İletişim: Adele Faber-Elaine Mazlish “Konuş ki Dinlesin Dinle ki Konuşsun” Kitabından Notlar

·    Çocuğumun duygularıyla başa çıkabilmesine yardımcı olmak için ne yapabilirim? 

  •  Çocuk kendini iyi hissettiği zaman iyi davranış sergileyecektir. Çocuğun kendini iyi hissetmesini sağlamak için, duygularını inkar etmemek, kabullenmek gerekir.
  • Çocuğun duygularını sürekli inkar etmek, onu öfkelendirebilir. Ayrıca kendi duygularını algılayamamalarına ya da duygularına güvenmemelerine yol açabilir.
  •  Çocuk: “Anne, yorgunum”
    Anne: “Yorgun olmazsın, daha yeni şekerleme yaptın.”
    Çocuk: “Ama yorgunum!”
    Anne: “Yorgun değilsin, sadece biraz uykulusun. Hadi üstünü değiştir!”
    Çocuk: “Hayır!!! Yorgunum!!!”
  • Kendinizi çocuğunuzun yerine koyun, bu durumda aynı şeyi hissetmediği için sizin ne hissettiğinizi önemsemeyen bir annenizin olduğunu düşünürsünüz. Yorgunluk hissi annenize öfkeye dönüşür.
  •  Çocuğunuzun duygularıyla başa çıkabilmeyi öğrenmesini istiyorsanız, ona hemen “daha iyi” alternatifler sunmaya çalışmayın. Kendi duygularını keşfetmesine ve çözüm üretebilmesine izin verin.
  •  Duyguların tümü kabullenilebilir. Bu durum, bazı davranışların sınırlandırılması gerektiğiyle çelişmez. “Kardeşine çok kızdığının farkındayım. İsteğini ona yumrukla değil, sözcüklerle anlat.”

 

·    Duyguları kabullenmek ne demektir?  

  • Duyguları kabullenmek, çocuğun duygularını anladığınızı göstermek demektir. O duygulara katıldığınızı göstermek değildir.
  • İnsanın stres altındaysa ihtiyacı olan şey kendisiyle hemfikir olunması değil, duygularının kabullenmesidir.
  • Çocuğunuzun duygularını onaylarken, papağan gibi söylediği şeyi tekrarlamayın.
  • Çocuk: David’i sevmiyorum.
    Anne: David’i sevmiyorsun.
    Çocuk: Söyledim ya!
  • Çocuk: David’i sevmiyorum.
    Anne: Ona kızmış olmalısın.
  • Çocuğunuzla hemfikir olduğunuzda, onun konuyla/kendisiyle ilgili daha fazla düşünmesini ve çözüm üretmesini engellemiş olabilirsiniz.
  •  Çocuk: Öğretmen piyesi iptal edeceğini söyledi! Hain kadın!
    Anne: O kadar provadan sonra bu yapılır mı? Ancak acımasız biri bunu yapar.
  • Çocuk: Öğretmen piyesi iptal edeceğini söyledi! Hain kadın!
    Anne: Çok üzülmüş olmalısın, dört gözle bekliyordun.
    Çocuk: Evet… Sırf bazı çocuklar tembellik yaptı diye böyle dedi. Bu, onların suçu!
    Anne: (sessizce dinler)
    Çocuk: Öğretmen çıldırdı, çünkü kimse onların repliklerini bilmiyor.
    Anne: Anlıyorum.
    Çocuk: Öğretmen kendimizi toparlarsak bir şans daha vereceğini söyledi. En iyisi ben tekrar kendi repliklerime bakayım…

·    Çocuğumun duygularını nasıl kabullenebilirim? 

