Kardeş: Adele Faber-Elaine Mazlish “Kardeş Rekabeti” Kitabından Notlar

  • Kardeşler neden kıskanır? 
  • Her çocuk anne babası tarafından sadece kendisine has bir sevgiyle sevilmek ister.
  • Çocuğun hayatta kalmasını sağlayan herşeyin (yiyecek, yuva, sıcaklık, okşanma, kimlik, özel olma hissi) kaynağı anne ve babasıdır. Kardeşin varlığı, çocuk için pastadan alınan payın azaldığı anlamına gelir.
  • Şunu düşünün: Eşiniz bir gün “Karıcığım, seni o kadar çok seviyorum ve o kadar mükemmelsin ki, senin gibi bir karım daha olmasına karar verdim.” diyor. Yeni kadını eve geldiğinde görüyorsunuz, oldukça sevimli ve genç, etraftakilerden büyük ilgi görüyor. İnsanlar size kocanızın yeni eşini beğenip beğenmediğinizi soruyor. Yeni kadının ihtiyaç duyduğu eşyalar için kocanız dolabınızı açıp, içindekilerin bir kısmını alıyor; itiraz ederseniz bunların artık size olmadığını, kilo aldığınızı söylüyor. Yeni kadın hızla gelişiyor, giderek daha akıllı ve becerikli oluyor. Sizin yaptığınız işlere karışmaya başlıyor. İzin vermediğinizde, kocanızla birlikte yaşlı gözlerle geliyor ve kocanız bir kere de ona izin vermenizi ve artık paylaşmayı öğrenmeniz gerektiğini söylüyor. Bir gün kocanızı yeni karısıyla yatağınızda kıkırdarken görüyorsunuz. Sonra kocanızı işten çağırıyorlar ve kocanız yeni karısına göz kulak olmanızı istiyor. Ne hissedersiniz? Nasıl davranırsınız? Kocanıza “Onu artık bu evde istemiyorum” dediğinizde, ondan nasıl bir tepki almak istersiniz? “Bunu bir daha duymak istemiyorum”, “Onu sana arkadaş olması için getirdim” ya da “Böyle hissettiğini bilmiyordum, bu senin için zor olmalı” cümlelerinden hangisi sizi rahatlatır?
  • Kardeşler arasında iyi duygular olmalı diye ısrar etmek, kötü duygulara yol açabilir. Oysa kardeşler arasındaki kötü duyguları anlamak, iyi duygulara zemin hazırlar.

 

  • Çocuğuma duygularını ifade etmeyi nasıl öğretebilirim?  
  • Olumsuz duygular ifade edilmediğinde ciddi sorunlara yol açar. Çocuğa, zarar vermeden öfkesini ortaya çıkarmasını ve duygularını ifade etmesini öğretmek, anne babanın görevidir.
  • Kötü duygular dışarı çıkmadan iyi duygular içeri giremez.
  • Kardeşler birbirlerinin duygularını anlamalıdır.
  • Çocuğunuzun olumsuz duygularını geçiştirmek yerine onun duygularını onaylayın.
    • Çocuk: “Sürekli bebekle ilgileniyorsun!”
    • Anne: “Hayır, az önce sana kitap okudum ya!” yerine “Bebekle ilgilenmem hoşuna gitmiyor mu?”
    • Çocuk: “Anne, kardeşim bana gerizekalı dedi!”
    • Baba: “Aman boşver!” yerine “Bu seni kızdırdı mı?”
  • Çocukların gerçekte sahip olmadıklarını hayal etmelerine izin verin.
    • Çocuk: “Bebeği geri gönderin!”
    • Anne: “Bunu demek istemedin, aslında onu çok seviyorsun” yerine “Onu burada istemiyorsun, bazen keşke gitse diyorsun.”
    • Çocuk: “Kardeşim arkadaşlarıyla benim hakkımda konuşup güldü!”
    • Anne: “Erkekler böyledir.” yerine “Bu seni üzdü, kardeşinin biraz bağlılık göstermesini isterdin.”
  • Çocukların düşmanca duygularını sembolik/yaratıcı bir şekilde ifade etmelerini sağlayın.
    • Anne: “Ne yapmaya çalışıyorsun, kardeşinin kolunu kırmaya mı?” yerine “Kardeşine zarar vermek yok. Ne hissettiğini oyuncak bebeğin üzerinde göster.”
    • Baba: “Mızıldanmayı kes, ablan yanında küçük kardeşiyle gezmek istemiyor.” yerine “Geride bırakılmak hiç hoş değil. Nasıl hissettiğini bana çizmek ister misin?”
    • Anne: “Sen de kıyafetlerine sahip çık!” yerine “Dolabının üzerine ‘özel mülk’ yazan bir tabela asmaya ne dersin?”
  • Zarar veren davranışları durdurun. Öfkenin nasıl güvenli bir şekilde ifade edileceğini gösterin. Saldırana saldırmaktan kaçının.
    • “Bir bebeğe böyle yapamazsın, sadece oyuncağına dokundu!” yerine “Kardeşine ne kadar kızgın olduğunu sözcüklerle anlat, yumruklarınla değil.”
    • “Kardeşine hırsız demen çok korkunç!” yerine “Öfkeli olmanı anlıyorum. Ama kardeşinle hakaret etmeden de konuşabilirsin.”
    • “Sen de açgözlülük yapıp bütün kurabiyeleri bitirmiştin.” yerine “Hakaret etmek yerine ona ne hissettiğini söyle.”

