Bu kitabın önceki bölümleri için: Bağlanamama
4. Duygusal Olarak Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Dört Türü
- Farklı ebeveyn türleri bebeklerin bağlanmasını nasıl etkiler?
- 1974’de Mary Ainsworth, Silvia Bell ve Donelda Stayton; annenin davranışlarını duyarlılık-duyarsızlık, kabullenme-red, iş birliği-çatışma ve ulaşılabilirlik-önemsememe açılarından değerlendiren ve bebeğin güvenli-güvensiz bağlanma davranışıyla ilişkilendiren çalışmalar yaptı.
- Çalışmada, annenin duyarlılık derecesinin asıl değişken olduğu; duyarlı annelerin kabullenme, iş birliği ve ulaşılabilirlik derecelerinin de yüksek olduğu; reddedici, çatışmacı ve önemsemeyen annelerin ise duyarlılık derecesinin düşük olduğu sonucuna varıldı. Annenin duyarlılığı arttıkça, bebeğin daha güvenli bağlandığı görüldü.
- Aynı çalışmada; duyarlı annelerin, çocuklarının işaret, istek ve ruh halinin farkında oldukları, empati becerilerinin bulunduğu ve zamanında, uygun, yerinde ve nitelikli etkileşim kurabildikleri anlaşıldı.
- Tersine, düşük duyarlılığa sahip annelerin ise, bebeklerinin ince mesajlarını algılamadıkları, hatta bebeklerini görmezden geldiklerini bile fark etmedikleri, empati kuramadıkları, zamanında uygun tepkileri veremedikleri için etkileşimlerinin kararsız ve bölük pörçük nitelik taşıdığı anlaşıldı.
- Kaç türlü duygusal açıdan olgunlaşmamış ebeveyn var? Ortak özellikleri nelerdir?
- Farklı tarzda olmalarına rağmen, aynı etkiyi yaratan duygusal açıdan olgunlaşmamış dört türlü ebeveyn vardır: Duygusal, hırslı, pasif ve/veya reddedici anne babalar.
- Hiçbiri duygusal açıdan duyarlı değildir ve hepsi çocukta farklı şekilde de olsa aynı güvensizliği yaratır. Empati sınırlıdır. Duygusal yakınlığa direnirler.
- Hepsi de kendine dönük, benmerkezci ve tutarsızdır. Kendilerini daha iyi hissetmek için çocuklarını kullanırlar. Kendi rahatları için insanları kontrol etmek isterler. Çeşitli seviyelerde narsisizm mevcuttur.
- Aşırı müdahaleci ya da reddedici yapıları vardır. Sınırlara saygı göstermezler. Hepsi kendi ihtiyaçlarıyla meşguldür. Kendi içlerine dönmezler.
- Bazı ebeveynler ise dört grup içinde karma özellikler taşır. Ayrıca belirli bir türdeki ebeveyn, stres anında başka türün özelliklerini gösterebilir.
- Duygusal ebeveynlerin özellikleri nelerdir?
- Endişe dürtüsüyle, aşırı karışma-aniden geri çekilme arasında gidip gelirler. Koruyucu görünseler de samimi değillerdir.
- Hareketleri korkutucu ölçüde kararsız ve öngörülemezdir. Stres ve duygusal uyarılma durumunda denge ve kontrolü kaybederler. Ya çok yakın ya da çok mesafeli davranırlar.
- Küçücük bir olumsuzluk karşısında dünyanın sonu gelmiş gibi davranabilirler. Parçalanırlarsa, çocuklarını da yıkıma dahil ederler.
- Kendilerini kurban, diğer insanları kurtarıcı gibi görürler. Aile yaşamı onların ruh haline göre şekillenir. Sadece kendileri hakkında konuşurlar.
- İlişkiyi düzeltme becerileri zayıftır. Öfkelenir ya da kestirip atarlar.
- Bu grubun özelliklerini en yoğun taşıyanların zihinsel hastalığı (psikotik ya da manik depresif olmaları ya da narsisizm veya sınırdaki kişilik bozukluğu) olması muhtemeldir.
- Bu özellikleri daha hafif taşıyanların en büyük sorunu duygusal kararsızlık ve dengesizliktir.
- Dünyayı siyah-beyaz görürler. Garez ve duygusal taktiklerle insanları kontrol etmeye çalışırlar.
- Çocuklarından kendilerini rahatlatmasını beklerler, çocuğun ihtiyaçlarını düşünmezler.
- Duygusal ebeveynlerin çocukları, diğer insanların isteklerine boyun eğmeyi öğrenirler. Ebeveynlerinin fırtınalı duygu durumlarını tahmin etmeye çalışarak büyüdükleri için, başkalarının ruh hali konusunda aşırı dikkatlilerdir.
- Hırslı ebeveynlerin özellikleri nelerdir?
- En normal görünen, hatta çocuklarının hayatına en fazla yatırım yapanlardır. Ancak samimi değillerdir.
- Hedef odaklı ve aşırı meşgullerdir. Ancak hedefleri, kendi çocukları dahil, diğer insanların duygularının önüne geçer.
- Etraflarındaki insanlar dahil, her şeyi mükemmelleştirmeye çalışırlar. Başkaları için neyin “iyi” olduğunu onlar bilirler. Çocukları yerine karar verirler. Sınırlara saygı göstermezler.
- Empati kurmak yerine, enerjilerini çocuklarının hayatlarını kontrole ve müdahaleye harcarlar. Kendilerini iş bitirici olarak görürler.
- Diğer insanlar tarafından beğenilmek ve değer verilmek için aşırı derecede kendilerine odaklanırlar. Sadece kendileri hakkında konuşmak isterler.
- Çocuklarının yeterince başarılı olmayarak onları utandıracaklarından korkarlar, ama çocuklarına sağlam bir temel oluşturacak koşulsuz kabul ortamını sunmazlar.
- Ya çok yakın, ya da çok mesafeli davranırlar. İlişkiyi düzeltme becerileri zayıftır.
- Hırslı ebeveynlerin çocukları aşırı gözetim altındadır; sürekli değerlendirildiklerini ve daha fazla/farklı şeyler yapmaları gerektiğini hissederler. Bu nedenle depresif olmaları ve ironik olarak girişimci taraflarını kaybetmeleri muhtemeldir.
- Pasif ebeveynlerin özellikleri nelerdir?
- Herhangi bir şeyle mücadele etmekten kaçınırlar. Baskın kişilikleri kolayca kabul ederler.
- Diğer ebeveyn türlerine göre daha ulaşılabilir olmakla birlikte, stres arttıkça pasifleşerek duygusal anlamda kendilerini geri çekerler, başlarını kuma gömerler, hatta çocuklarını yüzüstü bırakabilirler. Örneğin maddi açıdan babaya bağımlı bir anne, babanın çocuğa uyguladığı şiddeti görmezden gelebilir, hatta çocuğunu terk edip kendisi kaçabilir.
- Kendi ihtiyaçları söz konusu değilse, empati kurabilirler. Çocuklarını sevebilirler ama rehberlik etmezler. Çocuk ebeveyninden yardım beklemeyeceğini bilir. Gelişigüzel duygusal yakınlık kurabilirler.
- Kendilerini cana yakın ve sevecen görürler. Çocuklarıyla olmaktan zevk alırlar, eğlenirler, hatta onlara kendilerini özel hissettirebilirler; ama çocuk ebeveyninin gerçekten kendisi için orada olmadığını bilir.
- Ya çok yakın, ya da çok mesafeli davranırlar. İlişkiyi düzeltme becerileri zayıftır.
- Pasif ebeveynlerin çocukları, ebeveynlerinin çaresiz olduğuna inanır. Anne babaların görevinin çocuklarının duygusal refahını sağlamak olduğu fikrine şaşırırlar.
- Reddedici ebeveynlerin özellikleri nelerdir?
- Etrafları geçilmez duvarlarla çevrili gibidir. Çok mesafelilerdir. Neden bir aile olmak istediklerini merak edersiniz.
- Dört tür içinde en az empati kurabilenler reddedici ebeveynlerdir. Kopuk ve düşmanca görünürler.
- Duygusal yakınlıktan hoşlanmazlar ve çocuklarıyla vakit geçirmek istemezler. Nadiren iletişim kurarlar. İlişkiyi düzeltme becerileri zayıftır.