  •  Çocuğunuz “Anne, yorgunum” dediğinde, “Daha yeni şekerleme yapmana rağmen, demek hala kendini yorgun hissediyorsun” şeklinde cevap verirseniz, çocuğunuzun yorgun hissedebileceğini kabullenmiş ve onu inkar etmemiş olursunuz.
  • Dinliyormuş gibi yapmak yerine, çocuğunuzu dikkatle dinleyin. Karşınızdakinin sizi dinlemediğini düşündüğünüzde hayal kırıklığına uğrarsınız. Çocuğunuzun tek ihtiyacı bazen onu sessizce dinlemeniz bile olabilir.
  • Sorgulamayın ya da nasihat vermek yerine; “Aaaaa”, “hmmm”, “anlıyorum” gibi tepkilerle onun duygularını inkar etmediğinizi, kabullendiğinizi gösterin. Çocuklar sorgulanıp suçlandığında ya da nasihat edildiğinde, yaratıcı ve net düşünemez ve çözüm üretemez. Ama onu önemsediğinizi gösterir bir tavırla böyle sözleri söylediğinizde, çocuğunuzu yönlendirmeden kendi duygu ve düşüncelerini keşfetmesine ve çözüm üretmesine yardımcı olursunuz.
  •  Çocuğunuzun duygularını inkar etmek yerine, duygularını adlandırın. Çocuğunuzun olumsuz duygu hissetme hakkını ona teslim edin. Bu onu daha fazla üzmeyecek, tersine rahatlatacaktır. (“Kaplumbağam öldü!” “Üzülme sana yenisini alırız” yerine “İnsan arkadaşını kaybedince çok üzülür. Sen o kaplumbağayı çok seviyordun” demek gibi).
  •  Açıklama yapmak ve mantık yürütmek yerine, arzularına hayallarle karşılık verin. (“Cips yemek istiyorum” “Keşke sihirli bir gücüm olsaydı da, sana koskocaman bir paket cips getirebilseydim” gibi). Bazen karşınızdakinin birşeyi ne kadar çok istediğini anlaması bile gerçeği kabullenmenizi kolaylaştırır.
  •  “Ama” demekten kaçının. Genellikle verilen esas mesaj, cümlenin “ama”dan sonraki kısmıdır. Bu da vermek istediğiniz mesajın tam tersidir. “Arkadaşının partisini kaçırdığın için hayal kırıklığına uğradığını anlıyorum. Ama hastaydın. Alt tarafı bir parti, bir dahakine gidersin.” dediğinizde, çocuğunuzun duygusunu kabullenmekten çok geçiştirmiş olursunuz. “Ama” surata çarpılan kapı gibidir. Bunun yerine “Sorun şu ki” daha yapıcıdır. “Bakıcıyla kalmaktan hiç hoşlanmadığını biliyorum. Sorun şu ki dişçiye gitmek zorundayım.”

 

·    “Nasıl hissettiğini anlıyorum” demek yeterli mi? 

  •  Çocuğunuz bu cümleden onu geçiştirdiğinizi zannedebilir. Daha net ifadeler kullanırsanız (“Okuldaki ilk gün biraz ürkütücü olabilir, alışman gereken yeni çok şey var.”) onu gerçekten anladığınızı hissedecektir.

 

·    Çocuğumla sürekli empati kurmam gerekiyor mu? 

  •  Çocuk, hislerini anladığımızı bildiğinde empatiye ihtiyaç duymaz. Pozitif duygular buna dahildir.
  • Yönlendirme becerimize ihtiyacı olan, çocuğun negatif duygularıdır.

 

·    “Neden böyle hissediyorsun?” sorusu neden işe yaramaz? 

  •  Çocuklar çoğunlukla neden böyle hissettiklerini bilmezler.
  • Karşısındakini hislerine ikna etmek için duygularını sorgulamak ve mantıklı açıklama yapmaya çalışmak, çocuk için sorunu büyütecektir.
  • Büyüklerin gözünde korkularının/endişelerinin geçerli olmaması ihtimali çocuğu ayrıca korkutur (“Aaaa bunun için mi ağladın?”).
  • Sorgulayan (“Neden böyle hissediyorsun?”) yerine kabullenen (“Galiba canın sıkıldı.”) bir yaklaşım her zaman daha çok yardımcı olur.

 

·    Çocuğumun duygularını adlandırırken, duygusunu yanlış adlandırırsam ne olur? 