 

  • Misafirler gelip bebekle ilgilendiğinde büyük oğlum kahroluyor, sonra da acısını benden çıkarıyor. Ne yapabilirim? 
  • “Eve gelenlerin hep bebekle ilgilenmesi ve sürekli ‘aman ne tatlı’ demesi biraz sinir bozucu değil mi? Bebekken sana da aynısını yapıyorlardı, ama sinirlenmeni anlıyorum. Bir daha böyle hissettiğinde bana bir işaret ver, mesela göz kırp, ben de sana göz kırpayım, benim seni anladığımı anlarsın. Bu bizim sırrımız olsun.”

 

  • Kardeşleri karşılaştırmanın sonuçları nelerdir? 
  • Çocukları kıyaslamak, kardeşler arasında doğal olarak varolan rekabetin ebeveynler tarafından kızıştırılması anlamına gelir.
  • Hiçbir zaman kardeşi kadar iyi olamayacağını düşünen çocuk, yetişkin olduğunda karşılaştırma işini kendisi yapıp, başkaları kadar değerli/iyi olmadığını düşünebilir.
  • Olumlu kıyaslama, çocukta kendisinin kardeşinden daha çok sevildiği ve/veya takdir edildiği hissini uyandırabilir. Hem rekabet hissi rahatsız edicidir, hem de başka seferlerde “en çok sevilen/takdir edilen” olamama ihtimali huzursuzluk ve kaygı verir. “Keşke kardeşin de senin gibi ders çalışabilse!” yerine “Vay canına, yarım saattir o kelime listesine çalışıyorsun!” demek daha yapıcıdır.
  • Olumsuz kıyaslama, çocuğun ebeveynleri tarafından kardeşi kadar sevilmediği ve/veya kardeşinden nefret ettiği hissini uyandırabilir. “Bir daha benimle böyle konuşma! Ablan asla böyle konuşmaz!” yerine “Beni eleştirirken sana yardımcı olmam çok zor.” demek daha yapıcıdır.
  • Bir çocuğa kardeşi hakkında iyi bir şey söylediğinizde, kendisinin karşılaştırıldığını ve kardeşi kadar beğenilmediğini hissetmesi muhtemeldir. Çocuğunuza “Kardeşin çok anlayışlı” dediğinizde, “Sen onun kadar anlayışlı değilsin” anlamını çıkarabilir.
  • Kıyaslamak yerine ne hissettiğinizi, ne gördüğünüzü, neyi beğenmediğinizi muhatabına tarif etmek daha etkilidir.