- Aileyle etkileşimleri emir verme, öfkelenme ya da kendilerini soyutlama şeklindedir.
- Çocuklarını önemsemezler ve onları bir fazlalık gibi görerek öfke hissedebilirler. Çocuk ebeveynine yaklaşmaya çalıştıkça, kapıların yüzüne kapandığını hisseder.
- Duygusal yakınlık kurmak istemediklerini göstermek için göz temasından kaçabilirler veya boş boş ya da düşmanca bakabilirler.
- Tepkisel, saldırgan, küçük düşürücü davranabilirler. Alay etmeyi ve dışlamayı severler.
- Aile hayatını kendi isteklerine göre şekillendirerek eve hükmederler. Tipik örnek soğuk ve ürkütücü babadır. Dünya bu babanın etrafında döner ve tüm aile içgüdüsel olarak babayı sinirlendirmemeye çalışır.
- Kendilerini başkalarından bağımsız görürler.
- Reddedici ebeveynlerin çocukları kendilerini baş belası ve rahatsız edici olarak görürler. İhtiyaç duydukları şeyi istemekte zorlanırlar.
5. Farklı Çocuklar Duygusal Olarak Olgunlaşmamış Ebeveynlere Nasıl Tepki Verir?
- Farklı çocuklar duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveynlere nasıl tepki verir?
- Duygusal ihtiyaçları karşılanmayan çocuk iki davranış geliştirir: İyileştirici fanteziler kurma ve buna göre rol benlik geliştirme.
- Buna ilaveten, çocukların duygusal ihmalle başa çıkmak için geliştirdikleri birbirinden farklı iki tarz vardır: İçselleştirme ve dışsallaştırma.
- Maalesef bu iki tarz da çocuğun kendi potansiyelini tamamen gerçekleştirmesine izin vermez.
- İyileştirici fantezi nedir?
- Duygusal ihmale uğramış çocuk, ihtiyaç duyduğu karşılığı nasıl elde edebileceğine dair fantezi kurar.
- Çocuk, duygusal acı ve yalnızlığını iyileştirecek şeyin, kendisinden farklı olmakta yattığını düşünür. Örneğin daha fedakar/daha özverili/daha zengin/daha güçlü/daha güzel/daha iyi/daha sevimli olursa, duygusal yalnızlığından kurtulacağını düşünür.
- Çocuk, yetişkin olduğunda kurduğu ilişkilerde bile, iyileştirici fantezilerinin peşinden gider ve karşısındakinin bir gün değişeceğine inanır. Ancak iyileştirici fanteziler çocukça çözümler içerir ve yetişkinlerin gerçeğiyle uyuşmaz. Kişi, kendini gerçekleştirmek için aslında özgür olduğunu fark etmez.
- Rol benlik nedir?
- Gerçek benliğinin ebeveynlerinin dikkatini çekmediğini düşünen çocuk, ilgi görmek umuduyla kendine özel sahte bir benlik oluşturur. Çünkü fark edilebilmek için kendisinden farklı biri gibi olmak gerektiğini düşünür. İyileştirici fantezisini gerçekleştirecek benlik budur.
- Çocuğun doğuştan getirdiği yetenekleri ve gerçek duygularını içeren gerçek benlik, ebeveynlerinin ihtiyaçlarına odaklanan aile içinde bir yere sahip olmak için geri plana itilir.
- Rol benlik geliştirme süreci bilinçsiz ve kasıtsızdır. İnsanların tepkileriyle, deneme-yanılma yöntemiyle zaman içinde oluşur. Çocuk rol benliğini ait olabileceği en iyi şey olarak görür.
- Rol benlik her zaman olumlu ve mükemmel özellikleri içermez. Bazen başarısızlık, öfke ya da yetersizlik halleri rol olarak canlandırılır. Çünkü bazı çocuklar, başarılı olmak için gerekli beceri ve iradeye sahip değildir; onların rolü dürtüsel tepkiselliğe dayanır.
- Olumsuz rol benliğin diğer nedeni de; olgunlaşmamış ebeveynin kendi iyileştirici fantezisi çerçevesinde çocuklarını kullanmasıdır. Örneğin, bir çocuk mükemmel olarak idealleştirilip şımartılırken, diğer kardeş daima yardıma muhtaç, baş belası veya yetersiz biri olarak etiketlenebilir.
- Rol benlik durumunda gerçek ve tatmin edici bir ilişki yaşanması mümkün değildir. Çünkü kendimizi ancak gerçek benliğimizle ifade ettiğimizde gerçek bir bağ kurabiliriz.
- Rol benlik gerçek benliğin canlılığını sömürür, çünkü rol yapmak yorucudur ve uzun vadede kimse gerçek ihtiyacını saklayamaz.
- Kişi rol yapmaya son verip kendi gerçek benliğini yaşamaya karar verdiğinde hafifler ve özgürleşir.
- Ebeveynler çocuğun rol benliğinin gelişimini nasıl etkiler?
- Güvensiz bir ebeveyn, kendine güvenli bir rol çizmek için, çocuğunun hayatının merkezinde olmak isteyebilir ve bunun için çocuğunun endişe ve korkularını pekiştirerek kendisini tatmin edebilir (“Biri bana gerçekten ihtiyaç duyuyor”).
- Çözümlenmemiş yetersizlik duygusuna sahip olan bir ebeveyn, kendisini güçlü ve yetenekli hissetmek için çocuğunu sürekli küçümseyebilir (“Herkesi düzeltebilecek yeterliliğe sahibim”).
- Çoğu ebeveyn, çocuğunun hayatını bilinçli olarak karartmak istemez. Ancak kendi içindeki öfke ve bencilliğe gözlerini kapatan ebeveyn; kendi olumsuz özelliklerini, endişe ve korkularını çocuğunda görebilir ve çocuğuna karşı bilinçsiz bir savunma mekanizması geliştirebilir.
- Çocuk, ebeveynin ihtiyacını karşılayan bir rol benlik bulduğunda, bu sahte benlikle kolayca özdeşleştirilir ve kendi gerçek benliği giderek görünmez bir hal alır.
- İyileştirici fantezimi nasıl keşfedebilirim?
- Aşağıdaki boşlukları aklınıza ilk gelenlerle doldurun.
- “Keşke diğer insanlar … olsaydı.”
- “İnsanlar için … neden bu kadar zor?”
- “Değişim için insanların bana … davranmasını isterim.”
- “Belki bugünlerde bana … davranan birini bulabilirim.”
- “İyi insanların var olduğu bir dünyada, diğer insanlar …”
- Rol benliğimi nasıl keşfedebilirim?
- Aşağıdaki boşlukları aklınıza ilk gelenlerle doldurun.
- “Ben … olmaya çalıştım.”
- “İnsanların beni sevmesinin bir sebebi var, çünkü ben …”
- “İnsanlar her ne kadar ben … davransam/yapsam da, beni takdir etmezler.”
- “Ben her zaman … gibi olmalıyım.”
- “Ben … gibi bir insan olmaya çalışıyorum.”
- Çocuk duygusal yoksunlukla nasıl baş eder?
- Çocuk duygusal yoksunlukla sorunları içselleştirerek (içselleştiriciler) ya da dışsallaştırarak (dışsallaştırıcılar) başa çıkar. Bu kitap içselleştiricilere odaklanmıştır.
- İçselleştirici çocuk, sorunları değiştirmenin kendine bağlı olduğuna inanırken, dışsallaştırıcı çocuk değişimi dışarıdan bekler. Bu farklılık, kişilik ve mizaçla ilgilidir.
- İdeal olan her iki yaklaşımı da dengelemektir. Böylelikle içselleştirici çocuk dışarıdan yardım almayı kabul edebilir, dışsallaştırıcı çocuk ise kendini kontrol etmek için içine dönmeyi öğrenebilir.
- İçselleştiricilerin aşırı stres anında dışsallaştırıcı gibi davrandığı görülebilir. Partneriyle iletişim kuramadığını düşünen içselleştiricinin üzüntüsünü aldatarak dışa vurması, klasik dışsallaştırıcı bir tepkidir. Kendini hayatta yalnız hisseden içselleştiricinin giderek artan alkol tüketimi de buna örnektir.
- Dışsallaştırıcıların da dibe vurduğunda içselleştirici gibi davrandığı görülebilir. Örneğin tedavi ya da rehabilitasyonu kabul etmesi bunun örneğidir.