  • Bunun zararı yoktur, çocuğunuz sizi hemen düzeltecektir.
  •  Önemli olan çocuğumuzun duygularını sürekli bilmemiz değil, anlamaya çaba göstermemizdir.
  •  Çocuk: Baba, sınavımız önümüzdeki haftaya ertelendi.
    Baba: Rahatlamışsındır.
    Çocuk: Hayır, çok sinirlendim. Aynı şeyleri tekrar çalışmak zorunda kalacağım.
    Baba: Anlıyorum. Bir an önce bitmesini istiyordun.
    Çocuk: Evet.

 

·    Çocuğum bana “senden nefret ediyorum” dediğinde bu duygusunu nasıl kabullenirim? 

  • Bu söz elbette hoşunuza gitmeyecektir. “Bu sözler hiç hoşuma gitmedi. Başka birşeye öfkelendiysen, bunu farklı bir şekilde ifade edebilirsin. O zaman belki sana yardımcı olabilirim.” diyebilirsiniz.

 

·    Mutsuz ve kızgın bir çocuğa, duyguları kabullenmenin yanında nasıl yardımcı olabilirim? 

  • Kızgınlığını/mutsuzluğunu resim çizerek göstermesini isteyebilirsiniz. Keskin çizgiler ya da mutsuz suratları çizdikçe çocuğunuz sakinleşecektir. Siz de “Demek bu kadar kızgınsın” diyerek onu anladığınızı gösterebilirsiniz.
  •  Çocuğun mutsuzluk veren duygularını yok etmeye çalıştığınızda, çocuğunuz bu duruma daha çok saplanabilir.

 

·    Çocuğumun duygularını kabullenirken onu şımartmak istemiyorum. 

  •  Çocuğunuzun duygularını kabullenirken davranışlarına sınır koyabilirsiniz.
  •  Siz çocuğunuzun duygularının kabullenirseniz, o da sizin sınırlarınızı daha kolay kabul edecektir.

 

·    Öğüt vermek işe yarar mı?  

  •  Öğüt vermek ya da anlık çözümler sunmak, çocuğunuzun sorun çözme becerisinin gelişmesini engelleyebilir.

 

·    Çocuğumun her sıkıntısını anlattırmaya çalışmalı mıyım? 

  • Bazı gençler mutsuz olduklarında konuşmamayı tercih eder. Ağlayan kızınıza “Canını sıkan birşey olmuş” dememiz ve ağlarken sessizce sarılmanız onu rahatlatacaktır.

 

·    Çocuğuma onu anladığımı göstermek için bazen abartılı tepki veriyorum. 

  • Ebeveynlerin tepkilerinin çocukların duygularından şiddetli olması çocuğu rahatlatmaz. Çocuğunuz bir de sizin duygularınızla uğraşmak durumunda kalır.
  •  Genç: Steve beni yarım saat bekletti. Bir de yalandan hikaye uydurdu. Anne: Affedilmeyecek birşey bu! Sana nasıl böyle birşey yapar? Bir daha görüşmezsin herhalde!

 

·    Çocuğumla aynı kelimelerle konuşmaya çalışıyorum. 

  •  Çocuklar kendileri için kullandıkları sıfatların ebeveynleri tarafından tekrarlanmasından hoşlanmazlar.
  •  Çocuk: Ödevlerimi herkesten uzun sürede bitiriyorum. Aptalım galiba.
    Baba: Aaa! Aptal olduğunu mu düşünüyorsun?”
  • Çocuk: Ödevlerimi herkesten uzun sürede bitiriyorum. Aptalım galiba.
    Baba: Ödevlerini tahmin ettiğinden uzun sürede bitirmek moralini bozmuş olabilir.

 

·    Çocuğumu işbirliğine yönlendirmeye sabrım yok. 

  • Uzun ve rahatlatmaya yönelik konuşmalar, çocuklar üzerinde çoğunlukla etkili olmamakla birlikte, ebeveynlerin de tükenmesine neden olur.
  •  Çocuk yetiştirmek zor bir iştir. Ebeveynlerin de olumsuz duygularıyla baş edebilmeyi öğrenmesi gerekir.

 

·    Çocuklar üzerinde olumsuz etkisi olan ifadeler nelerdir? 