 

  • Çocukların hayatta karşılaşacağı rekabete evde hazırlanmaları faydalı değil midir? 
  • Rekabet yerine işbirliği ortamında büyüyen çocuk, kendisine ve karşısındakine saygı duymayı öğrenir.
  • Rekabet, altında gerginlik, şüphecilik, düşmanlık gibi hisleri barındırır. Aile içinde bunların faydası yoktur.

 

  • Kardeşler “eşit sevilmek” isterler mi?
  • Eşinize “anneni mi daha çok seviyorsun, beni mi?” diye sorduğunuzda, eşinizin “İkinizi de eşit seviyorum” cevabından tatmin olmazsınız. “Annem benim annem, sen de hayatımın kalanını geçirmek istediğim harika karımsın” cevabı daha tatmin edicidir.
  • Kardeşler eşitlikten çok biricik/eşsiz olma hissini isterler.
  • Bir şeyleri eşit paylaştırmak yerine kişisel ihtiyaçlara odaklanın.
    • Çocuk: “Ona daha fazla krep verdin!”
    • Anne: “Hayır, ikinize de ikişer krep verdim.”
    • Çocuk: “Ama onunkiler daha büyüktü!”
    • Anne: “Hayır! Hepsi aynı büyüklükteydi!”
    • Çocuk: “Ona daha fazla krep verdin!”
    • Anne: “Aaa, hala aç mısın?”
    • Çocuk: “Evet, biraz.”
    • Anne: “Yarım krep yeter mi, tamamını mı istersin?”
  • Çocuklarınızı onları eşit sevdiğinize ikna etmeye çalışmak yerine, sizin için onların nasıl eşsiz olduğunu gösterin.
    • Çocuk: “Hangimizi daha çok seviyorsun?”
    • Baba: “İkinizi de eşit seviyorum. Bunu daha önce kaç kere söyledim.”
    • Çocuk: “Hayır, sevmiyorsun, öylesine söylüyorsun!”
    • Çocuk: “Hangimizi daha çok seviyorsun?”
    • Baba: “İkiniz de benim için çok özelsiniz. Bu dünyada senden bir tane daha yok. Hiç kimse senin yerini alamaz. Benim kızım olduğun için çok mutluyum.”
    • Çocuk: “Beni gerçekten seviyorsun!”
  • Çocuklarınıza adil davranmak adına eşit zaman ayırmaya çalıştığınızda; size o an daha çok ihtiyacı olan çocuğunuz, bunun hiç de adil olmadığını düşünebilir. Eşit zaman bazen daha az zaman anlamına gelir.
    • Büyük çocuğunuzun doğumgünü partisinin detaylarını konuşurken, küçük çocuğunuz onunla oyun oynamanızı, çünkü hep ablasıyla ilgilendiğinizi söylüyor. “Kalan detaylar için birazdan yanına geleceğim, şimdi kardeşinle oyun oynamam gerek” yerine “Haklısın, ablanla daha çok vakit geçirdim, çünkü bu çok önemli bir konu. Senin için beklemenin zor olduğunu biliyorum. Ablanla işimizi bitirdiğimiz zaman senin aklındakileri de tüm detaylarıyla dinlemek istiyorum.”

 

  • Çocuklarımın birine ihtiyacı olan bir şeyi alıp, öbürüne aynısıdan almadığımda, adil davranmadığımı düşünüyorum.  
  • Adalet eşitlik değildir. Adil olan tüm çocukların ihtiyacını karşılamaktır.
  • Gömlek ihtiyacı olan çocuğunuza gömlek alıp, diğerine almadığınızda; mutsuz görünen çocuğunuzun yaşadığı hayalkırıklığı duygusunu onaylamanız yeterlidir. “Kardeşine gömlek alırken, sana almadığımı görmek seni üzmüş olmalı. Kardeşinin gömleğe ihtiyacı olduğunu ve senin ihtiyacın olmadığını bilsen de, bu seni rahatsız ediyordur.”

