ve ifade edici dil (konuşarak, şarkı söyleyerek ya da yazarak kullandığımız lisan) işitme duyusunun iyi işlemesine bağlıdır.
  • İşitme duyusu iyi işlemeyen çocuk; günün sonunda yorgun, okula karşı ilgisi az, çekingen, hareketleri sakat ve koordinasyonsuzdur. Zamanlama sorunu yaşar. Kendisine saygısı az olabiilir. Şiddetli hareket esnasında ya da sonrasında konuşma yetenekleri gelişebilir.
  • İşitsel ayırt etme ne işe yarar?
  • Yerini belirleme. Sesin kaynağını ve kaynakla olan mesafeyi belirleyebilme.
  • İzleme, sesi takip etme.
  • İşitsel hafıza. Daha önce duyduklarını hatırlayabilme.
  • İşitsel sıralama. Duyduklarını sıraya koyabilme ve mantıklı bir sırayla tekrar edebilme (alfabe gibi).
  • İşitsel ayırt etme. Seslerin benzerliklerini ve farklılıklarını duyabilme.
  • İşitsel şekil-zemin ayrımı. Ön ve arka plandaki sesleri ayırt edebilme ve asıl mesajı diğer seslerden rahatsız olmadan duyabilme.
  • Çağrıştırma. Yeni bir sesi, tanıdık bir sesle ve görsel sembollerle (harf ya da nota gibi) eşleştirebilme.
  • İşitsel bağlılık. Söylenenlerden sonuç çıkarabilme; sözel problemleri, bilmeceleri, kelime oyunlarını anlayabilme, öğretmen anlatırken not alabilme. İleri dinleme yeteneğidir.
  • İşitsel dikkat. Dinleme esnasında dikkati sürdürebilme yeteneği.
  • İşitsel aşırı duyarlılığın belirtileri nelerdir?
  • Normalde, yüksek ses duyduğumuzda, sağır olmamak ya da kendimizi kötü hissetmemek için orta kulakta bulunan bir kas kasılır ve vibrasyonu bastırır. Tehlike anında ve savaş/kaç/don modundayken ise, bu kas kasılmaz ve tüm seslere karşı dikkat kesiliriz. İşitsel savunuculuğu olan çocuk her türlü sesi dinleyerek sürekli tetiktedir.
  • Sıradan seslere ürkerek tepki verebilir.
  • Dikkati kolayca dağılır.
  • Sakinleşmekte zorlanır.
  • Tetikte kalarak sürekli enerji harcadığından, öğrenme, lisan gelişmi ve sosyal iletişimde zorlanır.
  • Yüksek sesin ihtimali bile endişe verir.
  • Otizm spektrumundaki kişilerde genellikle işitsel aşırı duyarlılık vardır.
  • Eğer gürültüden kaçamıyorsa, sesin etkisini azaltmak için kulaklarını kapatarak “la-la-la-la” diye bağırabilir.
  • İşitsel duyuya düşük hassasiyetin belirtileri nelerdir?
  • Çocuk düşük ve yumuşak seslere, fısıltılara tepki vermez.
  • Günlük sıradan seslere, sorulara ve yorumlara da karşılık vermeyebilir.
  • İşitsel duyuya arzu duymanın belirtileri nelerdir?
  • Çocuk yüksek seslerden hoşlanır, ortamdaki sesi yükseltmek ister.
  • Kendisi de gürültülü sesler çıkarabilir, bağırabilir, ellerini çırpabilir, bağırarak şarkı söyleyebilir.
  • Zayıf işitsel ayırt etmenin belirtileri nelerdir?
  • Çocuk kelimelerdeki benzerlikleri ve farklılıları anlamakta zorlanabilir.
  • Arka plandaki seslerden etkilenmeden öğretmenini dinlemekte zorlanabilir.
  • Alıcı dili zayıf olabilir; okumakta, dinlemekte ve söyleneni deşifre etmekte zorlanabilir.
  • İfade edici dili yetersiz olabilir; sorulara cevap vermekte, diyaloglara katılmakta, fikirlerini yazıya dökmekte zorlanabilir.
  • Konuşma sorunu yaşayan çocukların, hareket ederken çok daha iyi konuştuğu gözlenmiştir. Vestibüler ve lisan sorunları olan çocuk, her iki duyuya da hitap eden terapiden çok fayda görür.
  • Alıcı dilde zorluk yaşamanın belirtileri nelerdir?
  • Benzer duyulan sesleri ayırt etmede zorluk yaşar.
  • Dinlerken ya da okurken dikkat süresi kısadır.
  • Soruları ve ricaları yanlış anlar.
  • Seri talimatlardan biri iki tanesini takip edebilir.
  • Tepki vermeden önce diğer kişilere bakar.
  • Kafiyeleri fark etmekte, yeni bir dil öğrenmekte zorlanır.
  • Talimatların sık sık tekrar edilmesini ve açıklanmasını ister.
  • İfade edici dilde zorluk yaşamanın belirtileri nelerdir?
  • Konuşmaya geç yaşta başlar.
  • Düşüncelerini sözlü ya da yazılı ifade etmekte zorlanır.
  • Konu dışında konuşur.
  • İnsanların sorularına ve taleplerine karşılık vermekte zorlanır.
  • Dil bilgisi bozuk, kelime dağarcığı dar, imlası zayıftır.
  • Hayal gücü sınırlıdır.
  • Şarkı söylerken melodiyi kaçırır.
  • Yüksek sesle okurken zorlanır.
  • Konuşma ve artikülasyon sorununun belirtileri nelerdir?
  • Anlaşılabilecek kadar net konuşamaz, ses tonu monotondur.
  • Ya çok yüksek ya da çok alçak ses tonuyla konuşur.
  • Akıcı bir ritim olmadan, tereddütlü konuşur.