  •  Aşağıdakileri ebeveynleriniz size söylese neler hissedersiniz, düşünün.
  •  Sorumlu tutma ve suçlama: “Kapıyı yine kirletmişsin! Derdin ne senin? Hiçbirşeyi doğru yapamaz mısın?”
  •  İsim takma: “Bırak ben tamir edeyim. Bu işlerde beceriksiz olduğunu biliyorsun.”
  •  Tehditler: “Üçe kadar sayıyorum, hala giyinmemişsen, ben yalnız gidiyorum.”
  •  Komutlar: “Hemen odanı temizle!”
  •   Nutuk çekme ve ahlak dersi verme: “Bu yaptığının iyi birşey olduğunu mu düşünüyorsun? Eğer sana nazik davranılmasını istiyorsan, sen de başkalarına nazik davranmalısın. Sana yapılmasını istemediğin birşeyi sen de başkasına yapma …”
  •  Uyarılar: “Oraya tırmanma! Kafanı kırmak mı istiyorsun?”
  •  Acı çektiğini ifade eden söylemler: “İkiniz de bağırmayı kesin! Beni hasta etmeye mi çalışıyorsunuz?”
  •  Karşılaştırma: “Neden kardeşin gibi olamıyorsun? O odasını her zaman topluyor.”
  •  İğneleme: “Ödevin olduğunu bildiğin halde kitaplarını okulda mı bıraktın? Çok akıllıca!”
  •  Kehanet: “Sen bencillik etmeye devam et! Gör bak, hiç arkadaşın kalmayacak!”

 

·    Çocuğumu işbirliğine nasıl yönlendirebilirim? 

  •  Tanımlayın: Yapıcı bir şekilde sorunu tanımlamak, çocuğunuzun soruna odaklanmasını sağlar.
    • “Çok sorumsuzsun! Sürekli musluğu açık unutuyorsun” yerine “Johnny, küvetten akan su taşmak üzere.”
    • “Banyodan çıktıktan sonra ışığı kapatmanı daha kaç kez söyleyeceğim?” yerine “Banyonun ışığı açık.”
  • Bilgilendirin: Çocuklar bilgilendirildiklerinde yapmaları gerekeni düşünüp bulabilirler. Bilgilendirmek suçlamaktan iyidir. Bilgilendirmenin bir avantajı da, çocuğa sorumluluk alabileceği konusunda güvendiğimizi hissettirmesidir. Zaten bildiği bir şeyi çocuğunuza söylediğinizde, onu aptal yerine koyduğunuzu ya da alay ettiğinizi düşünebilir ve ters tepebilir. 10 yaşındaki çocuğa “Süt dolapta durmazsa bozulur” demeniz, işbirliğine yönlendirmeyecektir.
    • “Sütü yine kim açıkta bıraktı.” yerine “Çocuklar, sütü tekrar buzdolabına koymazsanız, süt bozulur.”
    • “Bir daha duvara yazı yazdığını görürsem tokadı yersin!” yerine “Yazı yazmak için duvar değil, kağıt kullanılır.”
  •  Tek kelimeyle ifade edin: Uyarı ne kadar kısa olursa o kadar etkilidir. Çocuklar da nutuk dinlemekten hoşlanmazlar.
    • “Size sürekli pijamalarınızı giymenizi söylüyorum. Siz beni hiç dinlemiyorsunuz. Pijamalarınızı giymeden nasıl yatmayı düşünüyorsunuz?” yerine “Çocuklar, pijamalar!”
    • “Sana her seferinde öğle yemeğini almanı hatırlatmaktan bıktım. Okulda aç kalınca anlardın! Artık peşinde koşmak istemiyorum.” yerine “Jamie, öğle yemeğin!”
  •  Çocuğunuzun kişiliği yerine duygularınızdan bahsedin: Duygulanızı bilmek çocuğunuzun hakkıdır. Saldırganlaşmadan kendini ifade etmeyi bilen biriyle işbirliği yapmak daha kolaydır. Ebeyevnler de her zaman sonsuz sabrı olmak zorunda olmayan insanlardır. Duygularına saygı gösterilen çocuklar, duygulara saygı göstermeyi öğrenirler.
    • “Şu anda sabrım karpuz kadar.” “Şu anda sabrım bezelye kadar, o da bitmeden bu konuyu kapatmalıyız.” “Bugün çok gergin ve stresliyim. Bunun seninle bir ilgisi yok, ödevine ancak yemekten sonra bakabilirim.”
    • “Çok terbiyesizsin, sürekli lafımı kesiyorsun!” yerine “Söze başlayıp da bitiremeyince çok canım sıkılıyor.”
  •  Not yazın: Bazen notlar sözlerden etkilidir.
    • Babanın uzun saçlarını lavaboya atan kızına yazdığı not: “İmdat! Borumdaki saçlar beni rahatsız ediyor. İmza: tıkanan lavabonuz.”
    • Odasını toplamasını isteyen annenin oğluna yazdığı not: “Sevgili Sam, derslerinin yoğun olduğunu biliyorum, ancak bu kağıtlar toplanmalı. Sağol, annen.”
    • Notlar, okuma bilmeyen küçük çocuklarda da etkilidir. Anne yazdığı notu uçak yapıp oyuncaklarını toplamak istemeyen çocuklara doğru uçurur. Çocuklar kağıtta ne yazdığını merak edip annelerine koşarlar. Anneleri notu okur: “Oyundan sonra oyuncaklar toplanır”. Çocuklar koşarak oyuncaklarını toplar.