 

  • Çocuklarımı etiketleyerek/yaftalayarak belli rollere sokuyor olabilir miyim? 
  • Ebeveynler bazen çocuklarını bazı sıfatları etiket olarak kullanarak çocuklarını belli rollere itebilir. Bunu çeşitli bilinçli ya da bilinçsiz sebepleri olabilir.
    • Kardeşini ezme pahasına çocuğun egosunu kabartmak: Annenin “Kardeşin ne kadar tembel, sen sorumluluk sahibisin.” demesi gibi.
    • Kendi zayıflıklarının acısını çıkarmak: Kendisinin korkak olduğunu düşünen ebeveynin “Sen de biraz cesur olsana! Alt tarafı bir köpek!”demesi gibi.
    • Kendi zayıflıklarını yansıtmak : Kendisi sıkça anahtarlarını kaybeden ebeveynin “Unutkanlıkta şampiyonsun! Montun nerede?” demesi gibi.
    • Çocuklarına kendilerini özel hissettirmek: Annenin “Sen çok zekisin, kardeşin de çok akıllı” demesi gibi.
  • Ebeveynlerin verdiği mesajları hisseden çocuklar da kendilerini belli rollere sokabilir. Bir çocuk takdir edilmek için “iyi” çocuk olmayı seçerken, diğeri negatif ilginin tadını çıkarmak için evin “kötü” çocuğu olmayı seçebilir.
  • Çocukların birbirini belli rollere itmesi de mümkündür. Büyük çocuğun küçük kardeşine “güçsüz velet” diye isim takmasıyla, küçük kardeşin kendisini gerçekten güçsüz zannetmesi mümkündür.

 

  • Çocukları rollere hapsetmenin sonuçları nelerdir? 
  • Çocuklar, ebeveynlerin çocukları arasında bir sıralama yaptığını hissedebilir.
  • Kardeşler birbirlerine kızgınlık hissedebilir, düşmanlık besleyebilir.
  • Ayrıcalıklı pozisyondaki çocuk, pozisyonun yarattığı baskı nedeniyle kendisini gereğinden fazla sorumluluk almak zorunda hissedebilir. (“Sorumluluk sahibi” çocuğun ailenin sorunlarıyla ilgilenirken, “çaresiz” çocuğun bundan “muaf” olması gibi).
  • Ayrıcalıksız pozisyondaki çocuk, sonuçlarına zaten katlandığı etiketin gereği şekilde davranmayı seçebilir. (“Yalancı” çocuğun yalan söylemekten çekinmemesi gibi).
  • Çocuğun bir alandaki yeteneği nedeniyle, “yeteneksiz” kardeş bu alanda kendini geliştirmekten mahrum kalabilir. (Kendini “ailenin müzisyeniyle” karşılaştıran kardeşin, hiçbir zaman ablası kadar iyi olamayacağını düşünerek müziği bırakması ya da kendisini ablasıyla karşılaştıran ebeveynlerinin kendisinin müzikte yetenekli olmadığını düşündüğü için, hevesi olmamasına rağmen onu spora yönlendirmesi gibi).
  • Çocukları “büyük-küçük” şeklinde etiketlemek de, bu rollere hapsetmek anlamına gelebilir. Kendisi de hala çocuk olan büyük kardeşe “O küçük, sen abisin, bunu yapmamalısın” demek ya da yeni kardeşi olmuş çocuğu “Artık abi oldun” diye motive etmeye çalışmak gibi.

 