Belirtileri Değerlendirme

  • Duyu bütünleme bozukluğu (DBB), dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ile öğrenme güçlüğü (ÖG) sorunlarının ortak problemleri nelerdir?
  • Ruh halini ayarlayamama: Sakinleşmede ya da bir aktiviteden diğerine geçişte zorlanma.
  • Uyku problemleri: Uykuya dalma, uyanık kalma ya da uyanma sorunları.
  • Yeme problemleri: Yemeğin kıvamına, dokusuna, kokusuna ve tadına karşı aşırı hassasiyet, zayıf oral koordinasyon (emme, yutma, nefes), yemeğe odaklanamama, yemek seçme nedeniyle beyin gelişimi için gerekli olan yağ asitleri, vitaminler ve minarellerin eksikliği.
  • Sindirme ve dışkılama problemleri: Vücudun sinyallerini (açlık, tokluk, susuzluk) ayırt edememe, hareketsizlik ya da yemek seçme sonucu kronik kabızlık ya da ishal. Islaklığı hissetmeyen duyusal hassasiyeti yetersiz çocuğun mesane kontrolünü geliştirememesi. Duyusal arzu yaşayan çocuğun dolu bezin verdiği hissi ve kokuyu sevmesi. Yetersiz kas tonu nedeniyle çocuğun kakasını tutamaması. Vestibüler duyu problemi yaşayan çocuğun tuvalete düşüyormuş gibi hissetmesi. 
  • Kendini düzene sokma problemleri (uyarılma, aktivite düzeyi ve dikkat): Genellikle yüksek uyarılma ve aktivite seviyesi (sürekli hareketlilik, oturamama, huzursuzluk, ani ruh hali değişiklikleri, amaçsızca oynama) ya da genellikle düşük uyarılma ve aktivite seviyesi (çabuk yorulma, etrafa karşı ilgisizlik, yavaş ve afallamış hareketler; herkesin kucağına giden, çok uyuyan, az mızmızlanan, geç acıkan fazla kolay bebeklik). Dikkatsizlik (kısa dikkat süresi, dikkatin kolay dağılması, organize olamama, çabuk unutma). Düşünmeden hareket etme (kendini kontrol edememe, başladığı aktiviteyi sonlandıramama, taşana kadar bardağı doldurma, sırasını beklemeden konuşma).
  • Zayıf sosyal ve duygusal uyum: Yeni insanlardan/oyunlardan/ortamdan/tatlardan kaçınma. Bir aktiviteden diğerine geçmede zorlanma. Rutin dışı değişikliklerden hoşlanmama.
  • Bağlılık problemi: Ayrılma anksiyetesi nedeniyle ayrılmak istememe ya da bazı kişileri kendinden fiziksel olarak uzaklaştırma.
  • Hayal kırıklığı: Yaşıtlarının kolayca yaptığı işleri başaramadığında çabuk vazgeçme, mutsuz olma.
  • Arkadaşlık kurarken zorlanma: Arkadaşlık kuramama, hep kazanan ya da kuralları koyan olmak isteme, paylaşamama.
  • Zayıf iletişim: Duygu ve düşüncelerini kelimelerle, vücut diliyle, mimik ve yüz ifadeleriyle anlatmada zorlanma.
  • Diğer duygusal sorunlar: Esnek olmama, mantıksız davranma, sebepsiz öfke ya da panik hali, düşük öz saygı.
  • Akademik sorunlar: Öğrenme zorluğu, beklenenden az başarı.
  • DBB’yi diğerlerinden ayıran en önemli unsur, çocuğun dokunmaya/dokunulmaya ve hareket etmeye/ettirilmeye karşı verdiği tepkidir.
  • Düşük öz saygı DBB’nin en belirgin semptomlarından biridir.
  • Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ile duyu bütünleme bozukluğunun (DBB) farkı nedir?
  • DEHB’nin en belirgin semptomları hiperaktivite, dikkatsizlik/odaklanamama ve/veya dürtüselliktir.
  • DEHB’si olan çocuklar, hafif dokunuş, yüksek ses, titreyen ışık, ağır kokular gibi beklenmedik hislere karşı tepki verdikten sonra, bu uyaranlara alışmakta ve hayat onlar için devam etmektedir. Ancak DBB’li bir çocuk, bu uyaranlara hiç tepki vermeyebilir (hayat onu fazla etkilemez) ya da bu uyaranlara alışamadan sürekli tetikte kalabilir (hayat onu fazla etkilemektedir).
  • DBB’si olan bir çocuk tanıdık ve öngörülebilir bir ortamı tercih ederken, DEHB’si olan çocuk yeniliği ve farklılığı seçer.
  • DBB’si olan çocuğun motor koordinasyonu zayıfken, DEHB’si olan çocuk sporda başarılı olabilir.
  • DBB’si olan çocuk, uyaranlarla rahatsız edilmediği sürece, dürtülerini kontrol edebilir. DEHB’si olan çocuğun dürtü kontrolü zayıftır.
  • İlaç tedavisi DEHB için faydalı olabilir, ancak DBB problemlerini çözemez.
  • Öğrenme güçlüğü (ÖG) nedir?
  • Öğrenme güçlüğü; girdi (duyular aracılığı ile bilgi alma), entegrasyon (bilgiyi işleme ve yorumlama), hafıza (bilgiyi kullanma, depolama ve yenileme) ve çıktı (lisan ya da motor aktiviteleri ile bilgiyi aktarma) adımlarının birinde yaşanan nörolojik sorun sebebiyle öğrenmede zorluk yaşanmasıdır.
  • Disleksi nedir?
  • Disleksi; okuma, yazma ve hecelemede yaşanan nörolojik ve kalıtsal bir bozukluktur.
  • Otizm nedir?
  • Otizm nörobiyolojik bir bozukluktur.
  • Beyin yapısı atipiktir. Araştırmalar beyin büyüklüğünde ve belli hücre sayılarında farklılıklar ve motor, duyu, lisan, kavram ve dikkat gelişimini etkileyen beyincikte anormallikler olduğunu göstermiştir.
  • Sözel ve sözel olmayan iletişim kurma, sosyal ilişki, hayal kurma ve sorun çözme yetenekleri etkilenir.
  • Duyusal modülasyon, motor planlama, mantık kurarak sıralama sorunludur. Ağır duyu bütünleme sorunları vardır.
  • Otizmi olan bir kişinin, herhangi bir düzeyde DBB’si olduğu kabul edilmektedir.
  • Asperger sendromu nedir?
  • Otizm spektrum bozukluğunun bir türevidir.
  • Kişi endişeli, az uyumlu ve garip davranışlı olma eğilimindedir.
  • Duyma, görme, hareket etme, dokunma ve diğer duyusal alanlarda zorluk yaşar.
  • Bir konu hakkında alışılmışın dışında derinlikte bilgiye sahip olabilir.
  • Otizmi olan bir çocuğa göre, okula ve sosyal ortamlara daha iyi uyum sağlayabilir.
  • Sözsüz öğrenme bozukluğu nedir?
  • Kişinin gülümseme, el sallama gibi sözlü olmayan işaretleri anlayarak yorumlada zorluk yaşadığı nörolojik bir bozukluktur.
  • Çocuk duyusal bilgiyi işleyememektedir.
  • Seçici dilsizlik nedir?
  • Çocukluk ansiyete bozukluğudur.
  • Çocuğun kendini güvende hissetmediği belli mekanlarda konuşamaması ve iletişim kuramaması ile kendini gösterir.