 

·    Söyleyiş tarzımız söylediklerimiz kadar önemli midir? 

  • Kesinlikle önemlidir.
  •  Çocuk gelişimine katkı sağlayan konuşma şekli: “Sen aslında sevimli ve beceriklisin. Çözülmesi gereken bir sorun var. Farkına vardığında muhtemelen sen de sorumluluğunun bilincine varacaksın.”
  •  Çocukları hayalkırıklığına uğratan konuşma şekli: “Sen sinir bozucu ve beceriksizsin. Her şeyi yanlış yapıyorsun. Zaten son olay da senin ne kadar becerksiz olduğunu gösteriyor.”
  •  Kızgın olduğumuzda kızgın değilmiş gibi davranmak, karşılık görmediğimiz durumda şiddetli bir patlamaya yol açar. Kızgınlık saklanması ya da yansıtılmaması gereken bir duygu değildir.

 

·    Bazen çocuğuma ulaşamıyorum. Ne yapabilirim? 

  •  Çocuğunuz sizi dinlemek istemiyor olabilir, gerçekten duymuyor ya da anlamıyor olabilir. Hatta istediğiniz şeyin gerekli olmadığını düşünüyor olabilir. (“Kulağımı temizlememe ne gerek var ki? Kimse görmüyor!)
  •  Çocuğunuzun yaşını ve yapabildiklerini düşündüğünüzde, ondan istediğinizin mantıklı olup olmadığını bir düşünün.
  •  Çocuğunuza yapmasını istediğiniz şeyin zamanlanaması konusunda seçenek sunup sunamayacağınızı düşünün. (“Hemen şimdi” diye ısrar etmektense, “Şimdi mi, izlediğin program bittikten sonra mı banyo yapmak istersin?)
  •  Çocuğunuza yapmasını istediğiniz şeyi nasıl yapacağı konusunda seçenek sunup sunamayacağınızı düşünün. (Banyoya bebeğinle mi girmek istersin, kayığınla mı?)
  •  Evde, onu işbirliğine teşvik edecek değişiklikler yapıp yapamayacağınızı düşünün. (Odasına koyacağınız ilave dolapla eşyalarını toplamasını kolaylaştırmak gibi).
  •  Çocuğunuzla birlikte yeterince kaliteli zaman geçirip geçirmediğinizi düşünün. Onunla tüm vaktinizi “Şunu yap! Bunu yap!” diyerek geçirmediğinizden emin olun.

 

 

·    Kızıma çok fazla “yapma!” dediğimi itiraf etmeliyim. Kendimi tutmaya çalışıyorum, ama beni çok zorluyor. Ne yapabilirim? 

  • Fazlasıyla eleştirilmiş bir çocuk hassas olabilir. Siz eleştirmeseniz de, kendisini eleştiriliyor hissedebilir.
  •  Çocuğunuzun öncelikle anlaşıyla karşılanmaya ve onanmaya ihtiyacı vardır.

 

·    Bütün bu yöntemler işe yaramazsa ne yapmalıyım? 