  • Çocuklarımı etiketlerden/rollerden kurtarmak için ne yapabilirim?
  • Çocuklarınıza oldukları gibi değil, olmayı umduğunuz gibi davranmalısınız.
  • “Zorba” çocuğunuzun nazik tarafını keşfedip, onun bu özelliğini destekleyebilirsiniz.
  • “Savunmasız” çocuğunuzu kurban olarak görmekten vazgeçip, kendisini korumayı ve saygı görmeyi talep etmeyi öğrenmesi gereken bir çocuk olarak düşünebilirsiniz.
  • Role hapseden üç kaynak olabilir (ebeveyn, kendisi, diğer kardeş).
  • “Zorbalık” rolünü bitirmek için:
    • Kaynak ebeveyn iken: “Mark, zorbalık yapma!” demek yerine “Dövmek yok. Birşeyi güç kullanmadan nasıl elde edeceğini biliyorsun.” diyebilirsiniz.
    • Kaynak kendisi iken: “Ben kötüyüm!” diyen çocuğa “Mark, nasıl nazik olunacağını biliyorsun ve bunu hemen yapmanı istiyorum.” diyebilirsiniz.
    • Kaynak diğer kardeş iken: Kardeşine “Kötüsün!” diyen çocuğa “Abin nazik olmayı ve birşeyi arkadaşça istemeyi de biliyor.” diyebilirsiniz.
  • “Kurbanlık” rolünü bitirmek için:
    • Kaynak ebeveyn iken: “Zavallım, kardeşin sana yine kötü mü davranıyor?” yerine “Abine ‘Bunu bana babam aldı ve ben ne zaman istersem o zaman paylaşırım’ diyebilirsin” diyebilirsiniz.
    • Kaynak kendisi iken: Abisi tarafından korkutulan çocuğa “Eminim sen de abine çok korkunç bir surat yapabilirsin” diyebilirsiniz.
    • Kaynak diğer kardeş iken: Abi ve ablası “Dondurmasında zehir olduğunu söyledim, böylelikle onun hakkını biz yiyebiliriz” diyen çocuğa “Kardeşiniz dondurmasını size kaptırmayacak kadar akıllı” diyebilirsiniz.

 

  • Çocuğum engelli ve doğal olarak benim daha fazla ilgime muhtaç. Onun özel durumunun role dönüşmemesi mümkün mü? 
  • Problemleri olan çocuklar, problem çocuk olarak görülmemelidir. Bu çok güç, ancak mümkündür.
  • Aksi halde; “problem” çocuğun daha çok problem olması, ağır bir yük taşıyan ebeveynlerin bunu telafi etmek için “normal” çocuktan daha fazla taleplerinin olması, “normal” çocuğun ihtiyaçlarının bir kenara itilmesi, “normal” çocuğun “problem” çocuğa öfke duyması mümkündür.
  • Problemleri olan çocukları “problem” çocuk rolünden kurtarmak için aşağıdaki ihtiyaçları karşılanmalıdır.
    • Hayal kırıklıklarının anlaşılması (“Bu kolay değil. Hayal kırıklığına uğradığını anlıyorum.”)
    • Mükemmel olmasa da başarılarının takdir edilmesi (“Bu sefer gerçekten çok yaklaştın!”)
    • Çözüme odaklanmasına yardım edilmesi (“Bu zor bir durum. Bu durumda ne yapman gerekiyor?”)

 

  • Küçük çocuğum sürekli abisine saldırıyor. Ne yapmalıyım?
  • Dikkatinizi saldırgan çocuğa vermeyin, zarar görenle ilgilenin.
  • “Ne oluyor burada? Yine kardeşini mi ısırdın? Sana kaç kere bunu yapmamanı söyledim. Kardeşini rahat bırak, benimle geliyorsun!” yerine “Kardeşin seni ısırdı mı? Bir bakayım, hmmm, kıpkırmızı olmuş. İnsanlar ısırılmaz, kardeşinin kendisini sözcüklerle ifade etmeyi öğrenmesi gerek. Gel bakalım, koluna biraz buz koyalım.”

 

  • Çocuklar kavga ettiğinde müdahale edilmeli midir? 
  • Çocukların kendi farklılıklarına dayanan sorunları kendileri çözebilme özgürlüğü olmalıdır.
  • Ancak bir çocuk diğerini fiziksel ya da sözlü olarak taciz ediyorsa, tüm evin huzurunu bozan bir durum varsa ya da çocukların kendi çözümlerine rağmen tekrarlayan bir sorun varsa ebeveyn müdahale etmelidir. Ebeveynin yardımına ihtiyaç duyan çocuk kendisini yalnız hissetmemelidir.
  • Anne babaların “bu evde kimin haklı, kimin haksız olduğuna ben karar veriririm” yaklaşımı, çocukların ebeveynlerine bağımlılığını artırır ve birbirine düşmanlık beslemesine yol açar. 

