- Ceza işe yarar mı?
- Ceza, çocuğun uygunsuz davranışıyla yüzleşmesine engel olur.
- Cezalandırılan çocuk, yaptığından pişman olup telafi etmeye çalışmaz; nefret, intikam, korunma, suçluluk, değersizlik ve/veya kendine acıma gibi duygular hisseder. Ceza çoğunlukla çocuğun ebeveynin istediğinin tam tersi şekilde davranmasına yol açar.
- Fiziksel ceza ile çocuk hem hüsrana uğrar, hem de şiddeti taklit etmek için model alır.
- Dayak yiyen çocuk, yaramazlığının bedelini ödediğini ve böyle bir bedele katlanarak bu hareketini suçluluk duymadan tekrarlayabileceğini düşünebilir.
- Değer verilen ilişkide cezanın yeri olmamalıdır.
- İletişimde önemli olan, güç savaşına girmeden, kimsenin kendisini kurban ya da karşısındakini düşmanmış gibi hissetmesine gerek kalmadan, iki tarafın ihtiyaçlarına göre çözüm üretebilmektir.
- Çocuk uygunsuz davrandığında, ceza vermek dışında ne yapılabilir?
- Örneğin çocuğunuz markette etrafa saldırıyor ve koşturuyor.
- Çocuğunuza nasıl yardım edeceğini gösterin. (“Üç tane limon seçer misin?”)
- Davranışını onaylamadığınızı, kişiliğini eleştirmeden, net bir şekilde ifade edin. (“Bu hiç hoşuma gitmiyor. Çocukların reyonlarda koşturmaları diğer insanları rahatsız eder!”)
- Beklentilerinizi anlatın. (“Koşmadan sakince alışverişimizi bitirmeliyiz.”)
- Seçenek sunun. (“Burada koşmak yok. Yürüyebilirsin ya da alışveriş arabasının içine oturabilirsin, kendin karar ver.”)
- Harekete geçin. (“Görüyorum ki alışveriş arabasına oturmaya karar verdin.”)
- Uygunsuz davranışının sonuçlarına katlanmasına izin verin. (Bir dahaki alışverişe gidişte: “Bugün markete ben yalnız gidiyorum”, “Söz veriyorum, telafi edeceğim, ben de gelmek istiyorum”, “Telafi etmek için çok şansın olacak, ama bugün ben yalnız gidiyorum.”)
- Çocuğunuz uygunsuz davranışta ısrarla devam ediyor. Ne yapmamalısınız?
- Örneğin: okul çıkışı oyuna daldığı için eve ısrarla geç geliyor.
- “Artık sana güvenmiyorum! Cezalısın! Önümüzdeki hafta oyun oynamadan doğrudan eve geleceksin. Televizyon izlemeyi aklından bile geçirme. Yemek saati geçti, şimdi doğru odana!”. Çocuğunuz büyük ihtimalle intikam duygusu hissedecektir.
- “Al şu havluyla yüzünü temizle. Bir daha gecikmeyeceğin için söz ver bana. Yemek de soğudu, dur tekrar ısıtayım.” Çocuğunuz büyük ihtimalle bir daha geç kalmakta sıkıntı hissetmeyecektir.
- Çocuğunuz uygunsuz davranışta ısrarla devam ediyor. Ne yapabilirsiniz?
- Örneğin: okul çıkışı oyuna daldığı için eve ısrarla geç geliyor.
- “Geç kalmamaya gayret edeceğini söylemene sevindim. Çünkü bu durum beni çok rahatsız ediyor. Bu tedirginliği tekrar yaşamak istemiyorum. Sana güvenerek, söylediğin saatte eve gelmeni bekliyorum. Biz yemeğimizi yedik. Tavuk kalmadı, istersen kendine sandviç yapabilirsin.” Çocuğunuz büyük ihtimalle kızdığınızı anlar, daha dikkatli olmaya gayret eder ve tavuk yemeyi kaçırdığına üzülür.
- Çocuk, düzeltilmesi gereken bir sorun değildir.
- Yetişkin olduğumuz için her zaman doğru olanı yaptığımız düşüncesi yanlıştır.
- Ceza vermeden nasıl sorun çözülür?
- Çocuğun duyguları ve ihtiyaçları hakkında konuşun. (“Arkadaşlarınla eğleniyorken onların yanından ayrılmak zor olmalı.”)