- Olgunlaşmamış ebeveynin dışsallaştırıcı çocuğa tepkisi, davranışından ötürü bağırması/ceza vermesi iken; içselleştirici çocuğa duygularını utanç, ayıplama ya da küçümsemeyle ilişkilendirip onu reddederek tepki vermesi olasıdır. Dışsallaştırıcılara davranışlarının bir sorun olduğu söylenirken, içselleştiricilere kendi doğalarının bir problem olduğu mesajı verilir.
- Dışsallaştırıcıların özellikleri nelerdir?
- Dışsallaştırıcı, tepkisel davranır ve endişesini hemen bastırmak için düşünmeden hareket eder. Bu şekilde daha fazla sorun yaşar ve dürtüsellik-başarısızlık-utanç-inkar-başkalarını ya da şartları suçlama-dürtüsellik kısır döngüsünde yaşar.
- Hemen harekete geçer, sonra düşünür. Duygularını dışa vuruş şekli, duygusallıktan çok davranış problemi gibidir.
- Endişe, acı ve depresyon gibi rolleri canlandırır.
- Kendi benliğiyle ilgili ya düşük, ya da şişirilmiş öz güvene sahiptir.
- Başkalarını suçlayarak ya da suçluluk psikolojisini kullanarak ilgi görmeye çalışır. İnsanlar isteyerek ya da istemeyerek yardım etmek zorunda kalır ve bu durum uzun vadede kızgınlığa neden olur.
- Bağımlı ilişkilere, madde bağımlılığına veya anlık memnuniyet hissi sağlayan dışsal yatıştırıcılara bel bağlar.
- Endişesinin asıl nedeni, güven duyduğu dışsal kaynakların kesilme ihtimalidir.
- İlişkilerdeki en büyük sorunu, dürtüsel davranan insanların cazibesine kapılması, destek ve istikrar için başkalarına bağımlı hale gelmesidir.
- En uç noktadaki dışsallaştırıcı, karşısındakinin hislerini ve haklarını düşünmeden onu sömüren bir yağmacı gibidir. Rahatlamak için, başkalarını duygusal anlamda rehin alarak ihtiyaçlarını dayatır. Duygusal bağ kurarak sakinleşmeyi bilmediği için, katı ve savunmacı bir tepki verir ve sakinleşmekte zorlanır.
- Dışsallaştırıcıların duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveyniyle ilişkisi nasıldır?
- Duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveynler genellikle dışsallaştırıcıdır. Dışsallaştırma, insanın psikolojik olarak büyümesini engeller, insanlar bu nedenle olgunlaşamazlar.
- Dışsallaştırıcı çocuğun “zayıf ve muhtaç” ya da “kurban” rolü, duygusal açıdan olgunlaşmamış ebeveyne “güçlü ebeveyn” rolü fırsatı verdiği için ebeveyni tatmin eder.
- Zor durumdan daima kurtulan, diğer (içselleştirici) kardeşine hayatı zehir etmesine rağmen ebeveynleri tarafından müdahale edilmeyen, sorunları ebeveynleri tarafından çözülen ve sakinleştirilen istismarcı kardeş olması muhtemeldir. İçselleştirici kardeşe, onun ihtiyaçlarının geri planda bırakılacağı ve dışsallaştırıcı kardeşe odaklanılacağı mesajı verilir. Kaç yaşına gelirse gelsin (kıyameti koparan çocuk/belalı ergen/sorunlu yetişkin), dışsallaştırıcı çocuk her zaman ailenin ilgisini çekecek kadar ön plandadır.
- Dışsallaştırıcılar nasıl sorun çözer?
- Dışsallaştırıcı çocuk kendine odaklıdır ama kendi içine pek dönmez; eylemlerinin sorumluluğunu almaktan çok, diğer insanları ve koşulları suçlar. Sorunlarının başkaları tarafından çözülmesini bekler. İnsanları kendi sorunlarına dahil eder.
- Hayatı deneme-yanılma yoluyla yaşar, hatalarından nadiren ders çıkarır. Zorlukları küçümser. Kendini daha iyi hissetmek için gerçeklerden kaçar ve reddeder.
- Mutluluğu dış dünyada bir şeylerin değişmesine ve birilerinin istediği şeyi ona vermesine bağlıdır. İyi şeylerin adaletsiz bir şekilde başkalarının başına geldiğini düşünür. Mutsuzluğu için başkalarını suçlaması tipik özelliğidir.
- Sorunlarla baş etme tarzı o kadar kendini engelleyici ve yıkıcıdır ki, diğer insanlar onun düşüncesiz davranışlarının zararını gidermek için devreye girmek zorunda kalır.
- İnsanları çileden çıkardığı için, yardım istediğinde insanlar uzak durmaya çalışabilir. Ama o, birisi kendine yardım edene kadar devam eder. Karşısındakinin “dırdır etmeyi bırakmasını” ister. Monolog halinde konuşmaya eğilimlidir.
6. İçselleştirici Olmak Nasıl Bir Şeydir?
- İçselleştiricilerin özellikleri nelerdir?
- İçselleştirici, duygusal bağ kurmaya çok ihtiyaç duyar. Başkalarına muhtaç ya da bağımlı olduğu için değil, memelilerdeki bağlanma içgüdüsü iyi çalıştığı için normal olarak buna ihtiyaç duyar.
- Aşırı duygusal ve anlayışlıdır. Karşıdakinin iç dünyasına, duygu ve ihtiyaçlarına karşı hep tetikte ve hassastır. Etraftaki her şeyi diğer insanlardan fazla fark eder. Bu hem nimet, hem de bir lanettir.
- Duygularını hemen dışa vurmaz. Duygularını içinde tuttuğu için yoğunlaşır ve derinden hisseder. Eğer derin duyguları sebebiyle utandırılmaya alışmışsa, duygularının başkalarına rahatsızlık verdiğini düşünür.
- Zihinsel olarak aktiftir, kendini geliştirmeyi sever ve daha yetkin olmaktan zevk alır. Daha çok çalıştığında daha iyisini yapacağına inanır. Sebep sonuç ilişkisini anlamayı sever.
- Endişesinin başlıca sebebi, insanları kızdırdığında kendini suçlu hissetmesi ve sahtekar olarak görülmekten korkmasıdır. Gelecekle ilgili de kaygıları vardır.
- Gerçeklerle baş edebilir. Gerçekleri değiştirmeye isteklidir. Harekete geçmeden önce düşünür.
- Duygularını yönetebileceğine inanır.
- Her şeye yetişmesi gerektiğini düşündüğünden, acı ve yorgunluk dahil bedeninin verdiği işaretleri görmezden gelir.
- İçselleştiricilerin rol benliği, iyileştirici fantezisi temel olarak nedir?
- İçselleştirici çocuğun rol benliği “kurtarıcı”, iyileştirici fantezisi “bunu halletmek bana düşer”dir. Bu şekilde kendisini ihmal edecek ölçüde sorumluluk üstlenir ve değişmek istemeyen insanları değiştirmeye çalışır. Harcadığı çaba neticesinde, eninde sonunda yorulur ve gücenir.
- İçselleştirici çocuk yardımsever olduğunda ve ihtiyaçlarını sakladığında, benmerkezci ebeveyninin sevgisini kazanacağını düşünür. Verici olduğu sürece ilişkinin devam edeceğini düşünür. Ancak boşluk hissi devam eder. Koşullu davranışlarla koşulsuz sevginin satın alınamayacağını bilmez.
- Yardım istememeyi öğrenen çocuk, dışarıdan iyi görünerek sessiz bir şekilde acı çeker. Ailesi dahil, etrafındakiler, onun yardıma ihtiyacı olduğunu fark etmez. Bu yüzden zamanla görünmez olur ve kolaylıkla ihmal edilir.
- Kendine aşırı güvenen birey rolünü canlandırır. Bu yüzden ebeveynleri tarafından fazla sorumluluk yüklenir (örneğin kardeşinin bakım sorumluluğu).
- Duyguları ailesi tarafından ciddiye alınmadığı için, kendi acılarını önemsizleştirme eğilimindedir.
- Kolaylıkla kendini suçlu hisseder. Kendisi için bir şey isterken mahcuptur.
- En ufak bir fark ediliş ve özel ilgi karşısında en üst seviyede minnet duyar.