 

  • Çocuklar kavga ettiğinde hangi müdahaleler işe yaramaz? 
  • Küçük kardeş büyük kardeşin oynadığı oyuncağı almak istiyor ve kavga çıkıyor.
    • Ebeveyn: “Hemen şimdi kesin şunu!”
    • Büyük kardeş: “Ben bırakırsam o alacak!”
    • Küçük kardeş: “O benim!”
    • Ebeveyn: “Kim başlattı? Doğruyu söyleyin!”
    • Büyük kardeş: “O başlattı!”
    • Küçük kardeş: “Hayır, o başlattı!”
    • Ebeveyn: “Yazıklar olsun! Oyuncak için sürekli didişiyorsunuz!”
    • Büyük kardeş: “Onun suçu, ilk ben oynuyordum!”
    • Küçük kardeş: “Onun suçu, beni oynatmadı!”
    • Ebeveyn: “Nasıl başladığı umurumda değil! Şimdi bitmesini istiyorum!”
    • Büyük kardeş: “En azından açıklasaydım!”
    • Küçük kardeş: “Benden de dinle anne!”
    • Ebeveyn: “Yemin ederim beni ülser yapacaksınız!”
    • Büyük kardeş: “Hep bunu söylüyor!”
    • Küçük kardeş: “Onu hasta ediyorum…”
    • Ebeveyn: “Bu oyuncak için sen fazla büyüksün, onu kardeşine ver”
    • Büyük kardeş: “Ama bu haksızlık!”
    • Küçük kardeş: [Babam hep benim tarafımı tutar!]
    • Ebeveyn: “Neden paylaşamıyorsunuz? Birlikte oynarsanız daha eğlenceli olur.”
    • Büyük kardeş: “Ben kendi başıma oynamak istiyorum!”
    • Küçük kardeş: “Oh, beni oynatmak zorundasın!”
    • Ebeveyn: “Oyuncakları kaldırıyorum ve ikiniz de odanıza gidiyorsunuz.”
    • Büyük kardeş: “Her zaman her şeyi mahvediyor!”
    • Küçük kardeş: “Oh, en azından o da oynayamayacak!”
  • Bütün bu örneklerde sonuç tatminsizlik ve kızgınlıktır.

 

  • Kavga eden çocuklara nasıl müdahale edilir? 
  • Çocukların birbirlerine duydukları öfkeyi anlayın ve kabul edin. Bu bile onları sakinleştirir. “Tanrım, ikiniz de birbirinize çok kızmışsınız!”
  • Her çocuğu saygıyla dinleyin ve bakış açılarını yansıtın. “Demek hayvanat bahçesi yapmak senin fikrindi ve onu tek başına yapmak istedin. Sen de abinin elindeki oyuncakları görünce, aynı oyuncaklarla oynamak istedin.”
  • Sorunun zorluğunu kabul edin ve sorunu tanımlayın. “Anlıyorum. Bu zor bir sorun. Aynı oyuncakla aynı anda oynamak isteyen iki çocuk var.”
  • Karşılıklı bir çözüm bulabileceklerine dair inancınızı ifade edin. “Ama kafa kafaya verirseniz ikiniz için de adil olacak bir çözüm bulacağınıza inanıyorum.”
  • Odadan çıkın. “Siz onun üzerinde düşünürken ben de gazete okuyacağım.”

 

  • Çocuklar ortak çözüm bulacak gibi görünmüyor. Ne yapabilirim? 
  • Yanlarından ayrılmadan önce bir kaç seçenek sunabilirsiniz. “Birlikte oynamayı ya da sırayla oynamayı düşünebilirsiniz. Siz karar verin.”

 

  • Kavga tehlikeli olmaya başladı. 
  • Sorgulayın. “Oyun mu oynuyorsunuz, yoksa gerçekten kavga mı ediyorsunuz? Oyuna izin var ama gerçek kavgaya izin yok.”
  • Çocukların bilmesini sağlayın. “Güreş oyunu yalnızca iki taraf da istiyorsa oynanır. Herkes için eğlenceli değilse durmak gerekir.”
  • Duygularınıza saygı göstermelerini isteyin. “Siz oyun oynuyor olabilirsiniz ama bu beni çok yoruyor. Başka bir oyun bulmalısınız.”