- Çocuğunuzun kişiliğine saldırmadan, kendi duygularınız ve ihtiyaçlarınız hakkında konuşun. (“Ama geç kaldığında da ben endişeleniyorum”).
- Ortak vereceğiniz karar için beyin fırtınası yapın. (“Gel ne yapabileceğimizi birlikte düşünelim.”)
- Tüm fikirleri değerlendirme yapmadan yazın. (“Ben eve geç gelirim, sen endişelenmezsin.” “Seni okuldan ben alabilirim.” “Ben eve 18.30’da gelirim ve sen endişelenmezsin” …)
- Beğendiğiniz, beğenmediğiniz ve uygulamak istediğiniz önerilere karar verin. (“Okuldan beni almanın üzerini çizelim.” “Sen geç geldiğinde benim endişelenmemin de üzerini çizelim, bu pek mümkün değil.” “En iyisi, ben 18.30’da eve geleyim, sen de endişelenme.”)
- Mola yöntemi işe yarar mı?
- Mola yöntemi (çocuğu dikkat dağıtıcı hiçbir unsurun bulunmadığı bir odaya gönderip, yaşı kadar dakika süresince orada tutarak, kendi hatasını görmesini ve bir daha bu şekilde davranmamasını beklemek), çocuğu bir köşede tek ayak üstünde bekletmenin güncel versiyonudur.
- Oysa ki çocuğun bu durumda ihtiyacı, duygularıyla ilgilenilmesi, yoğun duygularıyla baş edebilmesi için yardımcı olunması ve sorunun çözümü için yönlendirilmesidir.
- Henüz konuşamayan çocuk dokunmaması gereken bir şeye dokunduğunda ellerine vurmak doğru mudur?
- Çocuğunuzun konuşamaması, dinlemediği ya da anlamadığı anlamına gelmez.
- Çocuğunuzun ellerine vurduğunuzda, ona yapmaması gereken şeyi öğrenme yolu olarak vurmayı öğretmiş olursunuz.
- Bunun yerine “Bıçak yalanmaz. İstiyorsan kaşığı yalayabilirsin.” diyebilirsiniz. Aynı şeyi defalarca tekrarlamak zorunda kalabilirsiniz, ama ona küçük ve değerli bir insan muamelesi yapmış olursunuz.
- Çocuğuma uygun olmayan davranışını onaylamadığımı gösterdiğimde, günün kalanını yüzünde suçlu bir ifadeyle mutsuz şekilde geçiriyor. Çok mu abartıyorum?
- Çocuğunuz uygun olmayan davranışını onaylamadığınızı hissetmelidir.
- Ancak ebeveynin tepkisi, çocuğun kendini değersiz ve horlanmış hissetmesine sebep olacak kadar sertse, anne baba olarak gücümüzü kötüye kullanmış oluruz. Bu durum çocuğun kişilik gelişiminde aşırı suçluluk ve kendinden nefret etme duygularına yol açabilir. Bu duygular, çocuğunuz yetişkin olduğunda, pişman olduğu bir şey yaptığında “cezalandırılmayı hak eden değersiz biri olduğu” duygusuna yol açabilir. Oysa ümit edilen “bunu düzeltmek için ne yapabilirim” düşüncesinin gelişmesidir.
- Bunun için ebeveynin hoşnutsuzluğunu dile getirmesi ve hatasını düzeltmek için ona yardımcı olması gerekir.
- “Bebeği ağlattın yine! Şimdi tokatı yiyeceksin!” yerine “Çok sinirliyim! Sen oyuncağını alana kadar bebek gayet mutlu oynuyordu. Onu susturmanı ümit ediyorum.”
- Çocuğum hemen özür diliyor, ancak sonra aynı şeyi tekrar yapıyor.
- Önemli olan pişmanlık duyuyorlarsa bunu hareketlerine yansıtmaları gerektiğini anlamalarıdır.
- “Özrün anlamı farklı davranmaktır.” “Özür dilediğini duyduğuma sevindim. Şimdi kendi kendine bununla ilgili ne yapacağını sormalısın.”
- Çocuğuma karşı nasıl daha sabırlı olabilirim?
- Öfkeliyken sorun çözemezsiniz, önce sakinleşin.