- İlişkilerinde duygusal yükün çoğunu yüklenir. Aile içinde ebeveynin duygusal yoksunluğundan ötürü oluşan boşluğu, kendi telafi etmeye çalışır (kriz anında küçük kardeşini korumak, herkesin duygularını takip ederek kimin teselliye kimin sakinleşmeye ihtiyacı olduğunu anlamak gibi). Bu alışkanlığını yetişkin olduğunda da sürdürür (örneğin asla karşılığını alamayacağını bildiği halde bencil insanlara elini uzatır). İlişkilerinde gereğinden fazla çaba sarf eder.
- İlişkilerdeki duygusal yükü üstlenme kapasitesi ilgiye muhtaç insanları cezbeder. İçselleştiricinin etrafında her zaman onun ilgi ve enerjisini yutmaya hazır insanlar vardır.
- İçselleştiricilerin duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveyniyle ilişkisi nasıldır?
- İçselleştirici, ilişkilerinde duygusal yakınlığın kalitesine aşırı hassasiyet gösterir. Olgunlaşmamış ebeveyniyle kuramadığı iletişimden derinden etkilenir, kırgınlıklar biriktirir ve acı dolu bir yalnızlık hisseder.
- Duygusal desteğe ihtiyacı olduğunda, olgunlaşmamış ebeveyni özellikle yardımcı olmaz; çocuğun sorununu (örneğin okulda incitilme, dışlanma) görmezden gelir ya da işe yaramaz tavsiyelerle geçiştirir. Çocuk bu şekilde yardım istememeyi ve başının çaresine bakmayı öğrenir.
- İçselleştirici, bilinçaltında kendini ihmal ettiği ölçüde iyi insan olacağına inanır. Çünkü bencil ebeveyni çocuğun ilgi ve enerjisi üzerinde hak talep ederken, ona fedakarlığın en değerli erdem olduğunu öğretir. Bu mesajı çok ciddiye alan çocuk, ebeveyninin bencilliği nedeniyle yapılan fedakarlığın sağlıksız bir seviyede olduğunu fark etmez. Oysa çocuğun kendi duygusal ihtiyaçlarını önemsemesi ve karşılık talep etmeyi öğrenmesi için, ona kendi enerjisini korumayı ve kendini önemsemeyi öğretmek ebeveynin işidir. Duygusal açıdan olgunlaşmamış ebeveyn bunun farkında bile değildir.
- Kendine yeten bağımsız yapısına rağmen ebeveynlerinin dikkatini çekmeye ve iletişim kurmaya can atar.
- Kişi çoğunlukla duygusal ihmale uğradığını fark etmez, boşluk hissini tanımlayamaz ve neyin yanlış olduğunu bilemez. Sadece kendini, içi rahat insanlardan farklı hisseder.
- Çocukluk anılarında, tehlike durumunda yalnızlık ve korunmamışlık hissi vardır (örneğin havuza giden küçük çocuğun, annesinin onu izlemediğini bildiği için havuzdan uzak durması).
- Çocukken yaşadığı suistimali tanımlayamayan kişi, yetişkinken de tanımlayamaz. Ters giden şeyin ne olduğunu hissetse de, bunu önemsizleştirme ve meşrulaştırma eğilimindedir (örneğin kendisine müzik seti fırlatan babasını anlatan çocuğun, babasının davranışını “sinirli bir insanın normal davranışı” kabul etmesi gibi).
- Çocuk, aşırı benmerkezci ebeveyninden sevgi talep edecek kadar cesur olmayabilir.
- İçselleştirici çocuk, aile içinde kuramadığı duygusal bağı aile dışından insanlarla kurabilir. Ayrıca doğa ve sanatla güzellikleriyle duygusal açıdan beslenebilir.
- İçselleştirici çocuk ebeveynine duygusal destek sağlar, bazen iş ebeveynine ebeveynlik yapmaya kadar gidebilir. Ebeveyni depresyona girdiğinde neşeli role bürünebilir. Bu da bağ kurmaya çalışmanın bir türüdür. Ebeveyni acı verici duygularını çocuğuna yükler.
- İçselleştiriciler nasıl sorun çözer?
- İçselleştirici çocuk sorunları kendi başına çözmek için, ilk olarak kendi içine döner ve hatalarından ders çıkarır. İçgüdüsel olarak sorumluluk alır. Olabilecekler üzerinde düşünür. Daha iyisi olması için ne yapabileceğine kafa yorar.
- Önce karşısındakinin ihtiyaçlarını düşünür. İlişkideki en büyük kaybı, fazlasıyla fedakar olması ve karşıdaki için ne kadar çok şey yaptığını fark ettiğinde gücenmesidir.
- Bir sorun olduğunda diyalog kurmayı talep eder ve neden bir sorun olduğunu anlatmak ister. Bir insanla anlaşmak onun için büyüleyicidir.
7. Yıkılmak ve Ayağa Kalkmak
- Öz benlik nedir?
- Öz benlik, bir insanın varlığının merkezindeki gerçeği söyleyen bilincidir. Tüm içgüdüsel duyguların ve önsezilerin kaynağıdır.
- Öz benliğimizle uyum içinde olduğumuzda, bazı şeyleri net bir şekilde görürüz ve akış halinde olduğumuzu hissederiz.
- Gerçek ihtiyaçlarımıza ve arzularımıza değer verdiğimizde; durumlar, insanlar ve olaylar bize daha mümkün görünür.
- Öz benlik büyümek, tanınmak, kendini ifade edebilmek ve en önemlisi kendini gerçekleştirebilmek ister.
- Çocuk ebeveynleri tarafından desteklendiğinde, öz benliğiyle uyum içinde kalır. Ama eleştirildiğinde ve utandırıldığında kendi gerçek arzularından utanmayı öğrenir.
- Çocuk öz benliğini bastırıp, rol benliğiyle iyileştirici fantezinin peşinden gittikçe; hem kendi gerçeğinden, hem de dış dünyanın gerçekliğinden kopar.
- Öz benlik, kişiyi uyandırmak ve gerçekle uyum halinde, huzurla yaşamak için panik atak, öfke ve depresyon gibi duygusal semptomlar verir. Önemli olan, bunların hayat kurtarıcı işaretler olduğunu anlamaktır.
- Öz benliğimi nasıl keşfedebilirim?
- Bir kağıda “Öz Benliğim” başlığı atın ve aşağıdaki soruların cevaplarını aklınıza geldiği gibi yazın.
- Çocukken nasıl biriydiniz? Hangi oyunları severdiniz?
- Kendinizi eleştirmeden ve yargılamadan önce neler yapmayı seviyordunuz?
- Gerçekte olduğunuz kişi olabilseniz hayatınız nasıl olurdu?
- Geçmişte en sevdiğiniz kişiler kimlerdi ve hangi yönlerini severdiniz? Nelere ilgi duyardınız? Sizin için mükemmel bir gün nasıldı?
- Enerjinizi artıran şeyler nelerdi?
- Başka bir kağıda “Rol Benliğim” başlığı atın ve aşağıdaki soruların cevaplarını aklınıza geldiği gibi yazın.
- Takdir edilmek ve sevilmek için kim olmanız gerekiyor?
- Şu anda ilgi duymadığınız şeylerle ilgileniyor musunuz? Bunları yapmanıza sebep olan şey nedir? Bunları yapmak iyi bir insan olduğunuzu mu düşündürüyor?
- Etrafınızda enerjinizi bitiren ve sizi tüketen insanlar var mı? Canınızı sıkan şeyler/kişiler için neden zaman harcıyorsunuz?
- Oynamaya çalıştığınız sosyal rolü nasıl tanımlarsınız?
- Hangi kişisel özelliklerinizi gizlemeye çalışıyorsunuz? İnsanların sizin hakkınızda neleri bilmemesi sizi memnun eder?
- Yazdıklarınızı en erken ertesi gün okuyun. Öncelikli olarak öz benliğinizi mi, rol benliğinizi mi yaşadığınıza karar verin.
- Öz benliğimi dinlemek için ne yapabilirim?
- Uyanmak için önce yıkılmak gerekir.
- Rol benlik ve iyileştirici fanteziler, faydadan çok zarar vermeye başladığında kişi çöküşe geçer. Panik atak, öfke ve depresyon gibi duygusal acılar şeklinde semptomlar verir.