 

  • Kavga hala devam ediyor.
  • Çözümü siz belirleyin. “Şimdi bir şey yapacağım, bu hoşunuza gitmeyebilir. Oğlum, sen hayvanat bahçesi oyununa devam et. Kızım, sen de benimle gel. Bu akşam yemekten sonra hep birlikte konuşmamız ve bir kişi bir oyuncakla oynarken diğeri de oynamak isterse ne yapılacağı konusunda bir kural belirlememiz gerek.”

 

  • Kavga fiziki şiddete gidiyor. Birbirlerine zarar verebilirler.
  • Tarif edin. “Birbirine zarar vermek üzere olan çok kızgın iki çocuk görüyorum. İkisi de çok öfkeli!”
  • Sınırları belirleyin. “Bu çok tehlikeli bir durum. Bir ara verip sakinleşmeniz gerekiyor. Bu evde kimsenin kimseyi incitmesine izin yok!”
  • Onları ayırın. “Çabuk! Sen odana git! Sen de kendi odana!”

 

  • Çocukların zor bir sorunu çözmelerine nasıl yardımcı olunur?
  • İlgili tarafları çağırarak bir toplantı düzenleyin ve toplantının amacını açıklayın. “Bu ailede huzursuzluğa neden olan bir konu var. Herkesi daha iyi hissettirecek bir çözüm bulmalıyız.”
  • Herkes için geçerli olan temel kuralları açıklayın. “Jane’i rahatsız eden konuyu kendisinden dinleyeceğiz ve sözünü kesmeyeceğiz. O bitirdiği zaman Bill’i dinleyeceğiz ve bitirene kadar onun da sözünü kesmeyeceğiz.”
  • Her çocuğun hislerini ve endişelerini yazın. Yazdıklarınızı onlara sesli okuyun ki doğru anlaşıldığından emin olun. “Anne ve baba dışarı çıktığında, Jane, Bill ile yalnız kalmaktan ve Bill’in ona kötü davranmasından korkuyor. En son Bill televizyonu kapattı ve Jane’nin kolunu acıttı. Bill çok izlediği ve kendisini dinlemediği için televizyonu kapattığını söylüyor ve kolunu hafifçe ittiğini, acımasının imkansız olduğunu düşünüyor.”
  • Birbirlerinin iddialarını çürütmek için her çocuğa zaman verin. “Kolum morardı! Ayrıca çizgi filmin bitmesine 5 dakika kalmıştı!” “O morluk eskiden kalma ve çizgi film daha yeni başlamıştı!”
  • Herkesi mümkün olduğunca çözüm bulmaya davet edin. Tüm önerileri yazın. Önce çocuklar konuşsun. “Jane Bill’i dinlemeli. Çünkü Bill büyük.” “Bill Jane’e ne yapacağını söylememeli ve canını yaklamamalı.” “[Anne] Bir bakıcı bulsun.” “Jane bir arkadaşını eve davet etsin.” “Bill de dışarı çıksın.” “Herkes kendi kendisinin patronu olsun.” “Anne ve baba televizyon ve yatma saati programını belirlesin.”
  • Kabul edebileceğiniz çözümleri belirleyin. “Acıtmak yok. “Bakıcı yok.” “Patronluk yok.” “Televizyon konusu önceden anne veya babayla konuşulacak.” “Herkes kendisinden sorumlu olacak.”
  • Daha sonra bir takip toplantısı düzenleyin. “Pekala, haftaya Pazar günü tekrar toplanıp, herkes gidişattan memnun mu bakacağız.”