Duyu Bütünleme Bozukluğunun Sebepleri

  • Duyusal bütünleme bozukluğunun olası sebepleri nelerdir?
  • Kalıtsal yatkınlık.
  • Prenatal şartlar:
    • Fetusun içine çektiği kimyasallar, ilaçlar, toksinler.
    • Annenin sigara, madde ya da alkol kullanımı.
    • Virüs, kronik hastalık, aşırı stres ya da plasenta sorunları gibi hamilelik komplikasyonları.
    • İkiz, üçüz gibi çoklu doğumlar.
  • Prematüre ya da düşük doğum ağırlığı.
  • Acil sezeryan, oksijensiz kalma ya da doğum sonrası hemen ameliyat gibi doğum travması.
  • Postnatal şartlar:
    • Çevresel zararlı maddeler.
    • Çocuk istismarı ya da savaş gibi aşırı uyaranlar.
    • Uzun süre hastanade yatma, yetimhanede kalma.
  • Bilinmeyen sebepler.

Duyu Büyünleme Bozukluğunun Tedavisi

  • Duyusal bütünleme bozukluğunun tedavisi mümkün müdür?
  • DBB’si olan çocuk tedaviyle duygusal, fiziksel ve akademik anlamda olabildiğince kendine yeterli hale gelebilir.
  • Küçük çocukların merkezi sinir sistemi hala esnek olduğundan, tedaviye çok iyi cevap verebilirler.
  • Çocuk büyüdükçe DBB kendiliğinden düzelmez, tersine tüm hayatını etkiler.
  • DBB ağır seviyedeyse, tedavi çok önemlidir. Orta ve hafif seviyedeyse, tedavi muhteşem farklılıklar yaratabilir.
  • Ailenin çocuğunu gereğinden fazla “olduğu gibi” kabul etmesi ya da belirtileri görmezden gelerek kabullenmemesi tedavinin önündeki en büyük engellerdir.

Yorum bırakın