- Kazimierz Dabrowski’ye göre psikolojik semptomlar bir hastalık değil, gelişime ve değişime gidecek yol için gerekli olan “aktifleştirilmiş dürtüler”dir. Duygusal karmaşıklıkların yeniden düzenlenebilmesi için “pozitif parçalanma” ile kişinin önce çökmesi gerekir.
- Çöküşe kendi benliğimizin neden olduğunu düşünürüz. Ama gerçekte, kendi benliğimizi bastırarak duygusal gerçeklerimizi inkar etmeye çalışmak bizi çökertir.
- Psikolojik farkındalığı olmayan kişilerin duygusal çöküşten sonra değişme ihtimallerinin düşük olduğu gözlenmiştir. Ancak farkındalığı yüksek kişiler için bu durum kendini keşfetmek için bir fırsattır.
- Dabrowski, olumsuz duyguların insanların psikolojik gelişiminin arkasındaki itici güç olduğunu düşünmektedir. Kendini keşfetme sürecinin doğasında bulunan belirsizlik, endişe ve suçluluk hissi, depresyonun yan ürünü olsa da; bunlarla mücadele kişiyi daha güçlü kılar.
- Uyanmak için ne yapabilirim?
- Gizli duygularınızı keşfedin.
- Çocukluğumuzda edindiğimiz acı şablonlarını yetişkinliğimizde de kullanırız. Ebeveynlerimizle olan sorunlarımızı genellikle partnerlerimize yansıtırız. Bu yüzden ilişkilerimizdeki sorunlar, uyanış için büyük fırsatlar sunar. (Kendini annesi ve karısı gözünde başarılı olmaya adayan adamın, boşanma eşiğindeyken değerlerini kendi gerçeklerine göre yeniden tanımlaması gibi.)
- Başkalarını idealleştirmekten vazgeçin. Özellikle ebeveynlerimizin bizden daha akıllı ve daha çok bildiği inancı, uyanılması en zor fantezilerden biridir; ancak yakınımızdaki insanların sınırlarını nesnel bir gözle görmemiz gerekir. (Annesinin ve kocasının kendinden daha “iyi” görünmesi için kendini bilinçsizce daha yetersiz göstermeye çalışan kadının, onlardan daha olgun olduğunu kabul ettiğinde, onlarla ilişkilerinin sınırlarını belirleyebilmesi gibi.)
- Güçlü yönlerinizi bilin, dile getirin ve bilinçli şekilde takdir edin. Duygusal açıdan olgunlaşmamış ebeveynler çocuklarının güçlü yanlarını yansıtamadıkları için, çocuklar güçlü yanlarını fark ettiklerinde “kendilerini bir şey sanmaktan” endişelenirler ve başkalarını ilgi odağı yaparlar. Alçak gönüllülük ve tevazu güzeldir, ama sizi kendinizden alıkoymamalıdır.
- Çocukluktaki duygusal ve zihinsel acı verici yaralanmalarla ilgili çalışın; yutulamayacak kadar büyük lokmayı parçalayın ve sindirilebilir hale gelene kadar çiğneyin; çocukluk meselelerinizden kurtulun. Araştırmalar, insanların yaşadıkları şeyi sürdürme/sürdürmeme durumunun, yaşadıkları şeyden daha önemli olduğunu göstermektedir.
- Gizli duygularımı nasıl keşfedebilirim?
- Kendinizi en kötü hissettiğiniz anı düşünün. Bu hissinizin bir kişiyle ilgili olup olmadığını anlayama çalışın.
- Birinden korktuğumuzu ya da birini sevmediğimizi itiraf etmek genellikle zordur. “Bu kişi bana … dediğinde/davrandığında/yaptığında, bundan hoşlanmıyorum.” şeklinde ilgili davranışı tanımlayın.
- Gerçek duygularımızı keşfettiğimizde rahatlarız. Suçluluk duymayın.
- Gerçek sonuç için o kişiyle muhakkak yüzleşmemiz gerekmez. Yüzleşme kaygıyı kışkırtabilir ve zarar verici olabilir. İlk aşamada gerçek duygularınızı tanımlamanız, kabul etmeniz ve kendi kendinize dile getirmeniz duygusal huzurunuzu kazanmanız için fark yaratacaktır.
- Öfke bireyselliğin ifadesidir. Değişim için enerji verir ve kişinin kendini savunacak kadar değerli görmesini sağlar. Aşırı sorumluluk sahibi, kaygılı ve depresif insanların hissettikleri öfkeyi bilinçli olarak fark etmeleri, öz benliğin öne geçmeye başladığına dair bir işarettir.
8. Duygusal Olarak Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Ağından Nasıl Kurtulunur?
- Her ebeveyn istese sevgi dolu olabilir mi?
- Ebeveynlerimizin isteseler sevgi dolu olabileceklerine inanmak isteriz. Eğer ebeveyn duygusal olarak olgunlaşmamışsa, aşağıdaki kültürel öğretilerin çoğu doğru olmayabilir.
- “Tüm anne babalar çocuklarını sever.”
- “Aile güvenebileceğin tek varlığındır.”
- “Ailen her zaman senin için oradadır.”
- “Ailene istediğin herhangi bir şeyi söyleyebilirsin.”
- “Ailen ne olursa olsun seni sevecektir.”
- “Her zaman ailenin yanına dönebilirsin.”
- “Ailen sadece senin için en iyi olanı ister.”
- “Ailen senden fazlasını bilir.”
- “Ailen ne yaparsa senin iyiliğin için yapar.”
- Bağımlı ailelerin özellikleri nelerdir?
- Bağımlılıktan kasıt ebeveynlerin çocukların sınırlarına saygı göstermemesi, çözülmemiş sorunlarını çocuklarına yansıtması ve çocuklarına aşırı müdahale etmesidir.
- Duygusal açıdan olgunlaşmamış ebeveynlerin baskın olduğu ailelerde bağımlılık ve rol yapmak, aileyi bir arada tutan tutkaldır.
- Gerçek iletişim ve yakınlık yoktur. Kimsenin gerçek benliği bilinmez.
- Bağımlı ailelerde sorun yaşarsanız, doğrudan o kişi yerine, başka bir kişiyle konuşursunuz.
- Çocuğun ebeveynleriyle gerçekçi bir ilişki kurmasını ne engeller?
- Duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveynlerin çocuklarının ortak fantezisi, ebeveynlerinin kalbinin bir gün değişeceği ve ilgi göstererek onları seveceğidir. Ancak ebeveyn kendi iyileştirici fantezisine odaklandığı ve çocuğundan kendi çocukluk yaralarını sarmasını beklediği için, çocuğunun yaşadığı duygusal boşluğu doldurmayı reddeder.
- Bu çocuk büyüdüğünde, sağlıklı iletişim kurma becerisini geliştirebilir ve ebeveynleriyle de ödüllendirici bir etkileşim kurabilmek için çırpınabilir. Ancak ebeveyn bu duygusal yakınlıkla başa çıkamayacağı için karşılık vermez.
- Oysa çocuğun duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveyniyle kurabileceği ve sürdürebileceği tek ilişki; ebeveyninin kendisinde yarattığı etkiyi anlamasını, onaylamasını ya da herhangi bir duygusal katılımını beklemediği, “bilinçli” ilişkidir.
- Çocuk ebeveyninin duygusal yoksunluğuyla nasıl başa çıkabilir?
- Çocuk ebeveyniyle kurduğu ilişki tarzını değiştirmelidir.
- Bu yeni ilişkide, çocuk ebeveynine objektif ve tarafsız gözle yaklaşmalı, bireyselliğini korumalıdır.
- Bu çerçevede, çocuk ebeveyninin duygusal yoksunluğuyla üç şekilde başa çıkabilir: mesafeli gözlem, olgunluk farkındalığı ve eski rol benlikten uzak durmak.
- Bu yaklaşım sayesinde çocuk, kendini koruyarak duygusal yoksunlukla başa çıkabilir. Ebeveyn açısından da bu yeni ilişki tarzı duygusal açıdan tolere edebilir niteliktedir.
- Nihai amaç, çocuğun kendi zihnini ve duygularını kontrol ederek, ebeveyninin duygusal bulaşmasından ve bunun sonuçlarından kendisini korumasıdır.
- Mesafeli gözlem nedir?
- Ebeveynlerinizin duygusal olgunluk seviyesini gözlemleyin. Duygusal mesafe ile sakin ve kontrollü bir şekilde gözlem yaptığınızda, onların davranışlarından incinmez ve duygusal tuzaklarına düşmezsiniz.