 

  • Çocuklarım eski eşyalarını bile paylaşmak istemiyor, kavga ediyor. Paylaşmaya zorlamalı mıyım? 
  • Çocukları paylaşmaya zorlamak, eşyalarına dört elle sarılmalarına neden olur ve gönüllü bir şekilde paylaşma isteğinin altını oyar.
  • Kişisel eşyalara sahip olma hakkına saygı duymak da önemlidir.
  • Küçük kardeş ablasının hiç giymediği bir bluzunu giymek için izin istiyor, abla izin vermiyor ve kavga çıkıyor.
  • Ebeveyn müdahil olur ve eşyanın sahibinin tarafını tutarsa: “Bluzu ablana geri ver, demek ki izin vermiyor.” Çocukların biri kazandığını, diğeri kaybettiğini düşünür.
  • Ebeveyn müdahil olur ve eşyayı isteyenin tarafını tutarsa: “O bluzu zaten giymiyorsun. Lütfen bencillik etme ve bluzu kardeşine ver.” Yine çocukların biri kazandığını, diğeri kaybettiğini düşünür.
  • Ebeveyn kararı çocuklara bıraktığında: “Tanrım, birbirinize çok kızgınsınız! Sen bluzu bir günlüğüne giymek istiyorsun. Sen de artık üzerine olmasa da, özel olduğunu düşünüyorsun ve vermek istemiyorsun. Pekala, senin bluzun, senin kararın. Ama bunu kardeşinle çözeceksin.” “Değişmeye ne dersin? Yeni küpelerimi sana bir haftalığına verebilirim. Ben de bunu sadece bir gün giyerim.” “Tamam, ama sakın üzerine bir şey dökme.”

 

  • Büyük çocuğum bilerek küçük çocuğumdan faydalanıyor ve paylaşıyorum diye en uyduruk oyuncaklarını kardeşine veriyor. Müdahale etmeli miyim?
  • İki taraf da memnunsa müdahale etmenize gerek yoktur. Küçük çocuğunuz da büyüdükçe daha zeki ve özgüvenli olacak, kendi adına konuşmayı ve ihtiyacı olanı istemeyi öğrenecektir.

 

  • Çocuklar sürekli birbirlerini şikayet ediyorlar. Ne yapmalıyım? 
  • Şikayet edenin neden böyle davrandığını anlamak gerekir. Eğer onun şikayeti üzerine kardeşinin başı belaya giriyorsa, kardeşine kızarak onu ödüllendirmeye son vermelisiniz.
  • Eğer kardeşinin hareketlerinden kendisini korumak için yardımınıza ihtiyacı var ve bunun için kardeşini şikayet ediyorsa, müdahale etmelisiniz.
  • Ebeveynler çocukları yargılamaktan ve cezalandırmaktan vazgeçip, kavgalarının çözümlerini çocuklara bıraktığında, şikayetler de azalacaktır.

 

  • Çocuklara çözüm olarak yazı/tura atmayı önerirsem ne olur?
  • Çocuklarınızın duygu ve düşüncelerinin öneminin olmadığı mesajını vermiş olursunuz.
  • Ayrıca her çözümde bir kazanan, bir de kaybedenin olacağını öğretmiş olursunuz.

 

  • Herşeye rağmen çocuğum kardeşine hayatı zindan ediyor. Ne yapabilirim?
  • Bir profesyonelden yardım alın.

 

  • Ebeveynler farketmeden kardeşler arasındaki ilişkilere zarar verebilir mi?
  • Çocuklardan birini sırdaş seçip, diğer kardeşin sorunlarını onunla konuşmak tehlikelidir.
  • Çocukların biriyle başbaşa geçirdiğiniz özel zamanda, diğer çocuk hakkında konuşmak da kötü bir fikirdir.
  • Bazen kardeşlerin hayatta birbirlerin en yakın arkadaşları olmaları gerektiği fikrinde ısrarcı olmamak gerekir. Bazen birbirleriyle şefkatli ve sürdürülebilir bir ilişki kurmalarını, birbirlerini dinleyip birbirleriyle konuşabilmelerini sağlamak da gerçekçi bir hedeftir.

2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Neslihan cicekci adlı kullanıcının avatarı Neslihan cicekci dedi ki:

    Güzel fikirler

    Beğen

    1. folikasitannesi adlı kullanıcının avatarı folikasitannesi dedi ki:

      Çok iyi kitaptir.

      Beğen

Yorum bırakın