- Kendi kendimizi motive etmeliyiz.
- “Çocuğuma karşı mümkün olduğunca kabullenici ve uyumlu olacağım. Daha önce duymadığım ifade ve duyguları dinleyeceğim.”
- “Yargılamaktan ve nutuk atmaktan kaçınacağım. İkna etmeye çalışmayacağım.”
- “Ne kadar garip olursa olsun, yeni fikirleri gözardı etmeyeceğim.”
- “Aceleci davranmayacağım. Acil çözüm bulamazsam, daha çok düşünüp, daha çok araştırıp, daha çok konuşacağım.”
- Övgü, övmek işe yarar mı?
- Övmenin çocuğun özsaygısının gelişimine olumlu katkısı vardır.
- Çoğumuz çok eleştirir, az överiz.
- Abartılı övgüler tam ters etki yaratabilir. Övgünün öven kişiyle ilgili şüphe yaratması (“Gerçekten beğendi mi?”), kişinin kendisiyle ilgili kaygı yaratması (“Ya bu başarımın devamını getiremezsem?”) ya da yönlendirme olarak algılanması da (“Bu insan ne istiyor benden?”) muhtemeldir. Bir resime “Şahane! Müthiş!” demek, onu incelemekten ve tanımlamaktan kolaydır. Çocuğunuz da bunu hissedecektir.
- Övgünün işe yaraması için tanımlayıcı olması önemlidir. “Burada bir sürü noktalar, yuvarlaklar ve çizgiler görüyorum. Şurada mavi rengi kullanman çok hoşuma gitti.” Bu durumda çocuk kendisini övecektir. “Evet çok güzel resim yapıyorum!”
- Durumu özetlemek de övgünün etkisini artırır. “Bir saatten fazladır şu şiiri ezberlemeye çalışıyorsun. İşte ben buna azim derim!”
- Olumlu özelliklerinin onaylandığı bu anlar, çocuğunuz için cesareti kırıldığında ya da hayalkırıklığına uğradığında geri dönüp bakacağı, kendiyle gurur duyacağı ve tekrarlamanın kendi elinde olduğunu hissedeceği önemli anılardır.
- Övgü konusunda nelere dikkat etmek gerekir?
- Övgü sözcükleriniz çocuğunuzun yaşına ve kapasitesine uygun olmalıdır. “Her gün dişlerini fırçaladığını görüyorum.” Bu cümle küçük bir çocuk için övgüyken, bir ergen için hakarettir.
- Överken daha önceki zayıflıklarını ve başarısızlıklarını ima etmeyin. “Nihayet doğru parçayı buldun!” yerine “Doğru parçayı aramak için çok uğraştın ve başardın!”
- Aşırı heyecan çocuğunuzun kendisi için başarılı olma arzusunu engelleyebilir. Çocuğunuz onun kendisi için istediğinden daha fazlasını istediğinizi düşünebilir. “Ne kadar yeteneklisin, kesin konser piyanisti olacaksın!”
- Takdir ettiğiniz eylemi tanımladığınızda, eylemin defalarca tekrarlanacağını unutmayın. Dolabın üstüne tırmanmaya devam etmesini istemiyorsanız “Tırmanırken kaslarını nasıl kullanman gerektiğini biliyorsun” demeyin.
- Çocuğum başarısız olmaktan korkuyor ve başarısız olduğunda çok üzülüyor. Ne yapabilirim?
- Üzüntüsünü küçümsemeyin, bunun yerine onun hisleriyle ilgili duygularını anlatın. “Bunda üzülecek ne var?” yerine “Bu kadar emek verdiğin projenin istediğin gibi sonuçlanmaması seni üzmüş olmalı.”
- Çocuğunuzun hatalarını kabul edin ve bunu onun öğrenme sürecinin bir parçası olduğunu ona anlatın.
- Kendi hatalarınızı da kabullenin. (“Yine anahtarı unuttum, ne kadar aptalım!” yerine “Keşke anahtarları unutmasaydım. En iyisi kapının yanına bir anahtar kutusu koyayım ki bir daha anahtarlarımı unutmayayım.”)
Muhrteşem,harika,çok aydınlandım eline ,emeğine sağlık.
BeğenBeğen
Cok tesekkur ederim 🙂
BeğenBeğen