- Sevdiğiniz kişileri gözlemlerken hissettiğiniz üzüntü, iyileştirici fantezinizin aktif olduğunu gösterir. Eğer karşınızdaki insanı değiştirme fantezisi kurarsanız; kendinizi zayıf, güçsüz, endişeli ve muhtaç hissedersiniz. Bu hisler, duygusal olarak karşılık vermemeniz ve gözlemci moduna geri dönmeniz gerektiğinin işaretidir.
- Stresli bir anınızda kendinizi tepkisel buluyorsanız, karşınızdaki kişiyi zihninizde kelimelerle tanımlayın. Doğru kelimeyi bulmaya çalışmak, beyninizin enerjisini duygusal tepkiden uzaklaştırmaya yardımcı olacaktır. Karşınızdaki hala sizinle iletişim kurmaya devam ederse, aranıza mesafe koymak için bahane bulun (tuvalete gitmek ya da telefonu kapatmak gibi). Pencereden dışarı bakın, derin nefes alın ve doğayı fark edin.
- Gözlemsel kalmak pasif olmak değil, aktif bir süreçtir. Temiz zihniniz ve gözlemsel tutumunuz, kendinizi daha iyi ve güçlü hissettirecektir.
- İlişki kurmak (karşılıklı memnuniyet verici duygusal yakınlık) yerine, basitçe “ilintili” kalın. Temas halinde olun ve konuyu ihtiyaç duyduğunuz şekilde ele alın. Duygusal açıdan olgunlaşmamış insanlardan gerçek bir ilişki beklerseniz, hayal kırıklığına uğrar, üzülür ve dengenizi kaybedersiniz.
- Olgunluk farkındalığı nedir?
- Mesafeli gözlem ile karşınızdaki kişinin duygusal olgunluk seviyesini belirlemek, kendinizi korumanın en iyi yollarından biridir.
- Karşınızdakinin duygusal açıdan olgun olmadığına karar verirseniz, kendinizi üzmeden iletişim kurabilmenin üç yolu vardır: ifade etmek ve akışına bırakmak, ilişkiye değil sonuca odaklanmak ve ilgilenmek yerine yönetmek.
- İfade etmek ve akışına bırakmak: Düşüncelerinizi olabildiğince sakin, açık ve yargılamadan ifade edin; ama karşınızdakinin sizi duymasını, onaylamasını ya da değişmesini beklemeyin. Önemli olan, karşınızdakinin vereceği karşılık değil, kendinizi olduğu gibi ifade etmektir.
- İlişkiye değil sonuca odaklanmak: Bu etkileşimde karşınızdakinden ne beklediğinizi düşünün. Eğer karşınızdakinden anlayış, empati, pişmanlık, telafi ya da değişim bekliyorsanız, orada durun ve kendinize daha özel ve ulaşılabilir yeni bir amaç (örneğin babanızdan çocuklarınıza daha ilgili davranmasını istemek ya da akşam yemeğinde ne yenileceğine karar vermek gibi) belirleyin. Sonuç yerine ilişkinizi iyileştirmeye odaklandığınızda, karşınızdaki buna son vermeniz için sizi kontrol etmeye ve bastırmaya çalışacaktır.
- İlgilenmek yerine yönetmek: Olgunlaşmamış insanlarla duygusal olarak ilgilenmek yerine, etkileşim için bir amaç belirleyin, etkileşimin konusunu ve süresini yönetin.
- Olgunluk farkındalığı yaklaşımı içime sinmezse ne yapabilirim?
- Kaygınızın sebebini düşünün.
- Eğer ailenizle kurmak istediğiniz iletişim tipinin bu olmadığını düşünüyorsanız; halinizden memnun olduğunuz sürece bu yaklaşıma ihtiyacınız yoktur. Ama öfkeleniyor ve hayal kırıklığı yaşıyorsanız, duygusal dengeniz için bu yaklaşım gereklidir.
- Kendinizi suçlu ya da hilekar hissediyorsanız, bunun sadakatsizlik olduğunu düşünmeyin. Bu şekilde öz farkındalığınızı geliştirir ve sonuçta herkesin kendini kötü hissedeceği bir durumdan kendinizi korursunuz.
- Ailenizin tepkileri karşısında boğulduğunuzu düşünüyor ve duygusallıktan sıyrılamıyorsanız; ailenizin size yüklediği sıkıntıdan ve duygusal bulaşmadan başka türlü kurtulma şansınız olmadığını unutmayın.
- Bunun saygısızlık ve vefasızlık olduğunu düşünüyorsanız; ailenizin size verdikleri için saygı duymaya devam edin, ancak maruz kaldığınız duygusal ihmali gözardı etmeyin. Olgun bir yetişkin olarak, kendi zihninizin mahremiyetinde gözlem ve objektif değerlendirme yapmakta özgür olduğunuzu unutmayın.
- Bunu başaramayacağınızı düşünüyorsanız; nefesinize odaklanın, olan biteni gözlemleyin ve özel kelimelerle sessizce kendinize anlatın. Etkileşim için kendinize göre bir süre belirleyin ve bu süre bittiğinde kibarca etkileşimi sonlandırın. Kendinizi suçlu hissetmeyin. Yanlış bir şey yapmadığınızı unutmayın. Ebeveyninizin duygusal bulaşmasına tepki göstermeden, kendinizi uzak tutarak korumaya çalışın.
- Ebeveynlerinizin mutsuzluğu için endişeleniyor ve onların ancak bu şekilde kendilerini daha iyi hissettiklerini düşünüyorsanız; onları bugüne kadar istikrarlı bir şekilde mutlu edemediğinizi ve bundan sonra da edemeyeceğinizi unutmayın. Onların iyileştirici fantezileri ve rol benlikleri daha fazla acı çekmeyi ve şikayet etmeyi gerektiriyorsa, sizin yapabileceğiniz bir şey yok demektir.
- Eski rol benliğimden nasıl uzak durabilirim?
- Sadece ebeveyninizin değil, kendi rol benliğinizden ve iyileştirici fantezinizden de kendinizi kurtarabildiğinizde özgür olabilirsiniz.
- Bir rol benliğe nasıl büründüğünüzü, iyileştirici fantezinizi gerçekleştirmek için ne kadar çaba sarf ettiğinizi ve ne noktaya geldiğinizi düşünün.
- Bu yaklaşımla, ebeveyninizin oltasına düşmediğinizde ve duygusal yakınlık peşinde koşmadığınızda, onun daha gerçekçi yolla ilişki kurmaya başladığını görebilirsiniz. Ancak bu yeni samimiyetin, artan saygının ve açıklığın, sizi sonunda istediğiniz şeyi alacağınız umuduna ve iyileştirici fantezinize geri döndürmesine izin vermeyin. Ebeveynlerinizin duygusal yakınlıkla baş edemediğini ve aşırı samimiyetten ancak karşıdakini reddederek korunduğunu unutmayın. Amacınız ebeveyn-çocuk dinamiklerini yeniden oluşturmak değil, onlarla sürdürülebilir yetişkin ilişkisini kurabilmektir.
- Roller ve Fantezilerden Bağımsız Yaşamak Nasıl Hissettirir?
- Çocuğu rol benliğe iten aile dinamikleri nelerdir?
- Duygusal olarak güvensiz ve olgunlaşmamış ebeveynler, terk edilme ya da reddedilme korkusu nedeniyle, çocukların bağımsızlığını bir tehdit olarak görürler ve kendilerini ancak bağımlı aile yapısında güvenli hissederler. Çocuk, ebeveynlerinin endişesini engellemek için, onların güvenlik hissine tehdit oluşturabilecek özgün düşünce, duygu ve arzularını zaman içinde bastırır.
- Endişelerinden dolayı çocuklarını sürekli kontrol etmeye çalışan olgunlaşmamış ebeveynler, çocuklarına yalnızca nasıl davranacaklarını değil, ne hissedeceklerini ve ne düşüneceklerini de öğretmeye çalışırlar.
- Bu mesajları içselleştirici çocuk yüreğiyle algılar ve bazı davranışlardan utanmayı öğrenir: Coşku, kendiliğindenlik, kayıp ya da değişim karşısında duyulan üzüntü ve keder, sınırsız şefkat, gerçek duygu ve düşüncelerini söylemek, öfkesini ifade etmek.