  •  Çocuklar belli girdilerle belli çıktı üreten robotlar değildir.
  • Amaç çocuklarımıza istediğimizi yaptırmak değil, çocukların içindeki iyiye hitap etmek, onların zekasına, yaratıcı ruhlarına, sorumluluk duygularına, espri anlayışlarına, empati yeteneklerine hitap edebilmektir. Cesaret kırıcı konuşmalar yerine, özgüven artıran bir dil yaratmaktır.

 

·    Çocuğumun bağımsız bir birey olma fikrine nasıl alışabilirim? 

  •  Öğüt verme, nasihat etme, nutuk çekme isteğinizi dizginleyin. Çocuğunuz “Sence ne yapmalıyım?” diye sorduğunda bile, hemen ders vermeye başlamayın, önce onu dinleyin ve sorgulamasını sağlayın.
  •  Çocuğunuzun başarısızlıklarını kendi başarısızlığınız gibi görmeyin.
  •  Onun sorumluluğundaki işleri, daha kolay ve çabuk olduğu için kendiniz yapmayın. Size ihtiyaç duymadan yapabileceği işlerden ötürü boşluk ya da üzüntü hissetmeyin.
  •  Çocuğunuzu hayalkırıklığından korumak adına, onun heves ve çabalarına ket vurmayın.

 

·    Çocuğumun bağımsız bir birey olabilmesi için ne yapmalıyım? 

  •  Ebeveyn olarak, çocuğun seçim yapmasına izin verin. (“Gri pantolonunu mu giymek istersin, kırmızı pantolonunu mu?”).
  •  Çocuğun kendi sorunlarını çözmesine müsaade edin.
  •  Çocuğun hatalarından ders almasına izin verin.
  •  Çocuğun çabasına saygı gösterin, hevesini kırmayın. (“Kesirleri toplamak zor olabilir. Ortak paydayı bulmak kolay değil.”) “Bu aslında çok kolay” dediğinizde çocuğunuzu cesaretlendirmiş olmazsınız; çünkü kolay şeyi başaramazsa kendisini beceriksiz hissedebilir, başardığında da kendisini çok başarılı hissetmeyebilir.
  •  Fazla soru sormayın, çocuğun kendi temposunda, özel hayatına müdahale etmeden sohbet edin. (“Parti nasıldı? Herkes ne giymişti? Ne yedin? Dans ettin mi? Kiminle dans ettin?” yerine “Hoşgeldin kızım.”)
  •  Çocuğun sorularına cevap vermek için acele etmeyin, kendi cevaplarını bulması için fırsat verin. (“Baba yağmur nereden geliyor?” sorusuna cevap olarak “Yağmur havadaki nemin buharlaşıp yoğunlaşmasıyla oluşur.” yerine “Bu ilginç bir soru, sen ne düşünüyorsun?”) Cevap arama süreci, cevap kadar değerlidir.
  •  Çocukların ev dışındaki kaynakları kullanmalarını teşvik edin. (“Baba balığım hasta gibi görünüyor” “Hmmm petshop sahibinin bir önerisi olabilir mi acaba?”) Nedense dış kaynakların değerlendirmeleri, ebeveynlerinkinden daha etkilidir.
  •   İnsanlar başka insanlara bağımlı kılındığında, belki biraz minnet duygusuyla birlikte yoğun acizlik, değersizlik, kırgınlık, hayal kırıklığı ve öfke hissederler.
  •  Çocuğunuzun kendi bedenine sahip çıkmasına izin verin. Örneğin sürekli yakasını, üstünü başını düzeltmekten vazgeçin.
  •  Çocuğun her hareketine müdahale etmekten vazgeçin. “Dik otur.” “Oradan zıplama.” “Harçlığını buna harcaman yazık olmuş.” Çocuğunuz eninde sonunda “Düş yakamdan” diye tepki gösterecektir.
  •  Çocuk ne kadar küçük olursa olsun, yanında onun hakkında konuşmayın. “Çok uyumludur, herkesle arkadaş olur.” “Okumayı öğrenmede zorlandı ama şimdi dersleri iyi.” Çocuğunuz anne babaya ait bir obje değildir.
  •  Çocuğunuzla ilgili soruları bırakın kendisi yanıtlasın. “Johnny kardeşini seviyor mu?” “Bunun cevabını Johnny biliyor.”
  •  Çocuğunuzun kendi temposuna saygı gösterin; onu zorlamayın, utandırmayın, ısrarcı olmayın. “İstediğin zaman parmağını emmeyi bırakırsın.”
  •  Çok fazla “hayır” demeyin. Güç savaşına girmeyin.