- Bazı duygu ve düşüncelerin de kabul edilebilir hatta arzu edilebilir olduğunu öğrenir: Otoriteye itaat ve hürmet, aileyi güçlü ve kontrol edilebilir kılan hastalık, belirsizlik ve kendinden şüphe etme, aileyle aynı şeylerden hoşlanma, kusurlu ve farklı olma durumunda suçluluk ve utanç, ailenin endişe ve şikayetlerini dinleme, kızların memnun edici ve erkeklerin sert tavırları gibi klişeleşmiş cinsiyet rolleri.
- Olgunlaşmamış ebeveynler, hayatla başa çıkma yöntemi olarak çocuğa kendini engelleyici davranışlar öğretir: Önceliği başkalarının senden istediği şeylere ver, kendinle ilgili konuşma, yardım isteme, kendin için hiçbir şey isteme.
- Bu çerçevedeki mesajlarla içselleştirici çocuk kendi duygu ve ihtiyaçlarını en iyi ihtimalle önemsiz, en kötü ihtimalle de utanç verici olarak algılar.
- Her çocuk ebeveyninin sesini içselleştirir ve kendi iç sesi zanneder. Ancak olgunlaşmamış ebeveyninin eleştirel, reddedici ve yıkıcı sesinin verdiği acımasız mesajlar, çocuğa ebeveynin kendisinden daha çok zarar verebilir. Bu yüzden, çocuğun iç sesini de objektif olarak dinlemesi ve kaynağının ne olduğunu düşünmesi gerekir. “Benim ihtiyaçlarım bunun bir parçası mı? Bu resmin en büyük kısmını ben mi oluşturuyorum? Bunu gerçekten yapmak zorunda mıyım? Bunu gerçekten yapmak zorundaysam, gerçekten sevdiğim şeyler için ne zaman ve nasıl zaman ayıracağım?” sorularına verilen cevap öğreticidir.
- Rol benlikten sıyrılmak nasıl hissettirir?
- Kendiniz olur, hafiflersiniz. Duygusal özgürlüğünüzü geri kazanırsınız.
- Sizin hakkınızda insanların ne düşündüğüyle ilgili endişenizden sıyrıldığınızda, enerjinizi kendinize saklarsınız.
- Gerçek duygu ve düşüncelerinizi kabul etmek sizi kötü biri yapmaz. Aksine gerçek bir insan yapar ve zihninizi anlamak için sizi olgunlaştırır.
- Karşınızdaki kişi, ebeveyniniz de olsa, kırıcı olduğunda, sınırlarınıza saygı göstermediğinde ya da kimlik ve kişilik haklarınızı ihlal ettiğinde, onunla ilişkinize ara verme konusunda kendinizi özgür hissedersiniz. Sağlıksız ilişkilerden özgürlüğe geçiş, başkalarıyla etkileşim ve yüzleşmelerle başlamaz; kişinin kendi içinde başlar.
- İnsanlara ayıracağınız zaman ve ilgiyi belirlemek ve sınır koymak, bencillik değildir. Zaman ve ilgi konusunda eskisi kadar cömert olmadığınızda aldığınız tepki, karşınızdakinin olgunlaşma seviyesinin göstergesidir. Karşınızdakinin sizi utandırmaya ya da suçlu hissettirmeye çalışıp çalışmadığına dikkat edin ve kendinizi suçlu hissetmeyin.
- İlişkilere sınır koyma becerisi, bireysellikle ilgilidir. Güçlü bireysellik, gerçek duygularınızı bilmeniz ve kendinize şefkat duymanızla mümkün olur. Kendinize merhamet duyduğunuzda üzüntü hissedebilirsiniz; çünkü uzun yıllar boyunca en çok bastırdığınız duygu muhtemelen budur. Bir duyguyu hissettiğimizde bilincimizi yeni farkındalıklarla doldururuz.
- Aşırı empatiden sağlıklı empatiye geçiş yaparak, kendi sınırlarınızı bilerek, tükenmeden merhamet gösterirsiniz. Kendini iyi hissetmeyi aslında istemeden sürekli şikayet eden ebeveyni, sürekli ve kendisine rağmen iyi hissettirmeye çalışmak; hem işe yaramayacaktır, hem de çocukta duygusal anlamda bağımlılık yaratır.
- Olgunlaşmamış ebeveynle büyümenin getirdiği kişisel ihtiyaçları önemsizleştirme ve talep etmeme alışkanlığı ile çaresizlik hissi; kendiniz için bir şeyler yapmayı, ihtiyaçlarınızı talep etmeyi ve yardım istemeyi öğrendiğiniz ölçüde azalacaktır.
- Ebeveynleriniz istediğiniz şeye şu anda sahipler mi, düşünün. Ebeveynlerinize duyduğunuz ihtiyacın gerçek mi, yoksa karşılanmayan çocukluk ihtiyaçlarından mı kaynaklandığını anladığınızda; ebeveynlerinizden hiçbir şey istememe özgürlüğünüzün farkına varırsınız.
- Ailenizin sizi anlaması için çırpınmak yerine, ailenizi değiştirmeye çalışmadan, kendinize dürüst olarak, kendinizi ifade edersiniz. Bu yeni ilişki tipi hep hayalini kurduğunuz aile modeli olmasa da, sizi memnun edecek bir etkileşim tipidir. Böylelikle, hem kendi duygu ve düşüncelerinizle var olma hakkınızın tadını çıkarırsınız, hem de ebeveynlerinizi gerçek dışı beklentilerden sıyrılarak oldukları gibi kabul etmiş olursunuz. Ebeveynlerinizin bu noktadan sonra daha duygusal ve açık davranmaları muhtemeldir, çünkü savunma mekanizmalarını tetiklemediğinizde onlar da kendilerini daha rahat hissedecektir.
- Duygusal Olarak Olgun İnsanlar Nasıl Tanımlanır?
- Duygusal özgürlük nasıl korunur?
- Duygusal özgürlüğünüze kavuştuktan sonra, eski kalıpların cazibesine kapılmayın. Olgunlaşmamış ebeveynlerle büyüdüyseniz, bilinçaltınızda bencil ve sömürücü insanlara yakınlık hissedebilirsiniz. Bu durum, çocukluktan gelen engelleyici rollerin yeniden harekete geçtiğinin işaretidir.
- Duygusal açıdan olgun insanlarla ilişki kurmayı seçin.
- Duygusal açıdan olgun insan nasıl tanımlanır?
- Güçlü bir benlik bilinci vardır. Kendini değerlendirme becerisine sahiptir.
- Kendine güvenir. İnsanlardan farklı düşündüğünde veya hissettiğinde kendini tehdit altında hissetmez ve bilmediği konularda zayıf görünmekten korkmaz.
- Gerçekçi, dürüst ve açık sözlüdür. Tutarlılığı onu güvenilir kılar.
- Aynı zamanda hem hissedip, hem de düşünebilir. Üzgünken de mantıklı olabilir.
- Karşısındakine doğal olarak adil ve saygılı davranır. Ben merkezci değildir.
- Yardım etmeyi sever, yardım istemeyi de bilir.
- Olgun insan devam eden öfke halinden rahatsız olur; bunun sonlanması için işbirliği içinde çözüm bulmaya çalışır ve inisiyatif alır. Çabuk sinirlenen ve hayatın isteklerine göre akmasını bekleyen olgunlaşmamış insan ise öfkesini besleyebilir; işbirliğine girmeden, gerçeğin kendisine uyum sağlamasını bekleyebilir ve haklı çıkma dürtüsüyle öfkesinin merkezine sizi koyabilir. Sevgisini geri çekerek öfkesini ifade eden insanlar ise özellikle tehlikelidir; hiçbir şey çözülmediği halde cezalandırıldığınızı hissedersiniz.
- Empati kurabilir ve ilişkileri güven verir. Öz farkındalık ve empati yeteneği, duygusal zekanın temelidir. Empati kuramayan insan, anlaşmazlık halinde duygusal yönden güven vermez; karşısındakinin duygularına karşı duyarsızdır.
- Rahat olmayı ve rahat ettirmeyi sever.
- Bağları güçlendiren türde mizah anlayışına sahiptir. Duygusal açıdan olgunlaşmamış insanın mizah anlayışı ise, karşısındakini kötü duruma düşürmeye yönelik ve iğneleyicidir, bu şekilde öz saygısını güçlendirmeye çalışır.