 

·    Nasıl “Hayır” demeden “Hayır” diyebilirim? 

  • Bilgilendirin.
    •  Çocuk: “Parka gidebilir miyim?”
    •  Anne: “Hayır, gidemezsin.” yerine “Beş dakika sonra yemek yiyeceğiz.”
  •  Duygularını kabullenin.
    • Çocuk: (Hayvanat bahçesinde) “Şimdi eve gitmek istemiyorum. Biraz daha kalamaz mıyız?”
    • Baba: “Hayır, gitmek zorundayız.” yerine “Gitmek zorunda olmasak, burada uzun kalabilirdin. Anlıyorum, hoşuna giden bir yerden ayrılmak kolay olmuyor.”
  •  Sorunu tanımlayın.
    •  Çocuk: “Anne beni şimdi kütüphaneye götürebilir misin?”
    •  Anne: “Hayır, götüremem. Biraz beklemen lazım.” yerine “Götürmek isterim, ama yarım saat sonra elektrikçi gelecek.”
  •  Mümkün olduğunca “Evet” deyin.
    • Çocuk: “Parka gidebilir miyiz?”
    •  Anne: “Hayır, daha yemeğini bitirmedin.” yerine “Evet, tabi, yemeğini bitirdikten sonra gidebiliriz.”
  •  Düşünmek için kendinize zaman verin.
    •  Çocuk: “Akşam arkadaşımın evinde kalabilir miyim?”
    • Anne: “Hayır, daha geçen hafta kaldın.” yerine “İzin ver, biraz düşüneyim.”

 

·    Farketmeden çocuğumu yaftalıyor ve bir kalıba sokuyor olabilir miyim? 

  •  “Julie hep yemek seçer”, “Richie ona aldığınız her şeyi parçalar, tam bir yok edici”, “Billy o kadar saftır ki, herkes onu kullanabilir.” benzeri sözleri tekrarlayarak, çocuğunuzu yaftalıyor ve o şekilde olmaya/davranmaya  yönlendiriyor olabilirsiniz.
  •  Çocuklar ebeveynlerinin kendileri hakkındaki düşüncelerini kolaylıkla ve hızla hissederler.

 

·    Çocuğumu yaftalanmaktan/etiketlenmekten/belli bir role sokulmasından nasıl kurtarabilirim?  

  •  Çocuğunuza siz veya bir başkası tarafından verilmiş bir rol/sıfat/etiket olup olmadığını düşünün (“çok zeki” veya “annesinin neşe kaynağı” ya da “sorumluluğunun bilincinde abla” gibi olumlu roller dahil). Olumlu roller, çocuğunuza gereğinden fazla sorumluluk yüklüyor olabilir.
  • Bu rolün olumlu özelliği olup olmadığını düşünün (yaramazlığın eğlenceli olması, hayalperestliğin hayal gücünü geliştirmesi gibi).
  •  Çocuğunuzun kendiyle ilgili ne düşünüyor olabileceğini ve ne düşünmesini isteyeceğinizi düşünün.
  •  Çocuğunuza onun farklı özelliklerini gösterecek fırsatlar yaratın.
  •  Onun kendisini farklı bakış açısından görmesini sağlayacak ortamlar yaratın.
  •  Çocukların hakkında söylediğiniz olumlu özellikleri duymalarını sağlayın.
  •  Çocuğunuzun size nasıl davranmasını istiyorsanız, ona öyle davranın.
  •  Çocuğunuz kendisini “etiketlenmiş” hissettiğinde, ona geçmişteki aksi örnekleri hatırlatın.
  •  Çocuğunuz daha önce yaftalandığı gibi davrandığında, duygularınızı ve beklentilerinizi ona anlatın.

Yorum bırakın