- Saldırı yerine dostluk ve yakınlık arar. Oysa duygusal açıdan olgunlaşmamış insanlar için yakınlaşmak, karşıdakini çantada keklik olarak görmektir.
- Her şeyi kişisel algılamaz. Olayları çok kişisel algılamak, narsisizmin ya da düşük öz saygının göstergesidir.
- Duygusal açıdan olgun insanla iletişim kurmak nasıl bir şeydir?
- Duygusal açıdan olgun insan karşısındakini dinler, katılmasa da anlamaya çalışır. Kendinizi olduğunuz gibi hissedersiniz, çünkü fark edildiğinizi ve anlaşıldığınızı size hissettirir.
- Paylaşım ve samimiyet karşılıklıdır. Üzüldüğünüzü hissettiğinde kendini geri çekmez, duygularınızdan korkmaz ve ne düşünmeniz gerektiğini söylemez. Geri bildirimlerinizi düşünmeye, etkilenmeye ve değişmeye açıktır.
- Esnek, adil ve nesneldir; uzlaşmayı sever. Uzlaşmak için bir şeyleri feda etmenizi beklemez. Adil olmayan bir çözüm için baskı yapmaz. Duygularınızla ilgilenir ve sizi de memnun edecek çözüm için kafa yorar.
- Kendisinin ve karşısındakinin hata yapabileceğinin bilincindedir.
- Bireyselliğinize ve sınırlarınıza saygılıdır. Size ne düşüneceğinizi ya da ne hissedeceğinizi söylemez. Tersine, olgunlaşmamış insan gerçekten ne kastettiğinizi ya da düşüncenizi nasıl değiştireceğinizi söyleyerek, sizi kendi çıkarına göre “psikanalize” tabi tutar, çünkü sizi sizden iyi tanıdığını düşünür. Duygusal açıdan olgunlaşmamış ebeveynler tarafından ihmal edilmiş çocukların bazıları böyle analizlere maruz kalmaya istekli olabilir. Ama bu analizlerin temelinde ilgi değil, kontrol isteği vardır.
- Hem karşısındakinin iyi niyetini sömürmez, hem de kendinin sömürülmesine izin vermez. Adalet ve karşılıklılık esastır. Ebeveynlerinizin bencil istekleri, adalet konusundaki doğal içgüdülerinizi bozmuş olabilir. İçselleştiriciyseniz, aldığınızdan fazla vermediğiniz takdirde değer görmeyeceğinizi öğrenmiş olabilirsiniz. Dışsallaştırıcıysanız, karşınızdakinin sizi ilk sıraya koyduğuna ve sizin için aşırı derecede kendini yorduğuna dair kanıt görmeden sevildiğinize ikna olamıyor olabilirsiniz.
- Olgun insan davranışlarının sorumluluğunu alır, gerektiğinde özür dilemeyi bilir ve telafi etme isteğini gösterir. Duygusal açıdan olgunlaşmamış insan ise, karşıdakini yatıştırmak ve geçiştirmek amacıyla, kendini kurtarmak için özür diler; samimi ve yürekten değildir.
- Kendimi duygusal yalnızlıktan nasıl kurtarabilirim?
- Yardım istemeye istekli olun.
- İnsanlar kabul etse de, etmese de kendiniz olun.
- Kurduğunuz duygusal bağları sürdürün, geliştirin ve takdir edin.
- Kendiniz için makul beklentiler oluşturun.
- Açık bir şekilde iletişim kurun ve sonuç almak için harekete geçin.
- Işık sadece görmek istediklerimizi değil, her şeyi aydınlatır. Ailenizi ve kendinizi tam olarak anlamaya başladığınızda, hayatınızı hiç olmadığı kadar çok seveceksiniz.
- Yardım istemeyi nasıl öğreneceğim?
- Aşağıdakileri sık sık tekrarlayın.
- “İhtiyacım olduğunda yardım isteyeceğim.”
- “İnsanların bana yardım etmekten memnun olacağını kendime hatırlatacağım.”
- “Kendimi ifade etmek için açık ve samimi bir iletişim kuracağım.”
- “Çoğu kişinin istediğimde beni dinleyeceğine güveneceğim.”
- Kendimi nasıl koruyacağım?
- Aşağıdakileri sık sık tekrarlayın.
- “Kendimi iyi niyetle, açık ve kibar bir şekilde ifade ettiğimde, insanların beni nasıl algıladığını kontrol etmeye çalışmayacağım.”
- “Sahip olduğum enerjiden fazlasını vermeyeceğim.”
- “Başkalarını memnun etmeye çalışmak yerine, onlara nasıl hissettiğimi göstermeye çalışacağım.”
- “Sonradan güceneceğimi düşündüğüm şeyleri yapmaya gönüllü olmayacağım.”
- “Karşımdaki kişinin düşüncesini değiştirmeye çalışmayacağım.”
- Kurduğum duygusal bağları nasıl geliştireceğim?
- Aşağıdakileri sık sık tekrarlayın.
- “Önemsediğim özel insanlarla iletişimi sürdürmeye özen göstereceğim.”
- “Kendimi yardım etmeyi ve yardım almayı hak eden güçlü bir kişi olarak düşüneceğim.”
- “İnsanlar ‘doğruyu’ söylemediklerinde bile, bana yardım etmeye çalışıp çalışmadıklarına odaklanacağım. Amaçları beni duygusal açıdan beslemek ise, duyduğum minneti dile getireceğim.”
- “Birinden rahatsız olduğumda, ilişkimizi düzeltebilmek için ne söylemek istediğimi düşüneceğim, sakinleşeceğim ve karşımdakine duygularımı dinlemeyi isteyip istemediğini soracağım.”
- Kendim için makul beklentileri nasıl oluşturacağım?
- Aşağıdakileri sık sık tekrarlayın.
- “Mükemmelliğin her zaman gerekli olmadığını unutmayacağım, işlerin bitmesine odaklanacağım.”
- “Yorulduğumda dinleneceğim ve farklı şeyler yapacağım. Fiziksel enerjimin düşmesi, çok fazla çalıştığımın habercisidir; bunun için kaza ya da hastalığın beni durdurmasını beklemeyeceğim.”
- “Hata yaptığımda, insan olduğumu hatırlayacağım. Her şeyi öngöremeyeceğimi unutmayacağım.”
- “Herkesin kendi duygu ve ihtiyaçlarını ifade etmekten sorumlu olduğunu unutmayacağım, bunları tahmin etmek için çırpınmayacağım.”
- Nasıl sonuç odaklı ve açık iletişim kuracağım?
- Aşağıdakileri sık sık tekrarlayın.
- “Söylemediğim sürece insanların da benim ihtiyaçlarımı tahmin etmesini beklemeyeceğim.”
- “İnsanlar beni üzdüğünde, acımı altta yatan ihtiyacımı anlamak için kullanacağım. Sonra insanlara ihtiyacım olanı nasıl verebilecekleri konusunda rehberlik etmek için açık ve samimi bir iletişim kuracağım.”
- “İncindiğimde tepkimi anlamaya çalışacağım. Altta yatan geçmişten gelen bir şey var mı, yoksa karşımdaki bana gerçekten duyarsız mı davrandı, anlamaya çalışacağım. Eğer ikincisiyse, ondan beni dinlemesini isteyeceğim.”
- “İnsanlara düşünceli davranacağım, bana düşünceli davranmalarını isteyeceğim ve akışına bırakacağım.”
- “Net bir cevap alana kadar istediğim şeyi sormaya devam edeceğim.”
- “Etkileşim kurmaktan yorulduğumda, kibar ve samimi bir şekilde enerjimin tükendiğini anlatacağım.”
Senin bu özetlerin insana vicdan azabı çektiriyor”ben hangi katagorideyim,çocuklara ne zarar verdim acaba”diye düşündürüyor.Cok net eline sağlık kuzum.
Android için Outlook uygulamasını edinin
________________________________
BeğenBeğen
Sen en can, en bitane anne kategorisinin basini cekiyorsun. Sen cocuklarina herseyini verdin ki herseyinle cok guzelsin.
BeğenBeğen
Facebook’a da koy,herkes kendinden birşeyler bulur.
Android için Outlook uygulamasını edinin
________________________________
BeğenBeğen
Tamamdir 👍🏻
BeğenBeğen